GeriYazarlar Passelona
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Passelona

Passelona
refid:14566736 ilişkili resim dosyası

"Bazen hücum etmek savunma yapmaktan çok daha zor." – Josep Guardiola

Doğrusunu söylemek gerekirse, (İlker Yasin etkisi 24 saat kadar kalıyor insanda) dağ fare doğurdu. Sezonun bu ‘en’ maçını neredeyse bir yurdum derbisi gibi bekliyorduk, sonuçta belki de uzun süredir izlediğimiz en tek taraflı, en yaratıcılıktan uzak, en berbat maçlardan biri oldu çıktı. Geride herkes için ciddi dersler ve ibret abideleri bırakarak.

Öncelikle bu takım değil ‘adam tutar’ arkadaşlara Messi efsanesinin kitabelerini yazmaları için daha epey erken olduğunu gösterdi. Gecenin yıldızlarından spiker İlker Yasin’in ‘Messi tutulması kolay bir futbolcu’ tanımı ne kadar doğru tartışmayalım ama bunun dile gelmesi bile yeterince ilginç. Barcelona bizim takımımız olsaydı bugünkü geyiklerimiz belliydi: ‘Bu maçı da kazandırmayacaksa, ne işe yarar bu adam?’ Alex’in kulakları çınlasın.

Sonra bu medya denilen şeyin nasıl yanar döner olduğunu gördük. Düne kadar yere göğe sığdırılamayan dünyanın en iyi takımı son yarım saatte yorumcu takım tarafından öyle eleştirilere hedef oldu ki, Messi’yi, Guardiola’yı, İbrahimoviç’i iki dakikada yerle bir eden senin gariban Riijkard’ını, Daum’unu, Alex’ini dinler mi dedirtti.

Inter’in yarım saat sonunda 10 kişi kalması sanki ilk maçta çok eleştirilen kırmızı kartın bir telafisi miydi diye düşünmeden edemedik. Çok da sarı kartlık gözükmedi ikinci hareket. Uefa da eyyam yapıyorsa, hakemlerimize, federasyonumuza söylenecek tüm laflar sahibinin boğazına dizilsin.

Maçın son bir saatini anlatmak zor. Özellikle 10 kişi kaldıktan sonra Inter topla hiç ilgilenmedi. Sonuçta golü atacak olan havadaki top değil karşıdaki futbolcudur dediler, inanılmaz bir dar alan savunması ve yerinde müdahalelerle Barcelona’nın ceza sahası etrafına yığdığı oyunu kontrol ettiler. (Evet, kontrol ettiler) Morinho’nun dehası (dahi Morinho desek ona da nazar değer mi acaba?) burada ortaya çıktı. Zaten takım 10 kişi, karşıdaki takımda herkes top cambazı. Boşuna top kovalatmadı oyuncularına, dar alanda sürekli diri kalmalarını sağladı. Faul de yapmadılar, duran top fırsatı vermediler. Dakikalar birer birer erirken Barcelona pas yaptı, Inter seyretti.

Pas yaptı derken bu rakamlara dikkat: Barcelona’nın pas sayısı 548, Inter’in ki 67. Barcelona’da tüm Inter takımından  daha çok pas yapan adamlar var. Topla oynama yüzdesi 75-25. Inter’in topla oynadığı toplam dakika 14buçuk. Barcelona oldu Passelona ama sonuç yok, on kişi rakibe karşı bu baskıyı yansıtacak doğru düzgün pozisyon da yok.

Eminim Hikmet Karaman’ın bundan sonraki kariyerinde bu savunma stili büyük rol oynayacak. Maçın başından itibaren, özellikle kırmızı karttan sonra bize o çok sık tekrar edilen cümleyi söyledi durdu: ‘Inter bu kadar savunmaya çekilip gol yemeden dayanamaz.’ Hani diyoruz ya, çok geriye yaslanırsan mutlaka yersin diye. Değilmiş demek, akıllı Çanakkale diye bir defans stili de varmış.

Barcelona bir Türk takımı olsaydı bugün burada Guardiola konuşuluyor olurdu. O da futboldan anlamıyor olurdu. Riijkard’ın Pazar günü Bursa karşısında Arda’yı oyundan almasını eleştirenler Guardiola’nın İbrahimovic değişikliği karşısında ne düşündüler acaba?

Pas yapmak bir yere kadar. Oyunu kanatlara ve özellikle sıfıra indirip orta yapacak bu kadar yetenekli oyuncu varken, ceza yayının dışında bin pas yapmak çok akıllıca değil. Maçın büyük bölümünde Inter ceza alanında bekler, Barcelona topu çevirip dururken rakip ceza sahasında bir veya iki Barca’lı vardı hep. Oyunun son bölümünde yavaştan top şişirmeler başladığında ise İbrahimovic oyunda yoktu.

Morinho’yu sevmeyebilirsiniz ama bugün adama ve Inter’li futbolcuların direnişine hayran olma günüdür. Dünyanın en sempatik takımının yenilince sahadaki fıskiyeleri açması, kalecisinin Morinho’ya müdahalesi ise kazanırken sempatik olmak da sempatik görünmek de kolay dedirtiyor insana.

Hem ya Inter bizden biri olsaydı. O defanstaki her müdahale, o uzaklaştırılan her kafa topu şimdi birer efsane olarak karşımıza dikilmez miydi?

Yorumları Göster
Yorumları Gizle