"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Pembe dizi projesi: Yalan Rüzgârı

SERDAR Turgut “Sıkıyorsa...” diye seslenmiş ve devam etmiş “Sen de Özkök ve Ahmet Hakan’la birlikte umre seyahatine katıl. Endişeleneceğine seyyah ol, not tut, mizah klasiği yaz. Ben olsaydım böyle yapardım Kanat.”

Her halini sevdiğim fakat sarkastik ve sinirli halini en çok sevdiğim Serdar’ın bunları Hürriyet’teyken kullandığı, bana Carl Hiaasen kitapları hediye ettiği küçük ve eğlenceli odasında bağıra çağıra söylediğini hayal edip gülümsedim.

¡ ¡ ¡

Hayatta karşıma çıkan meselelere “sıkıyor mu, sıkmıyor mu?” noktasından değil de “sıkılıyor muyum, sıkılmıyor muyum?” noktasından bakmayı tercih ediyorum.

Size de tavsiye ederim.

Sıkılacaksam yapmamaya çalışıyorum.

Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan’la umre seyahatine sıcak bakmıyorum çünkü feci şekilde sıkılacağımı düşünüyorum.

Sıkıntımın kaynağı da eminim Özkök veya Ahmet olmayacak.

Hatta içinde bulunacağım ortamı düşünürsek, tek dayanağım onlar olacak ve umre sürecinde kan kardeşi filan olacağız.

Bir kere sıcak.

Sıcak yere sonuna kadar kaçmadan gitmem.

İkincisi saygım sonsuz fakat hayatımın şu döneminde Romalı/Kartacalı gibi gezmek istemiyorum.

Yapım müsait değil.

Hem Özkök’ün yaşayacağını düşündüğüm terlik problemini aşacak gücüm de yok.

¡ ¡ ¡

Terlik...

Sağlam bir kaynaktan öğrendim.

Tartışacak konu sıkıntısı yaşayan kamuoyunun dikatine sunduğum “İhram tamam da, Özkök terlik mi giyecek yani? THY’nin müdürü gibi?..” sorusu Yapı Kredi’nin Yönetim Kurulu Toplantısı’nda da gündeme gelmiş.

İsim sormayın fakat kaynak sağlam.

Yapı Kredi’nin “acil” ibareli notu “Kıroks da giyebilir, dikkat!” şeklinde ulaştı bana.

“Kaplıca ziyaretine gelmiş turist arkadaşlar gibi. Estetik kaos! Kıyamet alameti!” dedim.

(Ara not: Bu kadar üst düzey finansçı tanıyıp bu kadar çulsuz bir adam olmamın takdirini ekonomi çevrelerine bırakıyorum...)

¡ ¡ ¡

Serdar’ın çok haklı olduğu nokta ise o seyahatten bir mizah eseri çıkarılabileceği.

Fakat biraz ‘gonzo’ tekniği kullanmak, biraz da o süreçteki Ertuğrul Özkök, Baha Akyol, Tavşan Kardeş, Ahmet Arsan, Taha Kıvanç ve Ahmet Hakan yazılarını takip etmek daha zahmetsiz olur herhalde.

Hem zaten umre seyahati ile başka bir proje var kafamda.

Hürriyet Prodüksiyon’un başarılı, ses getiren “sit-com” uygulamasının ardından “Pembe Dizi” için şartlar oluştu.

Adı “Yalan Rüzgârı” olsun; tutmuş dizi ismi varken yenisini aramaya gerek yok.

Umre seyahati ile ilgili üfürmeler, efsaneler ve en sağlamından gerçekleri harmanlayacak bir pembe dizi.

Bakalım, malzeme toplansın da...

¡ ¡ ¡

Bu arada Özkök’le seyahat fikrine karşı olmadığımı da kanıtlayabilirim.

Özkök aradı, “Komik olduğunu mu sanıyorsun?” dedi.

“Terlik giyme bence!”

“Serdar umre diyor ama başka bir teklifim var.”

“Hac?.. Düşünebilir miyim?”

“Komik değilsin sen. U2 konseri, Zagrep.        Gidelim mi?”

“Coldplay, Barselona, veni-vidi-loka filan diyordun; hayrola rüyanda ak sakallı Kurt Cobain mi belirdi?” diyerek teklifi zedelemek istemedim.

“Çantam hazır bile” dedim.

Yani Serdarcığım, seni seviyorum, özledim, umre olmuyor, sıkılacağımı düşünüyorum, onun yerine U2’ye gidiyorum.

Oradan ne çıkar bilemem.

Ancak bazı korkularım, kâbuslarım var.

Davos’ta Bono’yla Özkök tanışmıştı.

Kâbus senaryom şöyle:

Bono sahneden “N’aber Erto? Sizin başbakan esti gürledi bu sene Davos’ta ha? Ehe-ehe! Var mı istek parçası?” diyor.

O sırada alışma sürecinde olduğundan U2 konserine de ihramla gelen Özkök tavşan kardeş selamı veriyor.

“Canım moonwalk yapmak istedi ama terlikle zor oluyor” derken...

Kan ter içinde        uyanıyor, iyi pazarlar diliyorum.

X