"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Peki ya dekolte açılımı?

Milliyet Cumartesi’nin moda yazarı Melis Alphan, erkeklerin atlet giymesini enine boyuna irdeleyip eklemiş:

“Erkekte en katlana-madığım kıyafetler kolsuz olanlar.

Erkekler dekolte işini hakikaten kadınlara bırakmalı.

Çıplak kol dekolteden sayılmasa bile, söz konusu erkekse, dekoltedir. Ve dünyanın en güzel kollarına sahip olsa da bir erkek kolsuz tişört, bluz, gömlek giydiği an benim için bitmiştir.”

Melis’in zevkine/düşüncesine saygım dumansız saha, ama çok muhafazakâr buldum “erkek kolsuz hiçbir şey giymesin” manifestosunu.

Neden kadınların tekelinde olsun ki dekolte?

Neden erkeklerin “dekolte açılımı” engellensin? (şimdi pankartımı alıp sokağa fırlıycam! O derece abarttım.)

Galiba birçok kadının bilinçaltında atlet demek; çizgili pijama üstü beyaz atletiyle mangal yakan ya da maç seyreden geğirgen pazar erkeği demek. Nefretin kaynağı bu olabilir mi?

Konuyu Tarkan’ın son konserinde giydiği beyaz atlete de getirmiş Melis.

Evet fotoğrafta sakil duruyor, ama konserin konseptine uyuyordu. Yine de altına jean giyse Tarkan daha cool durabilirdi atletiyle.

Eğer atlet konusunda illa biri uyarılacaksa, o da Davut Güloğlu’dur bence.

Son klibinde ve fotoğraflarında öyle atletler giymiş ki, akıllara zarar. Göğüs dekolteli atlet diyorum ben Davut Bey’in giydiğine.

Atletin göğüs kısmı dümdüz olduğu için. Ve varsa eğer, erkeğin göğüs kası çizgisini teşhir ettiği için. Ama işte bu tarz atlet hakikaten kötü duruyor. Birisi Davut Güloğlu’nu uyarmalı.

Ya da uyarmamalı, bize ne, böyle devam etmeli...

Sözün özü: Dekolte açılımı sürsün erkekte. Ama şık bir şekilde. Mesela kolsuz gömlek giymeyelim, haklısın Melis.

O benim de en nefret ettiğim şey. Ama bir ayar bulunsun. Dekolteye devam edilsin.

Bacak dekoltesini ne yapacağız

Bazı kadınlar ve hatta bazı işyerleri erkekte bacak dekoltesine de gıcık oluyor. Yani yazın bermuda pantolon giyilmek suretiyle ayak bileğinin yukarısındaki kıllı bölgenin azıcık gösterilmesine...

Bu konuda da kadın tekeli var aslında. Onlar istediği gibi bacaklarını püfür püfür sergilerken (ki kabul edelim, sergileyenlerin hepsinin de bacakları güzel değil), erkeklerde hiçbir şekilde katlanılamıyor.

Özellikle de işyerlerinde.

Melis’e sordum, “Peki bu konuda ne düşünüyorsun?” diye. “Sadece Türkiye’deki bermuda tek tipliğine karşıyım. Bütün erkekler yandan cepli aynı tarz bermuda giyiyor. Senin de dikkatini çekmiştir mutlaka. Ama bermuda dekolte değil bence. Ben asıl erkekte kapri sevmem.”

Durum budur, peki ya siz? “Dekolte açılımı”na var mısınız yok musunuz?

Eurovision 2010’da neden Hande Yener

Eurovision’un 2010 temsilcisi için en çok adı geçen, internette yapılan oylamalarda en çok önde giden Hande Yener ve şebnem Ferah.

TRT’den henüz tık yok, kimi seçecekler, kimlerle görüşecekler, bilinmiyor. Ama eylülde kopacak dananın kuyruğu, orası biliniyor.

Ne kadar Eurovision’dan sıkılsam da, o bildik Eurovision şovlarından/şarkılarından gına gelse de, izlemeden durulmuyor/duramıyorum. O da bir gerçek.

O zaman 2010 temsilcisi için adayımı açıklayayım: Hande Yener.

Nedeni de şu: şebnem Ferah’ın zaten çok istekli olduğunu düşünmüyorum. O şimdi yeni albümünü bitirmek için uğraşmakta, eminim haberi bile yoktur kopan fırtınalardan.

Hande Yener’in ise bu işi çok istediğini ve deliler gibi çalışacağını biliyorum.

Hatta bildiğim kadarıyla, şimdiden kafasında Eurovision için binbir türlü şov var. Öyle ki bu şovlarla ilgili ıngiltere’den bir sanat yönetmeniyle çalışmayı düşünüyor.

Yarışmaya seçilecek şarkı için de dört-beş tane şarkı hazırlayıp farklı aranjörlerle çalışmayı hedefliyor. Kısacası olaya bakış açısı tek tip değil, çeşitli.

Yanisi: Son albümlerindeki tarzını beğenin/beğenmeyin, ama Hande bu işi kotarır, alır götürür. Ötesi yok.

X