GeriSeyahat Pasaport’ta kanatlanmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Pasaport’ta kanatlanmak

Pasaport’ta kanatlanmak

İzmir Körfezinin vitrinidir Pasaport semti. Mimari tarihi müzesini andıran yapıları ve deniz manzarasından alır özelliğini. Kentin yoğun temposunda bir huzur durağı, körfezin mavisiyle kucaklaşma fırsatı, düşlere kanatlanma mekanıdır.

Deniz kentinde yaşamanın, “içeride” yaşamaya nazaran farklı bir havası olacak illa... O nedenledir ki, deniz kentinde yaşayanlar için gemiler kâğıt da olsa kâfidir... Denizi yaşayanlar o kâğıt gemilerin kaptanıdır çünkü.
Martılar kanatlarını rüzgârla doldururken, baharın tavını almaya başladığı günlerde, şehrin sıkışmışlığından bunalan ruhumuzu ferahlatmak, belki biraz da derdimizi denize ve körfeze bırakmak için düştük Pasaport’un yollarına. Geçmişin balık hali, bugünün Konak Pier’inden Alsancak Limanı’na kadar uzanan Kordonboyu’nun en müstesna yerlerinden biri şüphesiz Pasaport’tur. Pasaport iskelesi, Alsancak Limanı yapılana kadar eski liman olarak görevini layıkıyla getirmenin gururuyla karşılar misafirlerini. Çünkü semt İzmir’in vitrini konumundadır. Konak Pier demişken, şimdilerin popüler alışveriş merkezi yıllarca atıl durumda beklemişti. Bina restore edilmese gerçekten çok yazık olacakmış. Dükkânlardan alışveriş edenler, soluğu denize sıfır mekânların bulunduğu teraslarda alıyor. Gerçekten de burada oturmak ve körfezi seyre dalmak tüm yorgunlukları unutturacak kadar keyifli.

DAYANMA GÜCÜ VERİYOR

Konak Pier’den Cumhuriyet Meydanı’na kadar olan mesafeyi kat ettiğimizde Pasaport’u da dolaşmış oluyoruz. Müstesnalığında doyumsuz manzarası kadar, sırtını verdiği tarihi binaların da payı var: Körfez İşhanı, Bugün gazetesinin olduğu bina ve kafe, Kantar polis karakolu, Sahil Sağlık Baştabipliği, Denizcilik İşletmeleri, İl Turizm Müdürlüğü, ara sokaklardan görülen tarihi Borsa... Bir yapı tarihi müzesi gibi Pasaport.
Tarihi dokunun ardında yaşam hızla akıyor. Sokaktakiler pek etkilenmiyor bundan. Kıyıda huzur hakim. Nargilesini tüttürenler, demli çayları ve köpüklü kahveleri yudumlayanlar, zar sesleriyle şenlenen tavla partileri... Derken bir cümbüş halini alıyor Pasaport. Bu lezzetlere bir de İzmir gevreği, kumrusu ve illa ki yumurtayla birlikte meşhur “boyoz”u eşlik ettiğinde misafirlerin değmeyin keyfine. Seyir terasları şeklinde düzenlenmiş yerlerde oturan İzmirliler için denizle bütünleşmek zaten başlıbaşına bir ritüel olsa gerek. Hatta Göztepe’den, Konak’tan, Bostanlı’dan, Karşıyaka’dan gelen vapurlarla Pasaport İskelesi’nde inen, işlerine gitmek için Cumhuriyet Meydanı’na, oradan da Alsancak’a gidenler günlerini nasıl bu kadar rahat geçiriyor sizce? Bence, işe gitmeden Pasaport’ta bir çay kaçamağı yapıyorlar. Ya da iş çıkışında mutlaka Pasaport’a uğrayıp, bir çay, kahve molası veriyorlar. Yani Pasaport çalışan için de işsiz için de bir huzur mekânı aslında.
İnsanlar her yerde, her an hareket halinde. Gidenler, gelenler. Sürekli bir kalabalık. Özellikle öğleden sonraları, deniz kenarında hatıra fotoğrafı çektirenler, çiğdemlerini (çekirdeğin İzmircesi!) çitleyenler ve oltaya rastgele deyip balık tutmaya çalışan gençler. Körfeze demirlemiş, sabırla bekleyen gemiler. Sahi, bunlar ne işe yarıyor diye sormadan edemiyoruz. Yanıtı belki bir Seferis şiiri verebilir:
“Masallarımı gemilerde öğrendim ben / yolculardan değil, denizcilerden de değil / ceplerinde sigara arayıp duran / iskelede bekleyen daimi işsizlerden de değil. / Gemi simaları dünyama yerleşmiştir benim, / kimisi Kyklops gibi tek gözle bakar/ hareketsizce deniz aynasına / kimisi karınca gibi davranır, kimisi kelebek, / kimisi uykuda gezer gibi ilerler tehlike saçarak / ve kimisi uyuyakalmıştır denizin derinliklerinde. / Tahtalar, halatlar, zincirler”
Seferis gibi denize tutkundur İzmirli de. Ama tutkunu olduğu denizin en vazgeçilmez noktası Kordonboyu’dur. İzmirli’yi yaşama iki kordon bağlar, birisini doğarken keserler, derler...

130 yıllık rıhtım

Pasaport’un tarihi de denizle komşuluğu kadar eskidir. Eski kartpostallardan birinde “Debarcadere et Bureau de Passeports / İskele ve Pasaport Bürosu” olarak gösterilen yapı, 1884’te bir Fransız şirketince inşa edilmiş. Yapımı 1867’de başlayan, 1884’te tamamlanan rıhtım, mendireğe yanaşan yolcu ve yük gemileri, atlı tramvaylarla Birinci Kordon Caddesi, İzmir’in en hareketli kıyı caddesi konumundaymış. İskelenin yanındaki, şimdi Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü’nün bulunduğu binalar ise, Yunan işgali döneminde (1919–1922) “Liman Dairesi Başkanlığı” olarak kullanılmaya başlanmış. 1800’lü yıllarda yapılan “İzmir Körfezi Osmanlı Vapurları Hamidiyye Anonim Şirketi”, Karşıyaka, Alaybey, Osmanzade, Bayraklı, Turan, Pasaport, Konak, Karataş, Salhane ve Göztepe vapur iskeleleri arasında sekiz gemilik filoyla hizmet verirmiş. Bugünkü Pasaport İskelesi’nin ise Osmanlı ve Selçuklu mimarlığından esinlenen Birinci Milli Mimari özelliklerini taşıdığı kaydedilmiştir. Pasaport İskelesi, 13 Eylül 1922’de İzmir’de çıkan, Kordon Caddesi’ndeki tüm binalara yayılan yangında zarar görmüş, 1926’da dönemin Valisi Kazım Dirik tarafından “Birinci Ulusal Mimarlık Akımı” adı verilen tarzda yenilenmişti.
İzmir, 5 bin yıllık tarihi boyunca liman kenti olmuş. Bilinen en eski liman da Tepekule’nin doğusunda. 19’uncu yüzyılda Pasaport’a taşınmış. Bu da yetersiz gelince 1954’te Alsancak Limanı’nın inşaatına başlanmış. Bizce Pasaport Limanı’nın taşınması isabetli olmuş. Belki kızanlar çıkacaktır ama böylesi daha güzel olmuş. Eğer, Pasaport Limanı bugün faal durumda olsaydı ne martılar kendilerini sakınmadan körfeze pike yapabilirdi ne de İzmirli rahatça gelip seyir teraslarında denizle kucaklaşabilirdi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle