Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

En öz hakiki TKP davası

Zeynep BİLGEHAN - Fotoğraf: Selçuk ŞAMİLOĞLU
26 Şubat 2012
En öz hakiki TKP davası

Türkiye Komünist Partisi (TKP) resmen ikinci kez kuruldu. Ancak halen bu isimle faaliyet gösteren bir parti daha bulunuyor. 1920'de kurulan TKP'nin devamı olduğunu ilan eden yeni partinin geçen haftaki basın toplantısı mevcut TKP (eski SİP) üyeleri tarafından basıldı. İki taraf birbirini provokatörlükle suçladı, bir kişi yaralandı. Aslında eski ama şimdi yeni TKP sözcüleri Murat Nergiz, Fatma Şenden Zırhlı, Onur Balcı, Turgut Metin Öztürkoğlu, Yusuf Türkoğlu'yla buluştuk

Öncelikle yeni partiniz hayırlı olsun...

- 92 yıl sonra yasal olduğumuz için çok heyecanlıyız! Karşılaştığımız tüm hukuki engellemelere rağmen Siyasi Partiler Kanunu'na göre mevcudiyet kazandık. Şimdi, il-ilçe teşkilatlarımız, Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu gibi organlarımızı oturtuyoruz.

92 yıldır neredeydiniz, neler yapıyordunuz?

- İlk Türkiye Komünist Partisi 1920'de Bakü'de kuruldu. Kurulur kurulmaz da ülkenin bağımsızlığı için Kurtuluş Savaşı'na katılmak, aynı zamanda ülkede bir işçi-köylü hükümeti kurmak için mücadele sahasına çıktı ama diğer siyasi akımlar içinde hemen baskı görmeye başladı. 1940'larda Türkiye'nin tarafsız kalabilmesi, faşizme karşı bir cephede yer alabilmesi için uğraştı. 1946'da çok partili hayata geçilirken yasal bir parti kuruldu: Türkiye Sosyalist Çiftçi Emekçi Partisi. 1950'lerde Adnan Menderes dönemindeki Amerikancı yönelime güçlü bir muhalefet yaptı. Ertesi yıl, büyük bir tutuklama kampanyasıyla tüm komünistler içeri atıldı. Kapatılmasına rağmen sınıfa dayalı bir parti olduğundan çalışmaları hep devam etti. 1960'larda Gençlik Hareketleri ve TİP'in içinde örgütlendiler. 1970'ler bizim için özel bir dönem. İsmail Bilen'in önderliğinde; 1 Mayıs ve 8 Mart'ın ilk defa kutlanmasına önderlik edildi, büyük direnişler yapıldı. DİSK'in içindeki sendikalarda, öğretmenler, gençler ve derneklerle çalışıldı. Köylerde de köylülerin refahını ve üretimini artıracak çalışmalar yaptılar.

Parti kapalı olmasına rağmen nasıl yapıldı bunlar?

- Çalışmalar hep yeraltında devam etti ama bu meşruluğu yitirmek demek değil. 12 Eylül'den sonraki dönemde de TKP çalışmaya devam etti. 1990'lara gelindiğinde siyasal bir karmaşa içine düşüldü. Sovyetler Birliği'nin yıkılışı, sosyalizmin kitleler gözünde meşruluğunu kaybetmesiyle bir bunalıma girildi. O dönem, partinin merkezi örgütlenmeleri, bizzat merkezin yöneticileri tarafından eritildi. Daha sonra 1991'de Türkiye İşçi Partisi'yle birleşerek Türkiye Birleşik Komünist Partisi'ni oluşturdular. Kurulur kurulmaz Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Sonra dağınıklık hakim oldu. Daha önceleri geleneğimizin yöneticiliğini yapmış kimi insanlar artık sosyalizmin öldüğü ve bunun için çalışmanın beyhude olduğunu ilan ederek karşı saflara geçti. Bizse çalışmaya devam ettik. 

Peki şimdi iki TKP var. Siz TKP'yseniz, diğer TKP kim?

- Yaşanan erime sürecine karşı mücadele ederken gruplar değişik dergiler etrafında toplandı. Dağınıklığa karşı en büyük kaldıraç da Ürün Dergisi'ydi. 12 Eylül'de kapatıldı. 1997'de tekrar açıldıktan sonra birlik çalışmaları onun etrafında toplandı. Ürün ortaya çıkana kadar TKP'nin adını kimse anmıyordu. Herkes korkuyor, 'kötü' bir örgüt olarak görülüyordu. Böyle düşünenlerin başında da Sosyalist İktidar Partisi (SİP); yani Aydemir Güler ve Kemal Okuyan çevresi geliyordu. Buna rağmen 2001'de, SİP olağanüstü bir kongreyle adını TKP olarak değiştirdi! Aydemir Güler'in "Biz ismimizden memnunuz. O günlerde kullanılabilir bir isim olduğunu düşündük ve aldık" diye bir açıklaması bile var! Bu, dünyada örneği olmayan bir şey. Onların bizim geleneğimizle hiçbir ilgileri yok. O dönem, "Tarih sizi affetmeyecek" diye basın açıklaması yaptık. Fakat arkadaşlar bugüne kadar çağrıya kulak asmadılar. Buna rağmen solun içindeki bir kavganın davaya zarar vereceğini düşündüğümüzden isim için hukuki mücadele vermedik. Bunun hesabını tarih önünde vermeleri gerekiyor. Emekçilerin değerlendirmesini temel alıyoruz.

Ama aynı isimli iki parti nasıl olacak?

- Onlarca yıldır kullandığımız gelenek, isim ve logoyla bu girişimi yaptık. O yüzden bizim açımızdan bir isim tartışması yok. Programı, tüzüğü ve logosu farklı iki partiyiz. Kimse karıştırmayacak çünkü sosyalist partiler idealleriyle halkın karşısına çıkar. Şu andaki yasaya göre aynı isimle iki parti kurulamayacağına dair bir tanımlama var. Bu tanımlama, bir siyasi partinin başkası gibi hareket etmesini engellemesi için yapılmış. Ancak biz zaten onlara benzemiyoruz! İsmimizin niye benzediği sorusunun muhatabı karşı taraf. Bunun için 70'lere, 80'lere gitmeye gerek yok. 1990'lardan itibaren birçok TKP'li erimeye karşı durdu ve isme sahip çıktı. Şimdi Yargıtay'dan cevap bekliyoruz konuyla ilgili.

TÜRKİYE'NİN DEVRİME İHTİYACI VAR

Parti programınızda neler var?

- Türkiye'nin geleceğinin sosyalizmde olduğunu savunuyoruz. Ülkemizin bir devrime ihtiyacı var ve bu devrimi emekçilerle birlikte toplumun tüm ezilen kesimlerinin el birliğiyle gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin büyük çoğunluğuna hitap eden bir programın ilgiyle karşılaşıp destekleneceğini düşünüyoruz. Gerçekçiyiz; siyaset bir süreç işi. Emekten yana tavır almak zordur ama her şeye göğüs gerip adım adım büyüyeceğiz. Programımızdakilerin gerçekleşmesi için ciddi siyasi ve örgütlü mücadele vereceğiz. 1970'lerde iktidar olmadan kitleselleşip emekçinin ve köylülerin hayat refahını yükseltecek pek çok girişimde bulunduk ve olumlu sonuçlar aldık. O deneyimlere yaslanan bir yapılanmayız. Bütün işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin boynunda ağır bir zincir haline dönmüş olan banka kredi borçlarının, öğrencilerin öğrenim kredisi borçlarının iptal edilmesini sağlayacağız. Herkese güvenceli, sigortalı, kadrolu iş imkanı sunacağız. İşten atmayı yasaklayacağız. .

Uluslararası anlaşmalar var ve yıllardır işleyen sistemle bu söylediklerinizi nasıl yapacaksınız?

- Sistemin bütünsel olarak değişmesi gerekiyor. Dünyada bir avuç egemenin küresel sermayelerin elinde şekillenen bir oligarşi var. Biz buna karşı başka bir siyasal zemini savunuyoruz. Türkiye'nin siyasal ve toplumsal olarak bir devrime ihtiyacı var. Askeri, ekonomik ve siyasal anlamda bizi köleleştiren tüm anlaşmaların tek taraflı olarak feshedilmesi, ABD üslerinin kapatılması, NATO'dan derhal çıkılması, Avrupa Birliği üyeliğinden vazgeçilmesi gerekiyor. Bunlar kolay talepler değil, egemenler karşı çıkacak. Ama emekçiler de yalnız değil. Ekonomiyi merkezi olarak planlayacağız. Hiçbir şeyi israf etmeyeceğiz.

Yine kapatılmaktan korkuyor musunuz?

- Hiçbir şeyden korkumuz yok!

- Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
 ADnet  
Reklam için
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding