Yok böyle bir sevgi

Gülden AYDIN/gaydin@hurriyet.com.tr
8 Mayıs 2011
Yok böyle bir sevgi

Geçen cumartesi günü İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’ndeki D&R Kitabevi’nde mahşeri bir kalabalık vardı. Kadın-erkek, yaşlı-genç yüzlerce kişi kitabevinde kıvrıla kıvrıla uzayan kuyrukta saatlerce bekledi.

YILMAZ ÖZDİL’İN REKORA KOŞAN ‘İSİM ŞEHİR HAYVAN’ KİTABININ İMZA GÜNÜNÜNE KATILDIK

Tek amaçları çok sevdikleri Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil’e, bir ayda 125 bin basan ‘İsim Şehir Hayvan’ kitabını imzalatabilmek, belki bir de iki çift laf edebilmekti. Biz de olağanüstü ilgi nedeniyle iki saat planlanan ama tam beş saat süren imza gününe baştan sona tanıklık ettik

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Yılmaz Özdil, İstanbul’un Anadolu yakasındaki imza gününden birkaç hafta sonra Avrupa yakasında. Öncekinde tam yedi kalem tükettiği için bu kez yanında bir kutu kalem getirmiş. Sağ tarafında, biraz arkasında eşi Hülya Hanım, büyük bir keyifle izliyor olan biteni. Arada kalkıp kahve, kurabiye getiriyor Özdil’e.
Sırası gelen heyecanla koşuyor, kimi kollarını açıp sarılıyor Özdil’e. Kimi “Yılmaz Bey size güveniyorum” diyor, kimi “İyi ki varsınız”, kimi yüksek sesle “Mücadeleye devam!” Özdil de onları geri çevirmiyor, kalkıp sarılıyor. Sonra kitabın ikinci sayfası açılıyor. ‘İsim’ yazısına ok çıkıyor Özdil, okurunun adını yazıyor. ‘Şehir’ kısmına ‘İzmirli’, ‘Hayvan’ kısmına ise ‘Özdil’den’ yazıyor. Sayfanın ortasına da kocaman imzasını atıyor. Orta yaş ve üstündekiler için “Varlığıyla onur duyduğum” diye başlıyor. Ardından fotoğraf seremonisi başlıyor.
Dakikalar hızla geçiyor ama kuyruk çok yavaş ilerliyor. Özdil’in birinci kalemi bitince kutudan ikincisini çıkarıyor. Derken gözler, “Yaşlılara öncelik” diyen kadına çevriliyor. Özdil, “Tabii tabii” diyor, kadının yanına gidiyor, kitabını oracıkta imzalıyor. Birinci saatin sonunda, kalem tutan elinin başparmağı uyuşmaya başlıyor. “Üç günde ancak kendine geliyor” diyor. Kucağında tek kitaplı okur çok nadir. Kiminde beş, kiminde yedi kitap. “Ağabeyime, İngiltere’deki oğluma, Silivri’deki eşime...” Gençlerin ve çocukların çokluğu beni şaşırtıyor. Çoğu annelerine ya da öğretmenlerine Anneler Günü’nde hediye etmek için imzalatmaya getirmiş. İstanbul hanımefendilerinin hitapları başka türlü. Özdil’in kulağına, tane tane seçtikleri kelimelerle, “Mücadelenizin devamını temenni ederim” ya da “12 Haziran’da en çok lazım olan sizsiniz” diyorlar. Bu arada bir okuru Özdil’e İzmir usulü yaptığı yaprak sarma getiriyor.

İZMİR DIŞINDA HEP DOSTUZ

Neredeyse hiçbir okur, saatlerce bekledikten sonra bile hayranı olduğu Özdil’in karşısına çıkınca fırsatçılık yapmıyor, sözü fazla uzatmıyor. En çok söylediklerinden biri, Özdil’in her gün cevapladığı binlerce okur mailini doğruluyor: “Maillerime cevap yazdınız. Teşekkür ederim. Bir de kitabınıza yazın, diyenler o kadar çok ki. Hangi okura bakacağımı, kimi not alacağımı şaşırıyorum.”
Koltuk değnekli Mehmet Günel’i görür görmez Özdil kalkıp sarılıyor. Annesinin kucağında gelen henüz 14 günlük Karşıyakalı İpek o kadar güzel bakıyor ki. Özdil, “Maşallah diyelim” deyince tüm D&R’da hep bir ağızdan ‘Maşallah’ nidası yankılanıyor. Sinem ve Ali çifti de bebek beklediklerini müjdeliyor. Özdil, “Henüz dünyaya gelmemiş ama hepimize mutluluk getireceğinden emin olduğumuz güzel bebişe...” yazıyor ve “Bebişin fotoğrafını bekleriz” diyor.
Renan Hanım, bir kucak dolusu kitabı imzalatırken, “Sabahın 8’inde sizi okurken aç da olsam kahkaha atıyorum” diyor. Delikanlı Mert, imzalı sayfayı çevirirken, “Bir ricam daha var” diyor. 23’üncü sayfada durup Mustafa Kemal’in imzasının altına da imza attırıyor.
Müge Hanım da bebeğiyle gelenlerden. “İzmirli olmaktan gurur duymamın bir nedeni de sizsiniz” diyor. Özdil, BJK formalı Merve’nin kitabına “Çarşı’ya sevgilerimle” yazıyor. Bir delikanlı, sırası geldiğinde Özdil’e “Karşıyakalıyım” diyor. Koyu Göztepeli Özdil’le ezeli rakip ‘35,5’un sarılması herkesi güldürüyor. Özdil, “Karşıyaka Göztepe dostluğuna” diye yazıyor. Fotoğraf çektirirken, “İzmir’de birbirimizi yeriz. Ama İzmir dışında dostuz hep” diyor. Ayça Hanım yaklaşıp, “Düşünen aydınlar içeride. Siz neden dışarıdasınız?” diyor. Özdil ise gülüyor, “Düşünmeden yazıyorum, kıçımdan uyduruyorum ondan.” Saatler ilerliyor. Özdil bir kere olsun ihtiyaç molası vermeden günü tamamlıyor. Okurları gibi kendisi de halinden memnun.

BEŞ SAAT ÖZDİL’İ SEYREDEN HAYRANI

Kuyruğun dışında, Yılmaz Özdil’in karşısında saatlerdir dikilen genç kız dikkatimi çekiyor. ‘İsim Şehir Hayvan’ kitabını sımsıkı kavramış. Uzun bacaklarını ortaya çıkaran mini şortlu, esmer güzeli. Sıraya girmiş olsaydı şimdiye kadar çoktan imzalatmış olacağını söylüyorum. Cevabına söyleyecek söz bulamıyorum. “Kuyrukta olsam Yılmaz Bey’i rahat rahat seyredemem. Kuyruk bitince en son ben imzalatacağım. Sonra da kitaplığımın baş köşesine koyacağım.” Arel Üniversitesi öğrencisi Sanem gözlerini Özdil’den ayırmadan beş saat bekliyor. Kuyruk kalmayınca gidiyor, biri sıraya girerse, arkasına geçip bekliyor. Nihayet muradına eriyor. İmzalatıp sessizce gidiyor.

KİTAP KORSAN ÇIKINCA

Günün en ilginç olaylarından biri de imza için getirdiği kitabı korsan çıkan okurdu. Özdil, imza atmak için sayfaları çevirdiğinde orijinalinden daha farklı renkle karşılaşıyor. Okura kitabı kaça aldığını soruyor. “23 liraya” cevabını alınca “Kazıklanmışsın be kardeşim” deyip imzalıyor.

Yılmaz Özdil

GENÇLER OKUMUYOR DİYEN KAZMALAR

Türkiye, bu insanların omuzları üzerinde duruyor. “Gençler okumuyor” diyenler, bence kazma yazarlar. Gençler çok ilgili, çok okuyorlar. Bizden daha fazla Atatürk’ü, modern Türkiye’yi merak eden ve kaybetme korkusu yaşadığı için normalden daha fazla okumaya, ilgi ve tepki göstermeye ihtiyaç duyuyorlar. Üniversiteler pırıl pırıl. İnsana güç, moral veriyor.

Hülya Özdil

Yılmaz’la gururlanıyorum

Okurlarından çok güzel sözler duyuyoruz. Yılmaz’la gururlanıyorum. Bana bu gururu yaşattığı için ona çok teşekkür ediyorum. Onu imza günlerinde yalnız bırakmak istemiyorum. O keyif aldıkça ben de keyifleniyorum. Zaman zaman gözlerim doluyor. Yaşı çok büyük anneler gelip saatlerce bekliyor. Kimi onu oğlu gibi, kimi kardeşi gibi görüyor. Yılmaz, okurlarıyla müthiş
bir iletişim kurmuş.

OKURLARDAN ÖZDİL’E

En kral İzmirli seni seviyoruz

Özdil’in, okurlarının yazıp imzalaması için de ayrı bir masada ‘İsim Şehir Hayvan’ duruyor. İmzasını alanlar, bu kez gelip kitabın başına geçiyor, duygu ve düşüncelerini yazıyorlar:
- Benim için yaşayan efsanesiniz.
- Kalem kılıçtan keskindir. Erciyes dostlarından sevgiler.
- Uçurumları sevenlerin kanatları olmalı.
- Günaydınım, iyi gecelerim, ışığım oldunuz. Sizi seviyorum.
- En kral İzmirli. Seni seviyoruz.
- 20 yıllık hayatımda görüşümü belirleyen tek yazarsınız.
- Okudum, anladım, uyandım, farkları gördüm. Sizi tanımamla beraber okumanın mutluluğunu tattım.
- Yılmadan yazmanız dileğiyle.

 
Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok
 ADnet  
Reklam için
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding