"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Peki işsizleri kim kurtaracak?

<B>PİYASA </B>ekonomisi, risk faktörüne dayanır.

Müteşebbis ruhlu bireyler, risk alıp yatırım yaparak, kár elde etmeye çalışırlar. Kár etmedikleri takdirde bunun bedelini öderler.

Müteşebbis ruhlu olmayan ya da bu riski göğüslemekten çekinen bireyler ise daha azla yetinip, bordro üzerinden ücretle çalışırlar.

Bu takdirde en önemli riskiniz işinizi kaybetmektir. Ama Türk usulü bir piyasa ekonomisi modeli işlerse, müteşebbislere ait olması gereken risk çoğunluk devlet tarafından üstlenilir.

Müteşebisseniz, kár size aittir. Zarar ederseniz, gelsin kamu kaynakları üzerinden kurtarma operasyonları...

Bankacılık sistemine çekidüzen verme gerekçesiyle koalisyon hükümeti tarafından girişilen son kurtarma planı, piyasa ekonomisinin ruhuyla taban tabana zıt olan bu kural ihlalinin vahim bir örneğini oluşturuyor.

* * *

Hükümetin, tümüyle iyi niyetle, ekonomiyi canlandırmak amacıyla bu düzenlemeye gittiği öne sürülebilir.Ancak, ne kadar iyi niyetle yola çıkılmış olsa da, bu düzenleme pek çok soru işaretinin zihinlerde asılı kalmasını önleyemeyecektir. Bunların başında, operasyonun vergi mükelleflerinin parasıyla, yani son dönemde her vesileyle yükseltilen vergilerle yapılacak olması geliyor. Oysa mükellefler, vergilerini özel şahıslara ait bankaların kurtarılması için vermiyorlar.

Ayrıca, vergi mükellefleri işsiz kaldıklarında hükümet onlar için benzer kurtarma operasyonlarına girişmiyor.

Son krizde işsiz kalmış her vatandaşın, bu operasyonla birlikte hükümete ‘‘beyler, bizi neden kurtarmıyorsunuz?’’ diye sorma hakkı doğmuştur.

* * *

Bir bu kadar düşündürücü olan, getirilen yöntemin yarattığı yüz kızartıcı ölçülerdeki adaletsizliktir.

Hükümet, kriz baş gösterdiğinde, sorunlu bankaları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devretme yöntemine başvurmuş, sayısız bankaya el koymuştu.

Bunlar arasında gerçekten çok kötü yönetilen bankalar da vardı; krizde yükümlülüklerini karşılayamaz duruma düşüp sıkıntıya girenler de...

Bu bankalara el konulup, benzer durumda olan diğerlerinin kurtarılmasındaki haksızlığı kim giderecektir?

Bugün yapılan doğru ise, dün yapılanın hata olduğu kabul edilecek midir?

Hükümetin vaatlerine inanarak aldıkları hazine káğıtları krizle birlikte değer kaybettiği için zora girip, işletmelerini kaybeden banka sahiplerinden özür dilenecek midir?

Bankasına el konulduğu için kamuoyunda otomatik olarak ‘‘hortumcu’’ damgasını yiyen, hatta bir bölümü yargı karşısında sanık durumuna düşen, tutuklanan bankacıların iade-i itibarı için ne yapılacaktır?

Ayrıca, bu şekilde kurtarılacak bankalar içinde kaynaklarını yasal sınırların üzerinde büyük ölçüde kendi şirketlerine aktarmış olan bankalar varsa, devlet suça iştirak etmiş olmayacak mıdır?

Burada ‘‘mutlak kaybeden’’ konumunda olan tek bir kişi vardır. O da, bir kez daha kendi sırtından başkalarının kurtarıldığına tanıklık edecek olan Türk vergi mükellefidir.
X