Gündem Haberleri

    Pasok'un şeytanı

    Nur BATUR
    04.10.1997 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Birkaç ay önce ‘‘Türkiye Müslüman olduğu için, Avrupa'dan dışlanamaz... Türkiye, Avrupa'nın parçası değilse, Yunanistan da değildir’’ diyerek herkesi şaşırtan ve Türkiye'de ‘‘alkışlanan’’ sonra da sanki bu sözleri hiç söylememişçesine, ‘‘Hırsızlar, katiller ve ırz düşmanları’’ diye Türkiye'ye saldıran Yunanistan'ın ünlü Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos kimdir?

    Dünya tarihine geçti

    Pangalos son Pangalosluğunu da Türkiye'nin yöneticilerini ‘‘hırsız, katil ve ırz düşmanı’’ olmakla suçlayıp yaptı ve böylece ‘‘Küfreden Dışişleri Bakanı’’ olarak dünya tarihine geçmiş oldu.

    Türkiye, Pangalos'un sözlerinin bir akıl hastasının ruh halini yansıttığını söylüyor ve Yunan halkının böyle bir yöneticiye layık olmadığını vurguluyor.

    Pangalos'un ‘‘mahalle kabadayısı’’ üslubu, Yunan siyaset ve basın dünyasında birçok kişiyi rahatsız etmiş durumda... Bunların başında da Batı'da çizdiği ‘‘aydın, barışçı ve uzlaşıcı’’ imajla büyük puan toplayan Başbakan Kostas Simitis geliyor. Çünkü Pangalos, Simitis'in iki yıldır yaratmaya çalıştığı ‘‘yeni Yunanistan’’ imajına zarar veriyor.

    Peki, bu son kriz, Pangalos'un bakanlık koltuğunu sallayacak mı? Doğrusu, bu yönde hiçbir işaret görünmüyor. Bunun birkaç nedeni var: Her şeyden önce Simitis'le Pangalos'un Türkiye'ye yönelik politikalarında ciddi bir görüş ayrılığı yok... Ayrıca, Pangalos zaman zaman yaptığı bu tür çıkışlarıyla hem PASOK'taki hem de Yunan kamuoyundaki Türkiye karşıtı duyguları tatmin ediyor ve Simitis'in karakterine ve siyaset anlayışına aykırı olan rolü üstlenmiş oluyor. Ayrıca, Pangalos bütün siyasi hayatı boyunca böyle garip çıkışlar yaptığı için de artık ne diplomatik camiada ne de Yunan siyasi hayatında fazla ciddiye alınıyor...

    Ama ilginçtir, Yunan siyaset dünyasının bu renkli ve çılgın ismi, zekâsıyla ve cesaretiyle herkesi etkilediği için de ‘‘Yunan kamuoyunda kıyamet kopsa da Türkiye'yle sorunları çözebilecek tek siyasetçi’’ olarak görülüyor.

    60'ına merdiven dayayan Pangalos, asker kökenli ilginç özellikleri olan bir aileden geliyor. Adını diktatör dedesi Teodoros Pangalos'tan almış. General Teodoros Pangalos, Küçük Asya, yani Anadolu hezimetini yaşayan Yunan birliklerinde kurmay başkanı olarak görev almış ve Anadolu'ya ilk ayak basan Pangalos olmuş.

    1920'lerin ortasında General Pangalos'un Yunanistan'da yıldızı parlamış, çünkü Haziran 1925'te askeri darbe yapıp Mihalakopulos Hükümeti'ni devirmiş ve diktatörlüğünü ilan etmiş. Büyük hizmet aşkıyla hemen kolları sıvamış, ama 72 yıl sonra, aldığı tek bir karar hatırlanıyor: O yıllarda Yunan kadınları arasında moda, kısa etekmiş. Rivayet o ki, diktatör Pangalos'un karısı bu modaya uyamıyormuş. Çünkü, bacaklarının estetiği buna imkân vermiyormuş. Bu ‘‘önemli sorunu’’ aşmak için de diktatör Pangalos hemen karar almış: ‘‘Etekler yerden 25 santim yukarıda olacak.’’

    Tabii bu karar yüzünden Yunan polisine büyük iş düşmüş... Polis elinde metre, bir yıl boyunca sokaklarda kadınların etek boylarını ölçmüş. Hatta bazı kadınlar mahkemeye bile sevk edilmişler. Yunanlı kadınlar hayatlarından öylesine bezmişler ki, sonunda olayı şakaya vurup diktatöre ‘‘Pangalos Pangalos’’ diye şarkılar yazmışlar.

    Diktatör Pangalos, Nisan 1926'da askeri darbeyle iktidardan uzaklaştırılmış ve Girit Adası'nda hapsedilmiş. Devrik diktatör iki yıl sonra affedilmiş ama bir daha siyaset sahnesinde görülmemiş.

    Midilli'de buluşma

    Pangalos'un babası da asker... Pilot olan baba Pangalos ise, İkinci Dünya Savaşı'ndaki kahramanlıklarıyla anılıyor. Hava Generali Pangalos, 1967-1974 yılları arasında Yunan Ordusu'nda görev yapıyor ama askeri cuntayı destekleyen generaller arasında yer almıyor.

    Atina Hukuk Fakültesi'ni bitiren ve ateşli bir komünist olan genç Teodoros Pangalos ise askeri yönetim sırasında Paris'te doktora öğrencisi. Pangalos, askeri cuntaya karşı büyük bir mücadele başlatan Sosyalist Hareket'in liderliğini üstleniyor. Cunta tarafından mimlenen genç Pangalos, bir süre sonra vatandaşlıktan çıkartılıyor.

    Paris'te yaşadığı yıllarda, 12 Mart askeri darbesinden kaçan Türk sosyalistleriyle arkadaş olan Pangalos, 1972 ve 1973 yıllarında tatil için Türkiye'ye gidiyor. Ayvalık'ta kaldığı günlerde, gizlice Midilli Adası'na geçiyor ve yıllardır göremediği babasıyla birkaç kez buluşup konuşuyor.

    1974'te askeri cunta devrilir devrilmez, Yunanistan'a ilk dönenler arasında Paris Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Teodoros Pangalos da var. Sürgün yıllarında PASOK'un çekirdeğini oluşturan Pak'ın da aktif bir üyesi olan Pangalos, siyasete atılıyor ve süratle merdivenleri tırmanmaya başlıyor.

    Pangalos'un lakabı

    Hiç kuşku yok ki, Pangalos Yunan siyaset sahnesinin gelmiş geçmiş en renkli simalarından biri. Öylesine renkli ki, hem uluslararası diplomaside hem de Yunan siyaset dünyasında fırtınalar değil, kasırgalar yaratıyor. Sinirlendiği zaman Çin porselenleri satan dükkânda dolaşan bir fili anımsatıyor... İşte bu nedenle Pangalos'a PASOK içinde Ortodokslukta şeytan anlamına gelen ‘‘666’’ deniyor.

    Aslında, Pangalos da lakabından çok şikâyetçi değil. ‘‘Evet, ben PASOK'un 666'sıyım, çünkü ne zaman konuşsam, beni eleştiriyorlar. Yine bu adam konuştu atalım diyorlar’’ diye gülerek karşılık veriyor.

    Siyasete atıldığı günden itibaren, herkes Pangalos'un zekâsına hayran oluyor. Ancak zekâsı kadar keskin olan dili Pangalos'u siyasette yalnızlığa sürüklüyor. Bir ara sivri dili yüzünden Parti Disiplin Kurulu'na bile sevk ediliyor Pangalos. Sansasyonel siyasetçi, bunu protesto etmek için Merkez Komitesi'nden istifa etmeyi bile göze alıyor.

    Yunan Dışişleri Bakanı, hem iç hem de dış politikada birçok skandala imzasını atan bir siyasetçi... Pangalos'un hışmına uğramayan var mı acaba?

    Örneğin, Pangalos kendisini sıkıştıran bir gazeteciye, ‘‘Askeri dönemdeki sorgu polisleri gibisin’’ deyiverir. Agence France Press muhabirine saldırdığı basın toplantısına bizzat şahit oldum. Pangalos bir anda öyle sinirlendi ki, kıpkırmızı kesildi. Bağırmaya başladığı zaman sanki tepesinden dumanlar çıkıyordu.

    Pangalos'un hışmına uğrayan sadece gazeteciler de değil kuşkusuz. PASOK meslektaşlarından muhalif Yeni Demokrasi Partisi milletvekillerine kadar herkes zaman zaman nasibini alıyor Pangalos'tan. Birkaç ay önce, hükümet Yunanistan'ın Shengen'e katılımı sağlayan anlaşmayı parlamentonun onayına sunmuştu. Bu anlaşmaya ‘‘şeytan işi’’ diye karşı çıkan papazlar, Yunan Parlamentosu önünde protesto gösterisi yaparken, Genel Kurul'da da büyük bir kavga yaşandı.

    Neden mi? Tabii ki Pangalos'un anlaşmaya karşı çıkanları, ‘‘Le Pen'den de bile daha alçak seviyedeki, iğrenç ve aptal faşistler’’ olarak suçlamasından dolayı... Yunan Dışişleri Bakanı, ‘‘Bunlar Yunanistan'da Mussolini partisi olmadığı için Yeni Demokrasi'ye katıldılar’’ diye ekleyince de tabii kıyamet koptu. Pangalos günlerce, Yeni Demokrasi'nin eleştiri bombardımanı altında kaldı.

    Orduya sert eleştiri

    Pangalos'un hışmından nasibini alanlar bu kadar da değil...

    Kardak krizinden sonra, Yunanlı generalleri de Pangalos'un acımasız eleştiri oklarının hedefi oluverdi. Pangalos, Yunanlı generalleri ‘‘Beceriksiz bürokratlar’’ olarak tanımlayıp, ‘‘Bizim masa başında oturan bürokrat generallere değil, siyasi bağlantısı olmayan rambolara ihtiyacımız var... Bürokrat generallerle savunma yapamayacağımızı Kardak krizinde anladık. Öylesine talimatlar uyguladılar ki, sonunda Türkler ikinci kayalığı aldı’’ deyiverince de kıyamet koptu.

    Pangalos'un iç politikada yarattığı krizler belki ününe ün katıyor ama Dışişleri Bakanı olarak yarattığı skandallar yüzünden bazen Yunanistan özür dilemek zorunda da kalabiliyor. Yıllar önce Alman Başbakanı'na ‘‘Cüce beyinli dev’’ dediği zaman, yaşanan krizin ardından Yunanistan'ın Almanya'dan özür dilediği gibi...

    Ama Pangalos, ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, yine de Pangalosluk yapmaktan vazgeçmiyor... Birkaç ay önce Alman Dışişleri Bakanı Klaus Kinsel'le Pangalos arasında Yunanistan'ın Türkiye'ye uyguladığı veto yüzünden öyle bir kavga yaşandı ki, Kinkel sonunda çok sinirlenip toplantıyı terk etti. Ama kavga Bakanlar Konseyi toplantısının dışına da taştı... Çünkü Pangalos yine sivri dilini tutamadı ve ‘‘Ülkelerindeki sorunları çözem kabiliyetinde olmayanların bana ders vermeye kalkmalarından bıktım’’ deyiverdi. Kinkel kendisine kabiliyetsiz diyen Pangalos'a doğrudan yanıt vermemeyi tercih etti. Ama Alman Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması çok ağırdı... Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Pangalos'un psikolojik durumundan kaygı duyduklarını vurguluyor, ‘‘Ümit ederiz Pangalos'un akli sağlığı Yunanistan'ın çıkarlarını koruyacak kadar iyidir’’ diyordu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı