Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Peki Erdoğan neden yattı?

    Enis BERBEROĞLU / STRASBOURG
    04 Ekim 2007 - 01:27Son Güncelleme : 04 Ekim 2007 - 01:28

    CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde 27 dakikada okuduğu metin sanırım kimseyi şaşırtmadı. 11 sayfalık konuşma örneğin Kıbrıs ve Irak gibi hassas konularda resmi politikadan en ufak sapma göstermedi. Ancak üslupta AB perspektifi hatta sadakati özenle ön plana çıkartılmış gibi geldi bana...

    Abdullah Gül’ün asıl sınavı parlamento ve uluslararası medya önündeki doğaçlama soru-yanıt performansıydı. Türk Cumhurbaşkanı’na soru yöneltmek isteyen 38 parlamenterin sadece üçte birine süre yetti. Ve Abdullah Gül siyasetçi kimliğinden Cumhurbaşkanı’na dönüşümünü bu fasılda sergiledi. Hollandalı parlamenterin "Başbakan Tayyip Erdoğan medyaya 59 dava açmış, ifade özgürlüğüne sığar mı?" sorusuna aynen şu yanıtı verdi:

    - Düşüncesini ifade etmesinden dolayı cezaevine girmiş kimse yoktur.

    Cumhurbaşkanı haklı refleksle ülkesini savunduğu bu yanıtta kendi başbakanının başına gelenleri unutmuş gibiydi. "Düşüncesinden dolayı hapse giren yok" cümlesi en azından şiir okuduğu için Saray Cezaevi’nde yatan ve siyasi yasak yiyen Tayyip Erdoğan tarafından hazmı zor bir iddiaydı.

    Üstelik bu unutkanlığın geçiçi değil kurumsal olduğu basın toplantısındaki 301’inci madde sorusuna verdiği yanıtta da ortaya çıktı. Abdullah Gül, Nobel ödülünün altını özenle çizdiği Orhan Pamuk ve Elif Şafak gibi 301’den takibata uğrayan ve fakat tutuklanmayan isimleri örnek verdi.

    Buna karşılık her demokrasi tartışmasında "Ben de şiir okuğum için hapis yattım" diyen Türk Başbakanı’nı yine hatırlamadı.

    * * *

    Yabancı gazetecilerin bence en kritik sorusu, "Hıristiyan vatandaşların uğradığı saldırılar" hakkındaydı. Abdullah Gül bu soruyu, Rahip Santoro suikastını "siyasi cinayet" olarak etiketleyerek yanıtladı ve laik alana taşıdı.

    Hemen ardından laiklik tartışmasına hiç geçit vermeyen, "Türkiye hangi istikamete gidiyor bir bakın, Avrupa istikametine değil mi?" meydan okuması tam da Avrupa’nın duymak istediği mesaj gibi geldi bana...

    Abdullah Gül’ün "Kadınlarınız kaygılı ama" tepkisine sakince "Kaygıya gerek yok. Aktif olarak hayatın içindeler" yanıtını sadece Avrupalı parlamenterler değil, protokol locasında oturan eşi Hayrünnisa Hanım da dinledi. (First Lady bu gezide de sessizliğini korudu, gazetecilere sadece güleryüzle iyi günler dilemekle yetindi.)

    Abdullah Gül Türk Silahlı Kuvvetleri’ni överken başkomutan gibiydi.

    Kürt meselesinde kucaklayıcı konuştu, AB’ye PKK sitemi yerine teşekkürü dikkat çekiciydi.

    Özetle Avrupalı siyasetçilerin kıyak emeklilik adresi olan parlamentodan yetişerek, Dışişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olabilen Abdullah Gül kendi ifadesiyle eski okulunda sıcak kabul gördü. İyi niyet dileklerine ilaveten Parlamento Başkanı Rene Van der Linden’in dile getirdiği "Bütün Türklerin Cumhurbaşkanı olun" temennisi ile uğurlandı.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı