Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Paylaşılamayan ada Kıbrıs

    Hürriyet Haber
    24.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme: 24.04.2004 - 00:01

    Yıllardır Türkiye ve Yunanistan'ın yanı sıra dünya gündeminden düşmeyen Kıbrıs, geçmişte de zengin bakır yatakları ve stratejik önemi nedeniyle paylaşılamayan bir adaydı.Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Sicilya ve Sardunya'dan sonra Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs'ın, günümüzden binlerce yıl önce bile stratejik önemi yüzünden devletler arasında sürekli çekişmelere sahne olduğunu söyledi.KIBRIS ADI BAKIRDAN GELİYOROğuzoğlu, ''Kıbrıs'' adının, 4 bin 500 yıl önce özellikle Mezopotamya'da büyük bir güç olarak ortaya çıkan Akadlar'a ait ilk yazılı kayıtlarda geçtiğini belirterek, bu dönemin aynı zamanda ''Bakır Çağı'' olduğunu kaydetti. Kolay işlenebilen bakırın, o dönemin en önemli madeni olduğunu, Ortadoğu'nun en zengin bakır yataklarının ise Kıbrıs'ta bulunduğunu vurgulayan Oğuzoğlu, ''Bakırın Latince ismi (Cuprum)dur. (Cyprus) adı buradan gelir'' dedi.TARİH BOYUNCA EL DEĞİŞTİRDİOğuzoğlu, Kıbrıs'ın eski çağlardan başlayarak Anadolu ve hemen doğusundaki Ortadoğu limanlarıyla çok yakın ilişkide olduğu anlatarak,sahip olduğu bakır yatakları yüzünden Ada'nın tarih boyunca Akadlar, Hititler, Mısırlılar, Fenikeliler ve Persler'in egemenliğine girdiğini bildirdi.Kıbrıs'ın, tarihteki stratejik öneminin o dönemdeki gemi ticaretine göre düşünülmesi gerektiğine işaret eden Oğuzoğlu, ticaretin yelkenli gemilerle yapıldığı ve Ada'nın değerinin, İskenderiye, Beyrut, Fenike ve Alaiye gibi önemli limanlara yakınlığı düşünüldüğünde daha iyi kavranabileceğine işaret etti. Oğuzoğlu, şöyle konuştu:  CİLALI TAŞ DEVRİNDEN BU YANA İNSAN YAŞIYOR''Yüzünü Doğu Akdeniz'e dönmüş olan Kıbrıs, eski çağlarda da bölgedeki siyasi gelişmelerden etkilenen yerleşim birimiydi. Bu bölgede çok eski çağlardan beri insanlar yaşıyordu. Günümüzden 8 bin yıl öncesine, cilalı taş devrine ait kalıntılar bulunmuştur. Bu kalıntılar Antalya Karain Mağarası'nda bulunanlarla çağdaştır. Ada toprakları çok verimli olan bir yer değildi. Ancak, bakır madeni bulunuyordu. Arazinin çoğu dağlıktır ve su sıkıntı vardır. Bu nedenle Kıbrıs o dönem için insan popülasyonunun yoğun olduğu yerleşim merkezideğildi.''  Oğuzoğlu, Kıbrıs'ta tarih boyunca yerel devlet kuracak bir birliğin olmadığını dile getirerek, Ada'nın, dışardan gelen çeşitli siyasi egemenlerin yönetiminde kaldığını ve onların stratejik üssü olarak kullanıldığını bildirdi.  Çok kalabalık olmayan yerel halkın, Kıbrıs'ın siyasi egemenlerine tabi olduğuna değinen Oğuzoğlu, ''Kıbrıs'taki en eski siyasal süreç 4 bin 300 yıl öncesine, yani Akad dönemine aittir. Akadlar'ın ardından bölgeye dönemin güçlü devletlerinden Mısır egemen olmuştur. HİTİT'LERDEN MISIRLI'LARAMısır, Kıbrıs'ı M.Ö 2000'li yılların başında denetim altına almış, yöredeki ticaret için buradan faydalanmıştır. Mısır'ın ardından, Hititler'in 3 bin 500 yıl önce Mezopotamya'ya egemen olduklarını görüyoruz. Hititler'in ardından Kıbrıs'a tekrar Mısırlılar hakim olmuştur'' dedi. Oğuzoğlu, M.Ö 1200'den sonra Kıbrıs'a, Anadolu ve Ortadoğu'dan gelen insanların üzerine ''Hellas''tan yani bugünkü Yunanistan'ın olduğu bölgeden göçler yaşandığını ve bu göçe bölgeyi işgal eden Dorlar'ın neden olduğunu belirterek, göçlerin sadece Kıbrıs ile sınırlı kalmadığını ifade etti.  Bu göçlerin, Kıbrıs'ın etnik yapısını Helenler lehine değiştirebilecek boyutta olmadığının altını çizen Oğuzoğlu, şunları söyledi:  ''Çünkü Hellas'ın kapsadığı bölge, çok geniş alan değildi. Ayrıca Hellas'tan gelenler, henüz yazıyı bilmiyorlardı. Maden devrine girmemişler Yani o sıralarda Hellas daha uygarlaşmamıştı. Oysa Kıbrıs, Helenler gelmeden bin 300 yıl önce bile bakırın işlendiği, yazının kullanıldığı uygar bir alandı. Helenler burayı uygarlaştırmadılar, onlar yerli kültürlerin içinde geliştiler, uygarlaştılar.''  Oğuzoğlu, 600'lü yıllarda Bizans İmparatorluğu'nun zayıfladığı dönemde Ada'nın Müslümanların eline geçtiğini dile getirerek, Bizans'ın Ortadoğu'daki topraklarını kaybederek, çekildiği yıllardan Türklerin Anadolu'ya geldiği 1000'li yılların sonlarına kadar bölgenin durağanlık dönemine girdiğini söyledi.  Oğuzoğlu, 1071'den sonraki dönemde Kıbrıs'ın Anadolu Türkmen egemenliğiyle daha fazla ilişkili düşünülebileceğini belirterek, şunları kaydetti:  ''Anadolu Selçukluları döneminde, Avrupa'daki Hıristiyanlar Kudüs'ü Müslümanlardan almak için haçlı seferlerini başlattılar ve bunda sınırlı olarak başarı kazandılar. Kudüs, Urfa ve Antakya'yı alırlar. Ama 1100'lü yıllarda, Hıristiyanlar Ortadoğu'dan çıkarılır. İşte buradan çıkarılanların bir bölümü Kıbrıs'a yerleşir ve burada korsanlık yapmaya başladılar. SAİNT JAN ŞÖVALYELERİNİN MERKEZİ OLDUSaint Jan Şövalyeleri olarak da bilinen bu kişiler, denizlerde korsanlık yaparak gemileri yağmalamaya başladılar. O sırada, Kıbrıs Venediklilerin kontrolündeydi. Ancak, Venedik şövalyelere söz geçiremiyordu.  1571 YILINDA OSMANLI'NIN ELİNE GEÇTİOsmanlı Devleti 1571 yılında adayı aldı. Kıbrıs tahrir edildi, Anadolu'dan nüfus göçtürüldü. Çok kısa sürede Adadaki Türk nüfusu yerli halktan bile daha fazla duruma geldi.Kıbrıs'taki Türk nüfusunun azalması, adaya İngilizlerin egemen olmasından sonra olmuştur. Yani, 1880'lerden sonra. Kıbrıs, tarihinin en düzenli yönetimini Osmanlı döneminde yaşamıştır. Düzenli bir kentleşme de Osmanlı döneminde olmuştur. Kıbrıs'ın kentleşmesi, burada yerel üretimin örgütlenmesi Türkler zamanındadır. Ondan önce hep dışa bağımlıydı. Belli egemenlerin istikrarsızlık içinde yönettikleri bir alandı. 1880'lerde İngilizlerin Mısır'ı ele geçirmek istemesiyle Kıbrıs ister istemez dış güçlerin eline geçti ve bu istikrarlı tablonun bozulmasına yol açan kavgaya sürüklendi.'' 
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı