Dünya Haberleri

    Patriğin olay yaratan röportajı yayınlandı

    Nafiz ALBAYRAK/DHA
    21.12.2009 - 13:12 | Son Güncelleme:

    Fener Rum Patriği Bartholomeos’un, yaklaşık yedi ay önce gerçekleştirilen röportajı dün Amerikan CBS kanalında yayınlandı.

    Bartholomeos’un, Amerikan CBS kanalındaki ‘60 Dakika’ (60 Minutes) programına verdiği röportaj dün yayınlandı.

    Patriğin söylediği ‘Çarmıha gerilme' sözleri Türkiye ile Yunanistan arsında keskin polemiklere de yol açtı. Bartholomeos’un avukatı ve danışmanı Kezban Hatemi yaşanan gelişmeler ve tepkiler üzerine, “Muhabirin sorduğu sorular, röportajda Patrik söylemiş gibi yansıtılıyor” diye konuştu. 

    Ancak Fener Rum Patriği Bartholomeos'un sözlerine yönelik Patrikhane’den gelen savunmanın gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı. Patrik Bartholomeos dün akşam Amerikan CBS kanalında yayınlanan programdaki söyleşisinde, Bartholomeos’un kendisine soru sorulmaksızın ‘çarmıha geriliyoruz’ dediği, CBS muhabirinin de Patrik'in bu değerlendirmesinden sonra ‘Çarmıha gerilmekten söz ettiniz. Siz kişisel olarak çarmıha gerildiğinizi düşünüyor musunuz?’ sorusuna Bartholomeos’un ‘Evet düşünüyorum” yanıtı verdiği görüldü.

    Fener Rum Patriği'nin uluslararası boyutlarda tartışmalara yol açan sözlerinin yer aldığı ‘60 Dakika’ adlı, New York yerel saati ile 19.10'da (TSİ 04.10) yayınlanan programda; Patrikhane avukatının iddia ettiğinin aksine, ‘Çarmıha gerilmek' ifadesinin ilk olarak Bartholomeos tarafından kullanıldığı ortaya cıktı. Patrik’in bu sözler üzerine gelen “Çünkü biz İsa’nın yeniden dirilmesine inanıyoruz. Çarmıha gerildikten sonra yeniden dirilme gelir” yorumunda bulundu

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dahil yetkililerin eleştirdiği Patrik'in çarmıh suçlaması ile ilgili ayrıntılar programının tamamının yayınlanması ile ortaya çıktı. CBS'te yayınlanan 60 Minutes (60 Dakika) adlı programda gösterilen bölümde, Patrik Türkiye’ye yönelik olağanüstü suçlamalarda bulunuyor. Muhabirin de Bartholomeos'tan geri kalmadığı program, ‘Adı Bartholomeos. 300 milyon Ortodoks Hıristiyan'ın patriği. İstanbul’da yaşıyor. Türkiye var olmadan önce oradalar. O zamanlar İstanbul Constantinople ve Hıristiyan dünyasındaki en önemli şehirdi. Fakat zaman değişti ve günümüzün modern Müslüman Türkiyesi'nde Patrik, kendini çok da hoş karşılanmış hissetmiyor” denilerek başladı.

    Türk yetkililerinin Hıristiyan mal varlıklarına el koyduğu, kilise, manastır ve okulları kapattığı iddia edilen programda, “Bartholomeos'un cemaati, Türk yetkililerinin, dünyanın en eski Hıristiyan kiliselerinden olan kilisesine baskı uygulamasından korkuyor” ifadesine yer verildi.

    Çarşaflı kadınların gösterilip, “Patrikhaneyi çevreleyen kesim, Yunan ve Hıristiyan’dı ancak şimdi ağırlı olarak Müslüman. Patrikhane çok küçük ve gezimiz çok sürmedi” denilen programda, bir Türk polisinin gelip Patrik'in hayatına yönelik tehdit olduğunu söylediği öne sürüldü. Tehditten birşey çıkmadığı ancak, kilise yetkililerinin önceki tehditlerin yeteri kadar ciddi olduğunu söylediği anlatılarak, Patrikhane'nin dikenli tellerle ve kameralarla çevrili olduğu, 24 saat korunduğu vurgulanıyor.

    “MÜSLÜMANLARDAN ÖNCE BURADAYDIK”
    Ayaküstü değil oturularak yapılan röportajın yayınlandığı programın bir bölümünde, Patrik’in, muhabirin, ‘Neden milyonlarca Hıristiyan'ın lideri olan birinin nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan ülkede yaşadığı' sorusuna “Çünkü bu ülke Müslüman olmadan önce biz buradaydık, oldukça önce. Constantinople Kilisesi’nin kurulmasından beri” diye yanıt verdiği görüldü.

    Bir dönem Hıristiyan olan İstanbul'un gökyüzünün şimdi minareler ile donatıldığı ve cuma namazında camilerin dolup- taştığı anlatılarak, en önemli kiliseler arasında gösterilen Ayasofya'nın müze olduğu belirtildi.

    Programın ilerleyen bölümlerinde, Türkiye'de Hıristiyan nüfusunun azaldığı anlatılarak şöyle denildi:

    “Birkaç yüzyıl sonra İstanbul'da Hristiyan bulmak zor olacak. Yerel bir kilisenin 500 kişilik cemaati var. Fakat Pazar ayini sırasında kilise sıraları boştu. Gittiğimiz her yerde manzara buydu. Geçen yüzyıla döndüğümüzde ise neredeyse 2 milyon Ortodoks Hıristiyan yaşıyordu Türkiye'de. 1.5 milyonu 1923’te sınırdışı edildi ve 150 bini ise 1955’te İstanbul’da yaşanan Hıristiyan karşıtı isyan nedeniyle ülkeyi terk etti. Bugün tüm Türkiye’de sadece 4 bin Ortodoks Hıristiyan kaldı.”

    İKİNCİ SINIF VATANDAŞ
    Programda, Patrik Türkiye’yi kendilerine iyi muamelede bulunmamakla suçladı. Patrik ve muhabir arasında şu diyalog geçti:

    * Patrik: İkinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Türk vatandaşı olarak tüm haklarımızı yaşadığımızı hissedemiyoruz.
    - Muhabir: Eğer ikinci sınıf vatandaş gibi muamele görüyorsanız burada. Siz Yunansınız ve neden Yunanistan'a gitmiyorsunuz?
    * Patrik: Çünkü ülkemizi seviyoruz. Burada doğduk. Burada ölmek istiyoruz. 17 yüzyıldan beri olduğu gibi bizim misyonumuzun burası olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizin yetkililerinin neden bu tarihe saygı duymadığını merak ediyorum.

    Patrik'in sözlerinin daha iyi anlaşılması için İstanbul’dan Kapadokya’ya giden program ekibi burada, mağaralar içindeki ilk kiliselerin görüntüleri ekrana geldi. Rehber Sevim Karabıyık'ın 4 İncil’in Anadolu’da yazıldığı ve 3 havarinin de yine buradan dünyaya yayıldığı yönündeki sözlerine vurgu yapılan programda, Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde ilk inananların baskı ve zulümden kaçmak için Kapadokya bölgesine geldiği ve yüzlerce kilise inşa ettiği anlatıldı. Programda ayrıca aslında Hıristiyanlığın sistemli bir inanç olarak Anadolu’da başladığı ve bunun birçok Hıristiyan tarafından bilinmediğinin altı çiziliyor.

    HZ. MUHAMMED'İN MESAJI

    Daha sonra Mısır’daki Sina Çölü’nde bulunan başka bir Ortadoks manastıra giden program ekibi, Hz. Muhammed tarafın söz konusu manastıra gönderildiği idida edilen bir mektubu gösteriyor. Mektupta Hz. Muhammed’in manastır cemaatine koruma ve din özgürlüğü önerdiği belirtilerek, şöyle denildi:

    “"Sonra patrik bizi 21'inci Yüzyıl ve Türkiye’ye, kendi arka bahçesine geri getirdi. Bizi fayton üzerinde eski adada bir geziye çıkardı polis eskortu eşliğinde. Patrik, bize Muhammed Peygamber’in hoşgörü mesajının Türk yetkilileri tarafından alınmadığını göstermek istedi. Onun en önemli örneği Heybeliada Ruhban Okulu. Boş ve terkedilmiş. Ne papaz var ne de cemaat. Okul, özel yüksek eğitimi yasaklayan karardan sonra Türk yetkililer tarafından kapatıldı. Bu 1971 yılındaydı.”

    Ardından Partik’in, “Bu taş kalplilik ve utançtır. Bu tür bir okulu sebepsiz yere kapalı ve kullanılmaz tutmak suçtur. Neden?” sözlerine yer verildi. Kilisenin yeni papazlar yetiştiremediği, yeni patriklerin Türk yasalarına göre Türkiye'de doğması gerektiği anlatılırken bunun Roma’da Kardinal Okulu’nun kapatılması gibi birşey olduğu yorumunda bulunuldu.

    Bir dönem 100 öğrencinin bulunduğu okulun koridorlarının şimdi ıssız olduğu, kütüphanein değerli el yazması koleksiyonuna el sürülmediği belirtilerek, “Sınıflar sanki öğrenciler henüz şimdi evlerine gitmiş gibi duruyor, 38 yıl önce değil” denildi.

    Ardından Partik, “Bu okul barış, birlik ve sevgi telkininde bulunan insanları hazırladı. Şimdi bu imkan verilmiyor. İnsanlık onuru rencide ediliyor” dedi. Patrik'in sadece insanlık onurunun değil aynı zamanda kendisinin de rencide edildiği zira kendisin de burada okuduğunu söylediği belirtilerek, Patrik'in Türkiye’de doğduğu, Türk ordusunda görev yaptığı, 1991 yılında da ‘Ekümenik Patrik' seçildiği öne sürüldü. Ancak Türkiye’nin onun Ekümenliğini tanımadığı vurgulanarak, Türk yetkililerince Patrik’in sadece yerel bir başpapaz gibi algılandığı iddia edildi.

    “ÇARMIHA GERİLSEK DE BURADAYIZ”

    Programın sonunda ise muhabir ve Patrik arasında şöyle bir diyalog geçti:
    * Patrik: Başbakan’ı ziyaret ettim, sorunlarımızı dile getirdim ve ‘Neden’ diye sordum, yardım istedim.
    - Muhabir: Cevap aldınız mı?
    * Patrik: Asla
    - Muhabir: Bazen cemaatin silinip yok edileceğinden korkuyor musunuz?
    * Patrik: Tam olarak değil. Hayatta kaldık. Mucizelere inanırız. Burası (İstanbul) Kudüs'ün uzantısı. Bizim için kutsal ve aziz topraklara (Kudüs) eş değerde. Zaman zaman çarmıha gerilsek bile, burada kalmayı tercih ediyoruz. İncil’de yazıldığı gibi sadece İsa’ya inanmak değil, onun için acı çekmek de bize bildirildi, verildi.
    - Muhabir: Siz ‘Zaman zaman çarmıha gerilsek bile’ dediniz.
    * Patrik: Evet, çünkü biz İsa'nın yeniden dirilmesine inanıyoruz. Çarmıha gerildikten sonra yeniden dirilme gelir.
    - Muhabir: Siz de kişisel olarak zaman zaman çarmıha gerildiğinizi hissediyor musunuz?
    * Patrik: Evet, Hissediyorum.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı