Pazar
Başkan olunca süt fabrikası kuracağım

Şehriban OĞHAN

Başkan olunca süt fabrikası kuracağımFatma Yalçınkaya aşiret kızı. 13’ünde evlenmiş, altı çocuk... Dokuz yıldır siyaset yapıyor. CHP Elazığ İl Başkanı’nın terör endişesiyle gidemediği Arıcak’ta CHP’yi temsil ediyor. Hem de AK Partili babasına rağmen. Sadece “cesur yürek” olması değil onu haber yapan. Zazaca konuşulan ilçede okul yüzü görmemiş. Türkçe konuşamAdığı için babasına hakkını helal etmiyor. Öncelikli hedefi bayramdan sonra Türkçe okuma yazma öğrenmek. Sonra da ilk yerel seçimlerde ver elini belediye başkanlığı... Kadınlara söz vermiş. Başkan olursa ilçeye süt fabrikası kuracak

Elektrik düğmesine sıkıştırılmış bir fotoğraf... Partinin broşür ya da kitapçığından kesilmiş. Deniz Baykal Şanlıurfa’da kalabalığa hitap ediyor. Fotoğrafı birlikte incelediğimiz çocuklardan biri parmağıyla kalabalığın içindeki beyaz başörtülü silüeti gösteriyor: “İşte annem”.
2001’de CHP Arıcak Kadın Kolları Başkanı olarak siyasete atılan Fatma Yalçınkaya’nın evindeyiz. Büyük kızı Meryem, oğlu Mehmet, küçük kızı Kader ve eşi Mehmet Ali Yalçınkaya ile karşılıyor bizi. Röportaj, Deniz Baykal ile tanışma gününün anısı olarak salon duvarına asılan fotoğrafla başlıyor. Evde de, işte de sağ kolu 19 yaşındaki Meryem tercüme ediyor; Fatma Yalçınkaya anlatıyor:
“CHP’ye gönülden sevdalıyım. Deniz Baykal Urfa’ya gelecek dediler. Eşime söyledim, biz de gittik. Deniz Baykal’ı da çok severim. Dürüst, iyi bir adam. Güzellikle, yakışıklılıkla ilgisi yok bu sevginin. Çirkin olsun ama insan olsun. Kalbi temiz olsun. Önemli olan bu. Kadın kolları başkanı iken beni ilçe başkanı yaptı. İstifa ettiği zaman Ankara’ya gittim. Makamındaki büyük fotoğrafını görünce kendimi tutamadım, ağladım. Önder Sav’ın masasına mühürleri koyup, ‘Ya çalışalım, ya bırakalım’ dedim. Sonrasında iyi bir kadro kuruldu, iyi anlaşıyoruz. Kılıçdaroğlu’nu da sevdim. Dil bilmediğim halde, CHP’ye destek verdiğim için çok mutlu oldu.”

HARFLERİ TANIYORUMA AMA BİRLEŞTİREMİYORUM

Eşinin siyasetle uğraştığı zamanlarda bulaşmış o da siyasete. Altı çocukla nasıl oldu da siyasete girdin diye soruyoruz, 11 yaşındaki Kader tamamlıyor sözümü: “6 çocuk var, bir inek, bir eşek, iki de keçi var...”
Fatma Yalçınkaya, kendinden üçüncü kişi gibi bahsederek, dili döndüğünce yanıt veriyor: “Herşey bir saati var ha! Herşey bir zamanı...Kışın iş-miş yoktur. Kışın siyaset yapıyor, evlere gidiyor...” Daha çok şey anlatacak ama kelimeleri bulamıyor, canı sıkılıyor; Zazaca devam ediyor, yine kızı Meryem çeviriyor:
“Dil bilmiyorum, çok üzülüyorum. Türkçe’yi anlıyorum ama cevap veremiyorum. Bu yüzden babama hakkımı helal etmiyorum!” Burada gülüyor... Espri yapmış gibi ama içinin burukluğu yüzüne yansıyor: “Bütün çocuklarını okula gönderdi beni göndermedi. Evin büyük kızı olduğum için her iş bana kalıyordu. 6 kız, 2 erkek, en büyüğü ben... Onlar ilkokulu bitirdiler. Ben de okumayı çok istedim. Kendimi ifade etsem yeter. Bazen ağlıyorum. Türkçe konuşamadığım için babama hala kızgınım.”
Meryem araya kendi değerlendirmesini sıkıştırıyor: “Babası haksızlık yapmış yani... Onu da okula verseydi daha iyiydi. Ben çok memnunum babamdan. Allah razı olsun beni okula verdiği için. Ortaokulu bitirdim. Sonra olmadı. O hala istiyor okumamı. ‘Seni göndereyim liseyi dışarıdan bitir, üniversiteye git’ diyor. Diğer kardeşlerim okuyor.”
Annesi gururla karışıyor araya; ama tabii yine tercümeyle: “Ben okumadım, onlar okusun istiyorum. Biri lise sonda, biri orta son, biri lise 1’e gidiyor, biri orta bir. Ben de evlendikten sonra dışarıdan kursa gittim. 10 gün sonra kapandı. Harfleri tanıyorum ama birleştiremiyorum. Kursları baharda açıyorlar, tam da iş olduğu zaman... Kadınlar gidemiyor. Niye bu kursları zamanında (kışın) açmazlar?” Herşeye rağmen umudunu kırmamış Fatma Yalçınkaya; heyecanla devam ediyor: “Okullar açılsın, bayramdan sonra yine gideceğim. Okuma yazma öğreneceğim. Okumak güzeldir değil mi, ben de çok istiyorum.”

BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN İLK VAAT

Fatma Yalçınkaya babasına bu yüzden kızgın ama küslüğü bu yüzden değil. İş dönüp dolaşıp yine siyasete geliyor: “Babamla siyaset yüzünden küstüm. Konuşuyoruz ama iki yıldır evine gitmiyorum. O AK Partili. İlk başlarda CHP’ye girdiğim için çok kızdı, sonra yavaş yavaş alıştı. Şimdi bana oy veriyor. Akraba da çok. Onlar da bana oy veriyor. Herkes tanıyor, herkes seviyor.”
Yalçınkaya’yı en çok da kadınlar seviyor. O da onlardan umutlu. O kulvarda tek başına olmanın avantajını yaşıyor. Tarlada, bahçede, evde, sokakta nerede bulursa orada konuşuyor hemcinsleriyle. “O zaman yakında belediye başkanı olarak görürüz” diye takılıyorum... Kesin karar vermemiş ama belli ki aklını kurcalıyor:
“Niye olmasın? Kadınların hepsi ‘Aday ol oyumuzu sana vereceğiz, seni destekliyoruz’ diyor. Bana oy vereceklerine söz verdiler. Bizim burada söz namustur. Ama ben daha kesin kararımı vermedim. Eğer belediye başkanı olursam buraya süt fabrikası açacağım. Çoğu süt satıyor. Öyle konuştuk.”
Peki ya eşleri başka partiyi işaret ederse?
“Kadınların sözü az dinleniyor” diye hak veriyor bize. Ama yine de umudunu koruyor: “Oy gizlidir!”

YÜZDE 700 OY ARTIŞI VAR

Fatma Yalçınkaya’nın ilçe başkanlığıyla birlikte Arıcak’ta CHP’nin oy oranı artmış. 2002 seçimlerinde 100 oy alan CHP, 2007’de bunu 800’e çıkarmış. Yüzünden gülümsemesini eksik etmeyen Fatma Yalçınkaya bunu herkes tarafından sevilmesine bağlıyor. Kızı Meryem ile birlikte 115 üyesi olan partide çalışma arkadaşlarının kendisine “yenge” dediğini belirtiyor. ilçede herkes Zazaca kouştuğu için iletişim sorunu yaşamıyor. Genel Merkez ya da il başkanlığından gelen resmi yazıları ise kızı Meryem tercüme ediyor. Haftada 2 yada 3 kez parti binasına gitmek kafi. Davet edildiği resmi törenleri kaçırmamaya çalışıyor. “O kadar erkeğin arasında tek başına olmak ne hissettiriyor” diyorum, kızı aracılığıyla gülerek “Birşey olmaz. Ben gözü açığım, alıştım artık” diyor. “Peki ilk başlarda zorluk çektin mi” deyince cevabı yine çat pat ama net: “Yok. Hep gözü açıktır ha!”

AÇIKLARIN YANINDA DAHA RAHATIM

Fatma Yalçınkaya’nın kendisinin oyaladığı beyaz baş örtüsü uğuru olmuş. Tüm özel günlerde onu takıyor. Örtünme nedenini “Herkes örtülüdür, adet böyle. İlkokulu bitirir bitirmez kızlar başını kapatır” diye açıklıyor. Ama başı açıkların yanında kendini daha rahat hissettiğini söylüyor; “Cumhuriyet bu” diyerek. Fatma Yalçınkaya, kendisi de çocuk gelin olduğundan erken evliliğe karşı. “Ben 13 yaşında evlendim. Ama kızlarımı küçük evlendirmeyeceğim. Eziliyorlar” diyor. 19 yaşındaki tercümanımız Meryem’in kısmeti çıkmış ama istememiş. Annesi kararını onaylıyor.

KARIM İÇİN HERŞEYİ YAPARIM ÖZELLİKLE DE ETLİ EKMEĞİ

Fotoğraf için mekan ararken Sebati’nin gözü mutfağa takılıyor. “Böyle mutfak Nişantaşı’ndaki evlerde yok” deyince evin reisi Mehmet Ali Yalçınkaya, örnek olması gereken tavrını, belki de yaşadığı yer nedeniyle itiraf gibi paylaşıyor: “Bazen mutfağa birlikte gireriz, ben etli yemeği güzel yaparım.” Sonra da bizi kıramıyor, Fatma Hanım’a dönerek, ‘Senin için herşeyi yaparım’ sözleriyle mutfak önlüğünü takıyor; elinde tava poz veriyor. Evden çıkıp parti binasına giderken sokakta oynayan çocuklar Zazaca laf atıyor. Karşılıklı diyaloğu Meryem tercüme ediyor. Çocuklar anneme ‘O adam (Sebati’yi gösteriyor) kim’ diye sordu. Annem de ‘Bilmiyorum’ deyince ‘Koskoca ilçe başkanısın!’ dediler.




5 Eylül 2010