Gündem Haberleri

    Pavarotti’nin Türk varisi

    Hürriyet Haber
    24.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    O, dünyanın bir çok önemli sanat merkezinde sahneye çıkmış bir operacı. Üç yıl Pavarotti'nin öğrenciliğini yapmış ve onun varisi gözüyle bakılıyor kendisine. 12 yıl yurt dışında kaldıktan sonra şimdi Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sanatçısı olarak Türkiye'ye yerleşti. Hakan Aysev yaşam tarzıyla ve yaptıklarıyla farklı bir operacı. Nilüfer ve Bulutsuzluk Özlemi'yle verdiği konserlerle adını geniş kitlelere de duyurdu. Amacı da zaten operanın biraz daha popülerleşmesi. Ağrı, İshakpaşa Sarayı'nda gerçekleştirilen Ağrı Dağı Efsanesi Opera Konseri'nde; sesiyle yine büyük övgüler topladı. Nilüfer'le birlikte verdikleri konser oldukça ilgi gördü ve bu yıl tekrarlanıyor. Ağustos ayının sonlarında İstanbul Açıkhava Tiyatrosu'nda yeniden izleyicilerin karşısında olacaklar. Farklılığını her alanda öne çıkaran Aysev arabasında caz dinliyor, İbrahim Tatlıses'in ses rengini beğeniyor ve Ciguli'yi seviyor.

    Ünlü tenor Luciano Pavarotti ile üç yıl çalışmışsın ve onun ilk Türk öğrencisisin. Tanışmanız nasıl oldu?

    - Ankara Devlet Konservatuarı'ndan diplomamı aldıktan sonra Yüksel Erimtan'ın bursuyla Viyana'ya gittim ve Viyana Müzik Akademisi'nde bir yıl okudum. Bunun altı ayı zarfında Avusturya, Almanya ve Hollanda'ya Mozart'ın Cosi Fan Tutte operası ile turne yaptık. Altı ayın sonunda da zaten beni Viyana Devlet Operası'na aldılar. Dünyanın en büyük üç operasından biri olan Viyana Devlet Operası'na giren ilk Türküm. Bu alanda beni yavaş yavaş öne çıkarmaya başladılar. Salzburg Festivali'ne katıldım. O senenin sonunda Luciano Pavarotti ile tanıştırdılar. Sonra o benimle çalışmak istedi. Viyanada olduğum sürece üç sene boyunca beraber çalıştık. Beni ilk tanıştırdıklarında, aa Türk müsün diye şöyle bir süzdü. Çok gençken, yaklaşık yirmili yaşlarında Ankara Operası'na misafir sanatçı olarak gelmiş. Dört mevsim La Boheme operasını söyleyecekken pek beğenmemişler ve iki temsil sonra geri göndermişler. Bu onun için tatsız bir olay tabii. Bu olay onun kafasındaki Türk imajını kötü yönde etkilemiş.

    BERABER YEMEK YAPTIK

    Seni nasıl seçti?

    - Benden şarkı söylememi istedi. İlginç bir tesadüf, ben de ona La Boheme operasından bir arya söyledim. Bir yerde de tenorların çıkabilecekleri en tiz tonu vardır. Orayı da geçtim ve şarkıyı bitirdim. İyi söylediğim için çok mutluyum tabii. Pavarotti'nin karşısında bunu da çıkardım diye. Beni durdurup piyaniste İtalyanca bir şeyler söyledi. O zamalar italyancam iyi değildi. Orayı biraz daha yumuşatarak tekrar söyle dedi. O şekilde de söyledim. Ondan sonra tekrar arkasını biraz yumuşat ve öyle söyle dedi, onu da yaptım. Meğer ben birini do naturel diğerini do diyez üçüncüsünü re naturel söylemişim. Yani hiç bir tenorun çıkamadığı en ince renkleri, tiz sesleri söyletmiş. Onu söyledikten sonra, işte tenor dedi.

    Nasıl biri Pavarotti?

    - İnanılmaz derecede hoş bir adam. İlk gün daha samimi olduk. Önce insan olmayı başarmış biri. Beraber yemekler yaptık, çok hoş vakit geçirdik. Yemek yapmayı çok seviyor ve çok güzel de yapıyordu.

    Operanın popülerleştirilmesi bizde mümkün mü?

    - Bizde izlenen genel politika klasik müziğin belli bir kesimin tercihi olduğu yönünde. Türkiye'de özellikle operacılar arasında genel bir kanı var, biz operayı operada oynarız, isteyen buraya gelir ve izler mantığı yürütülüyor. Böyle bir şey yok.

    Nilüfer'le birlikte konserler verdiniz. O proje nasıl oluştu?

    - Hakan Erdoğan'ın girişimiyle bir yıllık bir çalışmanın sonunda gerçekleştirdiğimiz bir çalışmaydı. Çok iyi anlaştık. Halkın ilgisi de inanılmazdı. İki İstanbul iki de Ankara olmak üzere dört konser verdik. Böyle bir çalışmayı Türkiye'de ilk defa yaptık. Geçen yıl Bulutsuzluk Özlemi'yle de ortak konserlerimiz oldu. Ankara ve İzmir'de yaptık. İnsanlar sevdikleri bir sanatçının ya da sevdikleri bir grubun yanında böyle şişman, daha değişik bir adam, daha başka bir şarkı söylüyor diye ilgilerini çekiyor. 6 bin kişilik spor salonundan elli kişiyi operaya kazandırabilsek bu bile başarıdır.

    Diğer müzik dallarında da olsa ses rengini beğendiğiniz sanatçılar var mı Türkiye'de?

    - Bir halk müziği sanatçısı olarak İbrahim Tatlıses'i beğeniyorum ve saygı duyuyorum. Ses rengi halk müziği sanatçısı için çok iyi ama O Sole Mio'yu söylememesi lazım. Ama güzel ve sıcak bir ses rengi var.

    ARTIK TÜRKİYE

    Ne tür müzikler dinlersin?

    - Benim en sevdiğim sanatçı Sarah Vaughan 'dır. Her yerde dinlerim onu. Arabada örneğin sadece caz müziği dinlerim. Geçenlerde ilgimi çekti Ciguli'nin kasetini alıp dinledim. Doğrusu ben yaptığı işi çok beğendim. Tam bir Roman.

    12 yıl yurt dışında kaldıktan sonra Türkiye'ye yerleştin. Dünyada tanınmanı kötü yönde etkilemeyecek mi bu?

    - Sanmıyorum. Çünkü benim dünyanın değişik ülkelerinde çalıştığım ajanslarım var. Onlar bana değişik teklifleri zaten getiriyorlar. Ben artık Türkiye'de yaşamak istiyorum.

    Operacılar neden hep şişman olur?

    - Opera çok stresli bir iş. Bu da insanı yemek yemeye yöneltiyor. Bir de gece on birde operadan çıkmışsın. Büyük bir kahramanı ya da aşığı canlandırmışsın. Eve gidip yat, kesinlikle olmuyor. Yemekler yapılıyor ve yeniyor tabii.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı