Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Penguenler dahil herkese mektup

MEKTUBUN başlığı “Sen de sarılacak bir ağaç bul”. Mektup edebi bir dörtlükle başlıyor:

“Bir bahçeye giremezsen / Durup seyran eyleme / Bir gönül yapamazsan / Yıkıp viran eyleme”.
Gezi Parkı’ndaki eylemlerde organizasyon, zekâ, espri, hoşgörü, dayanışma açısında tavan yapan Beşiktaş’ın çArşı gurubu teşekkür mektubu yayınlıyor. Özetle şöyle:
“Gördüğü şiddet yüzünden yaralanmış tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun der, yaşamını yitirmiş insanlarımızın aile ve yakınlarına başsağlığı dileriz, mekânları cennet olsun, hatıraları yaşasın.
İstemeden de olsa, kimilerine bir zararımız olmuşsa, geride bıraktığımız tek bir çöp için dahi halkımızdan ve dünyanın en onurlu işini en az ücret karşılığı yapan tüm temizlik işçilerinden özür dileriz.
Bilenler bilir bizi, gerektiğinde özür dileyenleri severiz biz.
(...)
Provokasyonlara asla izin vermeyen ve bundan sonra da izin vermeyecek olan insanlarımıza...
‘Direnmeye gittim, gelecem’ diyen esnafımıza...
Seccadesini sedye yapan cami imamına, su taşıyan kilise papazına, iyi niyetini bizden esirgemeyen Antarktika’daki tüm penguenlere, onurlu tavır sergileyen basının tüm emekçilerine...
‘Sinirlenince çok güzel
oluyorsun Türkiyem’ diyen dikkate, haksızlığa, kibrin fırlattığı taşlara karşı göğsünü siper eden kadınlarımıza...
‘Bi başına çoraplarını bile giyemez, (...) etliye, sütlüye, dertliğe, asgari ücrete, evin ekmeğine karışmaz, yanında bomba patlasa umurunda olmaz’ denilen, velakin herkese çalımını atıp, röveşatasını yapan gençlerimize...
Yolda bize eşlik eden Beşiktaş sahilinin martılarına ve gölgesini bizden esirgemeyen ağaçlara teşekkür ederiz”.

PÜR BİR GENÇLİK

Amerika ve Avrupa liderleri, tarafsızlığı ile ün yapmış dünya basınının organları hükümeti uyarıyor. Şiddet uygulamayın, eylemcilerle diyalog kurun, onları anlamaya çalışın.
Onları anlamak yerine, hâlâ “çapulcu, yeniçeri, faiz lobisi” suçlamalarıyla arka arkaya mitingler düzenleyerek güç gösterisine girişmek son derece tehlikeli. “Yüzde elliyi evde zor tutuyoruz” sözüyle tam çelişkili.
Gezi Parkı’nda “İzmarit atmayın, toplayan yoldaşımız”, “Bizim copumuz, bizim gazımız kitaplardır” gibi pür sloganlar hemen göze çarpıyor. Eylemcilerin niteliğini sergiliyor.
Orada kandil kutlanıyor, çiçekler ezilmiyor, camlar kırılmıyor, kimse kimseye saygısızlık etmiyor. çArşı grubunun mektubu Gezi Parkı’nı özetliyor. Orada ne faiz lobisi var, ne öfke, ne intikam, çArşı’nın mektubu her şeyi özetliyor.
Çeşitli illerde polisler eylemcilere müdahale ederken, üniversitelerin hukuk fakültelerinde öğrenciler “İnsan Hakları Hukuku” dersinden sınava giriyor.

Mizah tavan yaptı

“TAYYİP bizim gibi üç çocuk ister misin” diye pankart açanlara öfkelenmek yerine, Tayyip Erdoğan keşke kahkahalarla gülebilse, onların mizahına başka bir mizahla karşılık verebilse, hayat çok değişecek.
Son bir hafta içinde mizah dergileri Gezi Parkı’nın ve her yere yayılan gösterilerin hakkını veriyor. Dünya mizahına katkıda bulunan örnekler. Bu gibi dönemlerde dünyadaki mizah nasıl evrensel dile dönüşüyorsa, bizdeki mizah da öyle. Dergilerin her satırı, her karesi kendi üslubunda, sivri dille olayları aktarıyor, insanı güldürüyor ve düşündürüyor.
Protest müzik mizahtan geri kalmıyor. Örneğin, Boğaziçi Caz Korosu’nun Türk musikisinden esinlenerek seslendirdiği parça:
“Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay, gaz maskesi ala benziyor, biber gazı bala benziyor”.
Tam zekâ ürünü. Ya da Duman grubunun seslendirdiği “Eyvallah”:
“Biberine gazına, copuna sopasına, tekmelerin hasına, eyvallah eyvallah”.
Bu eylem türü, bu eylemci niteliği, bu mizah ve bu protest müziği ile Türkiye bu biçimde ilk kez tanışıyor.

X