Ege Haberleri

    Pazar Sohbeti

    Hürriyet Haber
    28.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ege iş dünyasının duayeni Selçuk Yaşar'dan gençlere tavsiye...

    Selçuk Yaşar, İzmir ekonomsinin gerilemesine oldukça üzülüyor ve şöyle konuşuyor: ‘Mazhar Zorlu'nun dediği gibi Megaköy'de insan kendisini nasıl geliştirir ya da bu heyecanı nasıl hisseder. Profesyonel olsam ben de İstanbul'a kaçardım. Kar da çok, maaş da... Gelecekle ilgili beklentileriniz de fazlaysa neden genç profesyonel İzmir'de kalsın. Ne olacak İzmir'de?’

    EGE iş dünyanın duayeni Selçuk Yaşar'ın sanayiciliğinin yanında bir de spor adamlığı kimliği vardır.

    Karşıyaka Spor Kulübü'ne olduğu kadar İzmir sporunun her alanında emeği olan Yaşar, Kuşadası - Karşıyaka maçı öncesinde tüm spor camiasına gönderilmek üzere bir mektup kaleme aldı.

    Ardından da maçın genel atmosferini etkilememek için mektubu daha sonra gönderme kararı aldı.

    ‘‘Sevgili KSK dostları, Karşıyaka'yı sevenler ve Karşıyaka'da yaşayanlar’ diye başlayan mektupta Yaşar, şu noktalara dikkat çekiyordu:

    ‘‘Yimpaş Yozgatspor'la ilgili çıkan bir fotoğrafı sizlere gönderiyorum. (Fotoğrafta takım oyuncularından daha çok kulüp yöneticileri bulunuyor) Başarının sırrı uyumlu çalışmadadır. Şimdi düşünün bakalım. Geçen hafta Yimpaş şirketinin Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri misafirim oldular. Yozgatspor için bir anonim şirket kurma, halka açılma kararı almışlar. Fakir Yozgat halkından 5 bin kişi bir ay içinde 1 - 2 - 10 - 15'er milyon verip bu kurulan şirkete ortak olmuşlar. Ancak parayı SPK'dan izin almadan topladıkları için cezadan zor kurtulmuşlar ve şirket projesini de şimdilik rafa kaldırmışlar. Önemli olan fakir Yozgat'ta insanların spor şirketine ortak olmak istemesidir. Meğer kulüplerini ne kadar çok seviyorlarmış. Çünkü orası yoklar ülkesi. Yozgat'ın nüfusu 600 bin, Karşıyaka'nın ise 1.5 milyon. KSK neredeyse 100 yıllık. Halimize bakın... Yapayalnız büyük bir kulüp... Tesisleri var, gençliği var... Eskiden yöneten, para veren kaçmış... Herkes, 'ben' diyor.

    İnsanlar uzaktan seyrediyor. Pasif üyesiyle ruhsuz bir kulüp. Yöneten bir avuç insan kalmışız. Son durumdan ben dahil bütün Karşıyakalılar suçludur. Uzlaşma ve gönül birliği olmadan, maddi fedakarlık yapılmadan, bencil düşüncelerden kurtulmadan bugünkü değerleri de kaybedebiliriz, diye düşünüyorum. ‘‘

    Selçuk Yaşar, Kuşadası maçının berabere bitmesi ve Birinci Lig hayalinin sona ermesinden sonra da mektubuna şu notu düşüyor.

    ‘‘BUGÜNÜN NOTU: Bugün daha zor. Altay, Göztepe, İzmirspor ve KSK, artık biz bize kaldık. Bu sorun daha da büyük...‘‘

    İzmir sporundaki gerilemeyi neye bağlıyorsunuz?

    YAŞAR: 1958 yılında Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı olunca Altay, Karşıyaka rekabeti yaşanıyordu. O zaman Milli Küme vardı ve ciddi anlamda bir futbol sevgisi yaşanıyordu. O dönemdeki futbol kültürünü daha olgun buluyorum. Sonrasında kulüp yönetimlerinde zaafiyetler yaşanmaya başladı. Maalesef iyi yöneticiler yetiştiremedik ve kulüplerimizin ekonomik altyapılarını güçlendiremedik. Bunda en önemli etken de belediyeler oldu.

    Belediyeleri sporun gelişmesinde neden sorumlu tutuyorsunuz?

    YAŞAR: Burhan Özfatura döneminde Başkan, ‘‘Hangi kulübe yardım edeyim, yetişemem‘‘ dedi. Hakikaten İzmir, bölünmüş durumda. Belediyeler kulüplere sahip çıksaydı, böyle bir tablo karşımıza çıkmazdı.

    Spora maddi, manevi çok desteğiniz oldu. İzmir'e kırgın mısınız?

    YAŞAR: Kırgın değilim. Çünkü ortada büyük bir eser duruyor. Bugün Karşıyaka Spor Kulübü'nün değeri 50 milyon dolardır. Karşıyaka Plaza projesini küçülterek, gerekli değişiklikleri yapacağız. Bu Karşıyaka'ya bırakacağım bir mirastır.

    İzmirgücü modeline nasıl bakıyorsunuz?

    YAŞAR: İzmirgücü'ne inanmıyorum. Karşıyaka'yla Bornova'yı al 1.5 milyon insan yapıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina Altay'a sahip çıksın, Konak Belediyesi İzmirspor'a, Karşıyaka Belediyesi Karşıyaka'ya sahip çıksın, bu başka türlü olmaz. Göztepe'nin arkasında zaten Bilgin ailesi, Bucaspor'un arkasında da Buca Belediyesi var. Karşıyaka Belediyesi kulüple ilgilenseydi, takımın durumu daha farklı olurdu. Biz kendisinden para istemedik ki... Sadece ilgisini ve biraz mesai harcamasını istedik. Parayı Çiğli'deki sanayicilerden isteyeceğiz. Yönetimdeki zaafiyetlerimiz bu organizasyonların yapılmasını da engelledi.

    Geçen hafta odaların Başkan ve Meclis Başkanları'yla biraraya geldiniz. Kendilerine neler söylediniz?

    YAŞAR: Birlik, beraberlik ve uyumu sağlamamız gerektiğini söyledim. Geçmişten ders alarak bizim yaptığımız hataları yapmamaları gerektiğini ifade ettim. Bizden önceki işadamlarından Osman Kibar, Mehmet Karaoğlu, Bedri Akgerman gibi isimler başarılı oldular. Ondan sonra Ergun ve Melih Özakat, Raşit Özsaruhan, Şinasi Ertan, Dündar Soyer, Mazhar Zorlu ve benim olduğum dönemde maalesef birlik ve beraberlik sağlayamadık.

    Başarısızlığı neye bağlıyorsunuz. Bu durum İzmir'in genel yapısından mı, yoksa kişilerin çekişmesinden mi kaynaklandı?

    YAŞAR: Bu başarısızlığı kıskançlık ya da dedikoduyla açıklayamam. Bana göre pasif bir sevgisizlik yaşandı. İş alanlarımız aynı olmamasına rağmen bu tür tatsız olaylar yaşadık. Şimdi aynı samimiyetsizliği şimdi iş dünyası içinde de görüyorum. Rekabet etmeyle yarışı karıştırıyoruz. Bu da İzmir'e zarar veriyor. İzmir'i levanten kültürü etkilemiştir. Güçbirliklerinin, işbirliklerinin sonuna kadar yanındayım. Ama o oluşumlarda bile insanların açık olmadıklarını görüyorum.

    Peki, ne tavsiye ediyorsunuz?

    YAŞAR: Aile şirketlerinin profesyonel yönetime geçmeleri gerekiyor. İzmir'de profesyonellerin eğitim ve çevre açısından eksiklikleri bulunuyor. İstanbul'da profesyoneller sürekli kendilerini yenilemeye çalışıyor. Böyle bir çabayı her karşılaştığınızda hissediyorsunuz. Mazhar'ın (Zorlu) dediği gibi Megaköy'de insan kendisini nasıl geliştirir ya da bu heyecanı nasıl hisseder.

    Siz bir işadamı değil de, profesyonel bir yönetici olsaydınız İzmir'de kalır mıydınız?

    YAŞAR: Profesyonel olsam ben de İstanbul'a kaçardım. Kar da çok, maaş da... Gelecekle ilgili beklentileriniz de fazlaysa neden genç profesyonel İzmir'de kalsın. Ne olacak İzmir'de? Ekonomi daralmış, sanayi küçülmüş... Metaş gitmiş, BMC gitmiş... Bugün en geniş ağı olan grup Yaşar Topluluğu'dur. Ben bile İstanbul'dan İzmir'e profesyonel getirirken zorlanıyorum, gelmiyorlar. İstanbul'daki haklarını vermeyi kabul ediyorum, Bu sefer de 'Karım gelmiyor, çocuklarım istemiyor' gibi sözler duyuyorum.

    Selçuk Yaşar olarak İstanbulla ilişkilerinizi siz nasıl geliştirdiniz?

    YAŞAR: Örneğin ben Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı ile baba - evlat gibiydim. Bir de yurtdışında gidip gördüğüm iyi şeyleri hep İzmir'e uygulamaya çalıştım. Benim Türkiye'de yaptığım ilkler görüp denediğim uygulamalardır. İzmir'in İstanbul'la ilişkisini artırması gerekiyor. İzmir'de yükselirim düşüncesini atıp, İstanbul'la nasıl daha iyi geçinirim, diye düşünmek gerekiyor. Bunda en önemli görev Sanayi, Ticaret Odaları ile ESİAD, EGİAD gibi sivil toplum örgütlerine düşüyor.

    24. Mesaj kitapçığınızda siyasetçileri ağır bir şekilde eleştiriyorsunuz. Siyasetçileri yanımıza neden alamıyoruz?

    YAŞAR: Özal'dan bu yana İzmirliler olarak siyasetçileri yanımıza alamadık. Televizyonda seyrediyorum, İzmir milletvekili Işın Çelebi Galatasaray maçına gitmiş, maçtan sonra ‘Galatasaray kredi bulmalı, Hazine de buna garanti vermeli’ diyor. İzmir'de birçok proje Hazine garantisi alamadığı için yarım kalırken, Galatasaray'a garanti verilmesi ne kadar doğru. İşte İstanbul'un başardığı budur, siyasi gücü çok iyi kullanıyor. Biz daha Körfez problemini çözemedik, Adliye Sarayı'nı bitiremedik, Çeşme'nin su problemini halledemedik, elektrik dağıtım işini elimize yüzümüze bulaştırdık.

    Karamsar mısınız?

    YAŞAR: Karamsar değilim. Medya, özel sektör ve siyasetçiler biraya gelmeliler. Eğer bu çarklar iyi işlerse dört yıl içinde İzmir'in çehresi değişebilir. Ancak bireysellik bu kente zarar veriyor. Herkes beni savunuyor, bizi konuşan yok. 1994 yılında yaşanan ekonomik krizden sonra İzmir bir türlü toparlanamadı. Benim önerim eskilerle yenilerin biraraya gelerek konuşmalarıdır. Laf atmaları, çekememezlikleri artık bir kenara bırakıp iş yapmamız gerekiyor. Yaşayan eski liderlerle yeni liderlerin konuşup ortak strateji üretmesini bekliyorum. İzmir'de barış rüzgarlarının esmesi gerekiyor.

    İstanbulluları başarılı kılan nedir?

    YAŞAR: İstanbullular, rekabet etmelerine rağmen menfaatler konuşulduğunda yan yana gelebiliyorlar. İş yaşantısıyla toplumsal menfaatleri ayırmak gerekiyor. İstanbullular'daki tolerans, olgunluk bizde yok. Hislerimizle hareket etmeyi bırakıp olaylara objektif bakmanın zamanı çoktan geçti. Gaziantep, Denizli, Konya gibi kentler bizi geçmeye başladıysa ortada ciddi bir konu vardır. Yapılması gereken özeleştirinin sağlıklı bir şekilde yapılmasıdır. Yeni stratejinin belirlenebilmesi için de workshop ya da arama konferansı gibi bir çalışmanın içine girilmelidir.

    İzmirliler gerçekleri görmekte hala göremiyorlar mı?

    YAŞAR: Gerçekleri görmeden hareket etmek yanlış yola sapmamıza neden olur. Hayat devam ediyor, kimsenin küsmeye hakkı yok. Hayalperestliği bırakalım. Ders almayı bilmek de bir erdemliliktir. Spordaki çöküşle, ekonomik gerilemeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Altay'la birlikte Göztepe'nin de düşmesi şok etkisi yarattı. Zaman zaman böyle şoklar iyidir. Hayatta durduğunuz zaman düşersiniz.

    Son mesajınız...

    YAŞAR: Selçuk Bey, 75 yaşında, hayatında birçok şey geçirmiş. Fırtınalar da, başarılar da yaşamış. Şu adam ne düşünüyor, ne diyor diyenin olması gerekiyor. Bir Mazhar Bey'in ağzından çıkan laflar altın gibidir. Bir Dündar Soyer, bir Şinasi Ertan... Bu kişilerin sözlerini yapmayabilirsin ama dinle... Biz büyüklerimizin tecrübelerinden hep yararlandık. Orta Asya'ya gittiğimde bana ‘‘aksakal‘‘ muamelesi yaptılar. Beni bilge, tecrübeli kişi diye takdim ettiler... Bizim Ege'de aksakal yok mu! İzmir'in aksakallılarını gençlerin dinlemesini tavsiye ediyorum.

    Bir Mazhar Zorlu'nun, Dündar Soyer'in, Şinasi Ertan'ın ağzından çıkanlar altın gibidir. Bu kişilerin sözlerini yapmayabilirsin ama dinle... Orta Asya'ya gittiğimde bana aksakal muamelesi yaptılar. Beni bilge kişi diye takdim ettiler. Bizim Ege'de aksakal yok mu! İzmir'in aksakallılarını gençlerin dinlemesini tavsiye ediyorum.

    İzmirgücü'ne inanmıyorum. Belediyeler kulüplere sahip çıksaydı, böyle bir tablo karşımıza çıkmazdı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina Altay'a sahip çıksın, Konak Belediyesi İzmirspor'a, Karşıyaka Belediyesi Karşıyaka'ya sahip çıksın, bu başka türlü olmaz.

    Bugün en geniş ağı olan grup Yaşar Topluluğu'dur. Ben bile İstanbul'dan İzmir'e profesyonel getirirken zorlanıyorum, gelmiyorlar. İstanbul'daki haklarını vermeyi kabul ediyorum, Bu sefer de 'Karım gelmiyor, çocuklarım istemiyor' gibi sözler duyuyorum.

    Bizden önceki işadamlarından Osman Kibar, Mehmet Karaoğlu, Bedri Akgerman gibi isimler başarılı oldular. Ondan sonra Melih ve Ergun Özakat, Raşit Özsaruhan, Şinasi Ertan, Dündar Soyer, Mazhar Zorlu ve benim olduğum dönemde maalesef birlik ve beraberlik sağlayamadık.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı