Pearl Lam: Babamın kızı olmaktan nefret ettim

Hürriyet Haber
06.08.2014 - 01:08 | Son Güncelleme: 06.08.2014 - 11:58

Dünyanın en güçlü kadınlarından biri olan Hong Konglu Pearl Lam, babasının milyarlarca dolarlık servetiyle ilgilenmeyip sanat galerileri açan biri. Pearl Lam, “İş dünyası sıkıcı ve ben asla babamın kızı olmak istemedim. Onu hayal kırıklığına uğratıp sanat galerileri açtım” dedi.

Pearl Lam: Babamın kızı olmaktan nefret ettimFORBES, New York Times, Corriere della Sera gibi önde gelen yayınlar tarafından kimi zaman dünyanın en güçlü kadınlarından biri, kimi zaman en etkili kadınlardan bini kimi zaman da sanat öncüsü seçilen Pearl Lam, kısa bir süreliğine İstanbul’a geldi. Çılgın kişiliğiyle bilinen Pearl Lam, Hürriyet’in sorularını yanıtladı.

* Sanata ilginiz nasıl başladı?
- Ben Londra’da okurken sanata ilgi duymaya başladım. Okul bitince sırf 6 ay daha fazla orada kalabilmek için dekorasyon işine girdim. Ailem bir an önce Hong Kong’a dönüp aile şirketlerinden birinde çalışmamı istiyordu. İlk o zaman koleksiyoner oldum.

* Babanız Asya’nın en zenginlerinden. Milyarlarca dolarlık bir servetten söz ediliyor.
- Açıkçası bilmiyorum. Aile işlerine girmedim. İstemedim.

* Babanızı nasıl ikna ettiniz?
- Babama galeri açmak istediğimi söyleyince büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Gayrimenkul geliştirme işinin başına geçmemi istiyordu. Ona göre sanat, en fazla parayla satın alınacak bir şeydi. Sanat bir iş olamazdı. Aile şirketlerinde çalışmayacaksam, eğitimini aldığım avukatlık işini yapmalıydım. Babama “Bana bak, benim senin avukatın olmamı ister miydin” dedim. Benim gibi giyinen, saçını başını boyayan çılgın birini ne iş ne de hukuk dünyası ciddiye alır. Ben kendimi sanat dünyasında bile çok zor kabul ettirdim. Herkesin iki katı çalışmam gerekti. Çünkü dış görünümümle, modayla çok ilgiliyim. Sanat camiasında bu bir zaaftır. Ama ben kendi karakterimden hiç ödün vermedim.

Pearl Lam: Babamın kızı olmaktan nefret ettim

UTANÇ VERİCİ MAĞAZA

* Galeri açtığınızda neler oldu?
- İlk olarak pop-up shop (geçici küçük mağaza) açtım ben ve bu da sanat camiası için utanç verici bir şeydi. Sonra Contrast isimli galerimi açtım. Daha sonra adımın bir markaya dönüştüğünü fark edince galerime kendi adımı verdim.

* Babanız da sizi en sonunda kabullendi galiba?
- Ben babamın kızı olmaktan nefret ettim. Evet, gerçekten nefret ettim. Hiçbir zaman onun kızı olmak, öyle anılmak istemedim. En başta ne yapmak istediğimi bilmiyordum ama ne yapmak istemediğimi çok iyi biliyordum. Asla babamın kızı olmayacaktım. Sonuçta aile şirketleri, üç erkek kardeşim tarafından yönetiliyor. İş dünyasını sıkıcı buluyorum.

Hong Kong bir sanat çölüdür

* Çin sanatını dünyaya açan ve ülkeyi sanatla buluşturan öncü olarak anılıyorsunuz.

- Dürüst olmak gerekirse, ben öncü falan değilim. Pek çok kişi benden önce bu işe soyundu. Benimkinden önce galeriler vardı. Ama ben farklı bir karakterim. Her şeyimle farklıyım. Işıldarım, ünlüyüm, sıra dışıyım… Bu da insanlara ilginç geldiği için beni listelere koyarlar. Sesim gürdür benim. Böyle renkli olunca ne zaman Çin’de Uzakdoğu’da bir kültür sanat faaliyeti olsa benim kapımı çalarlar. Pek çok gelişme oldu tabii ki ama bence Hong Kong hâlâ bir sanat çölüdür. Benim ilk motivasyonumda Çin’de sanata duyulan ilgiyi artırmaktı. Sonra peşinden Çinli sanatçıları dünyaya açmak geldi.

Pearl Lam: Babamın kızı olmaktan nefret ettim

* Dünyanın en güçlü kadınları arasında gösterilmek hayatınızda neyi değiştirdi?
- Açıkçası ben bu ‘güçlü kadın’ kavramını doldurduğumu sanmıyorum. Beni o listelere almak, diğer siyasi liderler, işkadınları ve kanaat önderlerine haksızlık. Ama beni popülerim, ünlüyüm diye bu listelere aldıklarını biliyorum. Çok da anlam yüklemiyorum o yüzden. Zaten listelerde benden başka sanat alanından kadın yok.

28 milyon dolara satılan Çin eserleri oldu

* Sanat piyasasında Çin’in yükselişi çok hızlı ve dikkat çekiyor. Bunda katkınız olduğunu düşünüyor musunuz?
- Bu kadar kafaya taktığıma göre vardır herhalde. Çin’in çok köklü bir kültürü ve tarihi var. Ülke ekonomik olarak kalkınırken, dünya başka bir gözle de ona bakmaya başladı. O esnada çağdaş sanatta Çin’in atılım yapması çok yerinde bir çıkıştı. Çin’de ‘Kültür Devrimi’ni hatırlatan akımlara ilgi duymuyor, hatta sevmiyor insanlar. O yüzden ‘soyut’ sanata geçildi. Bu güne kadar Çinli bir sanatçının satılan en pahalı eseri Zeng Fanzhi’nin ‘Last Supper’ı. 28 milyon dolar etti.

* Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?
- Açıkçası çok fazla bilmiyorum. Geçen yıl bir hafta kaldım. Şimdi yine alıcı gözle bakıyorum. Mehmet Ali Uysal’ın Şanghay’da bir sergisi olacak.

Pearl Lam: Babamın kızı olmaktan nefret ettim

* Batı ile kültür ve sanatta aynı gelişmeleri izlemeyen Türkiye, Çin gibi ülkeler zamana nasıl adapte oluyor?
- Batı klasik sanattan modern sanata bir süreç içerisinde geçmiş. Bizim gibi ülkelerde ise bıçakla keser gibi şiddetle yapamayız bunu. Sanatın evrilmesine inanıyorum ben. Aksi halde toplumda karşılığını bulmuyor.

dcengiz@hurriyet.com.tr





    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı