23 Ekim 2014 Perşembe 04:40

 ADnet  
Reklam için
ÜYE GİRİŞİ / ÜYE OL
BENİM SAYFAM
GÜNDEM
EKONOMİ
MAGAZİN
SPOR
DÜNYA
PLANET
EKONET
PİYASANET
IMKB 82406
DOLAR 1.7690
EURO 2.3580
€ / $ 1.3343
SAĞLIK
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
ASTROLOJİ
TV REHBERİ
EN İYİ ON
YAZARKAFE
SERVİSLER
BİLGİ YARIŞMASI
ANKETLER
AT YARIŞI SONUÇLARI
İDDAA PROGRAMI
CANLI MAÇ SONUÇLARI
MIND
CANLI MAÇ ANLATIMI
BENİM SAYFAM
BUMERANG
HÜRLİST
SOSYAL İLANLAR
HABER ALARMI
EKRAN KORUYUCU
OYUN
YENİBİRİŞ
HÜRRİYET EMLAK
HÜRRİYET OTO
HÜRRİYET EĞİTİM
HÜRRİYET KAMPÜS
GAZETE SERİ İLANLAR
HÜRRİYET KIYASLA
YAKALA.CO
HÜRRİYET AİLE
TİPEEZ
SAYISAL LOTO 31/12/2011
2 - 8 - 25 - 27 - 30 - 47
ŞANS TOPU 12/02/2013
4 - 5 - 14 - 18 - 30 - 3
SÜPER LOTO 20/12/2012
19 - 23 - 26 - 28 - 36 - 49
>> On Numara Sonuçları
ANA SAYFAM YAP
FAVORİLERİME EKLE
GAZETE-BÖLGE EKLERİ
KELEBEK
CUMA
CUMARTESİ
PAZAR
SEYAHAT
OTO YAŞAM
HÜRRİYET IK
ANKARA
EGE
KURUMSAL
HÜRRİYET KURUMSAL
İNTERNET GRUBU
REKLAM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE / İLETİŞİM
UNICEF Kartları ve Hediyelikler
 Pazar
Önceki Haber     Sonraki Haber

Özgürlüğe koşan kadın Pembiye

6 Ocak 2008
Gülden AYDIN/gaydin@hurriyet.com.tr
Özgürlüğe koşan kadın Pembiye O Batman’ın bir köyünde, 20 kardeşten biri olarak doğmuş, ilkokulu bitirdikten sonra 14’ünde bir gardiyanla evlendirilmiş bir kadın. Evliliğinin ilk ayında kocasından dayak yemeye başlamış, kayınpederinin sürekli tacizine uğramış, kendi ailesi tarafından reddedilmiş bir kadın. Arka arkaya yedi çocuk doğurmuş, birini 14 günlükken kaybetmiş, herkes tarafından terk edildiğinde sesini duyurmak için beş kere intihara teşebbüs etmiş bir kadın.

Pembiye Beğer (32) bugün Batman Beşiri Öğretmen Evi’nde çalışıyor, lise ikinci sınıf sınavlarına hazırlanıyor, resim yapıyor, "altın hayallerini" büyük defterlere yazıyor, konuşuyor, konuşuyor, durmadan özgürlükten söz ediyor. BBC onun hayatıyla ilgili çektiği belgeseli şubat ayında yayınlamayı planlıyor. Açtığı ikinci resim sergisinde Batman Valisi’nin eşiyle birlikte poz veriyor. Hayata en dipten başlamış bu kadın, şimdi yaptığı resimlerde kendini dev bir ağacın tepesinde gökyüzüne bakarak çiziyor. İşte Pembiye’nin hikayesi.

Pembiye, Batman’da Garzan Kampı Köyü’nde doğdu. Annesi, babasının ikinci eşiydi. Beşirili gardiyan M. Ş. D. ile evlendiğinde 14 yaşındaydı. Aslında gardiyan Pembiye’yle evlenmek istememişti. Zaten evliliğinin ilk ayında, dayak yemeye başladı ondan. İki görümcesi, kayınvalidesi ve kayınpederiyle aynı evde yaşıyorlardı. Pembiye evde hapisti. Yaşı küçüktü ama hiçbir zaman boyun eğen biri olmamıştı. Neden beni eve kapatıyorsunuz, diye sormaktan çekinmedi. Sen gelinsin, ayıptır, çıkma dışarıya, dediler. 16 yaşında ilk çocuğunu doğurdu. Bu da evdeki hapishane için yeni bir bahaneydi: Otur, çocuk bak!

Kocası sabahları 12 kilometre ötedeki Batman Kapalı Cezaevi’ndeki işine gidiyor, akşam döndüğünde annesiyle kızkardeşlerinden Pembiye ile ilgili rapor alıyordu önce. Sonra karısını odaya kilitleyip bir de onun ifadesini alıyordu. Bahane hazırdı: Anneme, ablalarıma terbiyesizlik ettin! Sonra da dünyanın dayağını atıyordu. Tekmeyle, yumrukla, sopayla. Çoğu zaman çocukların gözlerinin önünde.

Pembiye arka arkaya çocuk doğurur, dayak yer ve evde hapis yaşarken, bir de kayınpederiyle uğraşmak zorundaydı. /_newsimages/4723491.jpgKayınpeder, yanından hiç ayrılmıyordu. "Bu iki keçiyi senin için aldım, canım sana kurban olsun" diyordu. Çocuklar bile zamanla anladılar olup biteni. Dedeleri Pembiye’nin yanına geldikçe gülüyorlardı. Pembiye de sinirinden eline ne geçerse duvarlara fırlatıyordu. Bir kere babasına anlattı derdini, o umursamadı "baksın, ne olacak!" dedi. Kocasının umurunda değildi, hayatında zaten Batman’da oturan başka bir kadın vardı.

ÖLÜMLE BURUN BURUNA

2002’de Pembiye’nin kayınvalidesi ve görümceleri İstanbul’a taşındılar. Kocası da iznini onların yanında İstanbul’da geçiriyor, Pembiye’yi kayınpederiyle evde yalnız bırakıyordu. Evde çıldıracak gibiydi genç kadın. Sonunda kendine bir çıkış yolu buldu. Bir gün, savcılığa başvurdu. "Kocam bize bakmıyor, dövüyor, hayatında biri var. Babası beni rahatsız ediyor. Gidecek yerim yok" diye şikayet etti.

Kocası bu şikayeti on gün sonra duydu. Duyar duymaz büyük bir öfkeyle, elinde zimmetli resmi tabancasıyla eve geldi. Küçük oğlu Müslüm, üç yaşındaydı. Karısını ve oğlunu aldı, Çöl Dağı’na götürdü. Aslında dört kişiydiler, çünkü Pembiye yine bir bebek bekliyordu. Gardiyan, oğlunu arabada bıraktı, karısını alıp dağda önden yürüttü. Pembiye dönüp arkasına baktığında kocasının iki elini kaldırdığını gördü, can havliyle hamile olduğunu söyledi. Kocası "Çok kişi var hamile kadın öldüren" dedi. Pembiye bir süre sonra tekrar arkasına döndü. "Tamam, beni öldür. Ama ne zaman yapacağını söyleme, ani olsun." Kocası fikir değiştirdi: "Seni öldürmeyeceğim. Ama gideceğim, senden kurtulacağım."

Birkaç gün sonra, Pembiye’ye İstanbul’a gideceğini, boşanma davası açacağını söyledi. Pembiye buna itiraz etmedi. Asıl korkusu, kayınpederiyle yalnız kalmaktı. Kendi ailesinin "dul" bir kızlarını geri almayacağını biliyordu. Gardiyan, babasına "İkinizi baş başa bırakıyorum, ne haliniz varsa görün" dedi, son söz olarak.

DÖNÜM NOKTASI ANKARA

İki katlı evde, Pembiye üst katta kalmıştı. Kayınpeder alt kattaydı ama sürekli gelininden su istiyor, çocuklarla yolladığı zaman "hayır anneniz getirecek" diye ısrar ediyordu. Sonunda kayınpederine ilk kez bir çift laf edecek cesareti buldu. "Gözüme görünme, bana hiç karışmayacaksın" dedi ama ısrarlı ilgisinden kurtulamadı.

Bu dönemde ailesinin yanına dönmek için çok uğraştı. Üstelik son çocuğu Rukiye’ye de hamileydi. Üvey annesine /_newsimages/4723493.jpgsığındı, kovuldu; annesine yalvardı, mahkemenin geçici olarak bağladığı 200 YTL yoksulluk nafakasını vermeyi teklif etti, yine geri çevrildi. Babası onu kabul etmek için bir sürü şart öne sürdü: Önce bebeği aldır, sonra seni evlendiririm ama itiraz etmeyeceksin.

Bu bardağı taşıran son damlaydı. Pembiye kalktı, Batman Valiliği’ne gitti. Dönemin Valisi Recep Kızılcık derdini dinledi. Pembiye’yi hemen Ankara Sosyal Hizmetler’e bağlı Sığınma Evi’ne gönderdi. Orada 19 gün kaldı Pembiye. Bu 19 gün, onun için bir dönüm noktasıydı. Okulu dışarıdan bitirebileceğini orada öğrendi. Çocuklarını, evini almak için harekete geçmesi gerektiğini düşündü. Ankara Valiliği’nden yol parası alarak Beşiri’ye döndü.

BEŞ KERE ÇATIYA ÇIKTI

Batman Valisi’ne gidip çocuklarıyla yaşamak istediğini söyledi. Polis gözetiminde evine geri döndü. Kocası o sırada evdeydi; polislere bir şey diyemedi, Pembiye’yi evden kovamadı ama çocukları alıp alt kata, babasının evine yerleşti. Bir süre sonra da İstanbul’a tayinini çıkarttı. Doğuma bir gün kala büyük kızı Sena, "Biz yarın İstanbul’a gidiyoruz" diye haber verdi annesine: "Çocuklar biraz şaşkın, biraz da neşeliydiler. İstanbul’a gidecekleri için olsa gerek..."

Pembiye, yine kayınpederiyle başbaşa kalmıştı. Onu görmemek için kendi sokak kapısının önüne duvar ördürdü; kayınpederi duvar henüz ıslakken tekmeyle, sopayla yıktı. Yeniden ördürdü, yeniden yıktı adam. Sonunda Pembiye çıldırdı. Komşunun kızını alarak karşı binanın çatısına çıktı. Savcılık onu Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yolladı. 20 gün sonra döndüğünde, bu sefer Batman’da bir binanın dördüncü katına çıktı; yine kurtarıldı, Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde on gün yattı. Ardından üç kere daha çıktı çatılara. Bu intihar teşebbüsleri, Batman’da çok sık görülen diğer kadın intiharlarına benzemiyordu. Pembiye’nin bütün dünyaya duyurmaya çalıştığı, "Ben buradayım, beni görün" dediği birer imdat çağrısıydı. Sonunda evinin karşısındaki okulun çatısına kamera koydular. Ev 24 saat gözetleniyordu. Kayınpederi korkusundan bir daha bakmaya cesaret edemedi ona. Ondan kurtulmuştu. Zaten kayınpeder bir süre sonra öldü.

Artık Pembiye, evde yalnızdı. Hayatında ilk defa özgürdü. Beşiri Kaymakamı Arif Yalçın, onu Öğretmen Evi’nde 200 YTL. maaşla kat hizmetlisi olarak işe almıştı. Orada öğretmenlerle sohbet ediyor, Halk Eğitim’de kilim dokuyan kızlarla dostluk yapıyordu. Bir gün nakış için kartlara basılmış çocuk ve hayvan resimleri görerek aynısını yaptı. Kaymakam, bunun üzerine ona resim yapmasını tavsiye etti; şövale, kağıt, boya, büyük boy defterler aldı. İçinden geldiği gibi resim yapmaya, renkleri, çizgileri keşfetmeye başladı. Ortaokulu dışardan bitirdikten sonra, liseyi dışardan bitirmeye karar verdi. Evinde durmadan çiziyor, boyuyor, çalışıyor, okuyordu. Büyük boy defterlere içini döküyordu.

Her bir deftere bir başlık atmıştı. "Benim Hünerlerim ve Altın Fikirlerim" defterine, karanlıkta etrafı aydınlık gösteren gözlük... Güneş enerjisiyle ısınan halılar, yorganlar, diye yazmıştı. "Eleştiriler" defterinde, oklar erkeklere yönelmişti: Yaşlı erkeklerin genç kadınlara düşkünlüğü, kabalıkları en çok eleştirdiği şeylerdi. "Güneş ve Ay’ın Evliliği" adlı defter ise, fantastik bir hikayeydi.

İlk resim sergisini 17 Aralık 2006’da, ikincisini de 16 Aralık 2007’de açtı. Şimdi her gece üç resim yapıyor. Özgüvenini artıracak rehber kitaplar okuyor, lise 2. sınıf sınavlarına hazırlanıyor. "En büyük hayalim, liseyi bitirip Güzel Sanatlar Fakültesi’nde resim okumak, sonra da kolumda resimlerimle Avrupa’yı dolaşmak" diyor.

Pembiye, kocasından 2007 Haziran’ında resmen boşandı. Mahkeme, çocuklarının velayetini babalarına verdi, şimdi İstanbul’da yaşıyorlar.

HAYALLERİMİN İÇİNDE ÇOCUKLARIM YOK

İki aydır bankaya 50’şer milyon yatırıyorum. Üniversite masraflarım için. Bu hayallerimin içinde çocuklarım yok. Evlenmeyi de kesinlikle düşünmüyorum. Özgürlüğüm için her şeyi feda ederim. Özgür olmayınca öğrenemiyorsun, göremiyorsun, duyamıyorsun. Güzel ve terbiyeli kullandıktan sonra özgürlük bir nimettir. Kötü kullanmak, bataklık ve ölümdür. Ben akıllıyım, yetenekliyim, terbiyeliyim.

  Yorum Sayısı 3 / 9     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>     Yorum Analiz >>
Diğer Yorumlar
alper s ('as1979' tüm yorumları) 06/01/2008 - 20:44
o çoçukları doğrurken herşey toz pembeydi herhalde pembiye hanım? bu nasıl bir zihniyet ya,hayallerimin içinde çocuklarım yok! doğurmasaydın kardeşim..bu başarı ikayesini mutlulukla okuyordum anca son paragraftaki daki çümle beni çok sinirlendirdi.
Yorum Değerlendirme
%0 %0 %0 %25 %75
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
Yıldırım Türkel ('YILDIRIM' tüm yorumları) 06/01/2008 - 19:06
bravo Pembiye kızım.Artık kim tutar seni.Yolun açık gönlün şen olsun.Herkese de iyi bir ders ölsun.
Yorum Değerlendirme
%0 %100 %0 %0 %0
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
thistle sorrow ('sisyphus' tüm yorumları) 06/01/2008 - 11:36
Bu hanımefendiye yardım eden tüm insanların kalbinde güller açmıştır. Bu topraklarda hala iyi insanlar olduğunu öğrenmek umut verdi, gözlerimi yaşarttı.
Yorum Değerlendirme
%100 %0 %0 %0 %0
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 3 / 9     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>     Yorum Analiz >>
Diğer Yorumlar
Diğer Haberler
 ADnet Reklamları Reklam vermek için tıklayınız    
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH