Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pasaport peşinde

Bu işler çok karışık. Her kafadan da bir ses çıkıyor. Onun için biraz toparlamak istiyorum.

Neyi mi? çocukla ilgili pasaport ve seyahat prosedürlerini...

Bir zamanlar seyahat büyük bir lükstü. Hele hele yurt dışına çıkmak! Ama artık öyle değil. Turlar ve kampanyalarla yurt dışına çıkmak cazip ve ulaşılabilir bir hal aldı. Bu durumda çocuklarımız için de yolculuk söz konusu.

Çocuğunuza pasaport çıkartmak için iki yolunuz var: Birincisi ona ayrı pasaport çıkartmak, ikincisi de kendi pasaportunuza (annenin) işlemek. Eğer ayrı pasaport çıkarırsanız, çocuğunuzun pasaportunun süresi dolduğunda, uzatmalar için harç ödeyeceksiniz. Ama anneye eklediğiniz zaman, çocuğun pasaport süresini uzatmak için harç ödemiyorsunuz. Harç önemli, çünkü hiç de az değil. Şu anda 5 senesi 433 YTL. Ne var ki annenin pasaportuna kayıtlı çocuk annenin dışında kimse ile seyahat edemiyor. Babayla bile!

Turist pasaportu olarak da bilinen lacivert pasaport için neler lazım: İl emniyet müdürlüklerinden temin edilecek pasaport talep formu (orada veya internetten doldurabiliyorsunuz, 15 YKr form kağıdı ücreti de var), nüfus cüzdanı aslı ve ön-arka fotokopisi (uzatmada sadece ön-arka fotokopi), dört tane 4,5 x 6 cm. ebadında vesikalık fotoğraf (uzatmalarda 3 tane), maliye bakanlığınca her yıl belirlenen "pasaport cüzdan bedeli" (uzatmalarda yok) ve talep edilen sürelere göre belirlenmiş pasaport harcı. Ayrıca hem anneden hem de babadan muvaffakatname. Onu da noterden temin ediyorsunuz. Bu belgenin de "aslı" olmasına dikkat edin. Üzerinde "örnektir" yazan kopyası geçerli değil. Mesela ben, birinin üzerinde örnektir yazdığı için başvurumu birkaç gün daha ertelemek zorunda kaldım.

Sonra da size en yakın ilçe emniyet müdürlüğüne çocuğunuzla birlikte başvuracaksınız. Yeni pasaport da olsa, uzatma da olsa başvuru sırasında çocuğunuzu görmek istiyorlar. Ama pasaportu teslim alırken yanınızda olmasına gerek yok.

Sonra vize alma işlemleri söz konusu tabii. Burada da muvaffakatname gerekiyor. Ama vize alındıktan sonra anne ya da baba çocuğuyla yalnız seyahate çıkabiliyor. Havaalanında da bir şey sorulmuyor. Çünkü vize almak için zaten muvaffakatnameyi veriyorsunuz. Bütün evraklarınız ve üzerindeki yazılar teker teker kontrol edildikten sonra size bir gün söyleyip bir kağıt veriyorlar. O gün gidip pasaportu alabilirsiniz.

Ya inanın, çok karışık işler bunlar. Mümkün olduğunca size açıklamak istedim. Farklı tecrübeleri olan aileler de olabiliyor ama karşılaştığım memurlara sorarak doğruladıklarım ve yaşadıklarım bunları gösteriyor. İstisna durumlar için bir parantez bırakalım.

BRONZ HATIRALAR

Bu gerçekten çok eğlenceli bir durum. Murat Dinç ve Özgen Özeren adlı iki kişi tarafından kurulan Bronz Hatıralar, bebeğinizin patiğini, emziğini, biberonunu, ayakkabısını ya da ne bileyim, istediğiniz başka bir objeyi bronzla kaplıyor.

İşte tam biz analara göre bir şey! Biz, kestiğimiz ilk saç tellerini bile çekmecede saklayan anneler olarak, bebeğimizin ayakkabısını ölümsüzleştirerek saklamak pek eğlenceli bir fikir doğrusu.

Çok da kolay bir iş değil esasında. Dört haftalık bir süre gerekiyor gönderdiğiniz eşyanın bronz haline kavuşmak için. Ayrıca isterseniz bronz hale gelen objeyi ahşap ya da granit tablalar üzerine de monte edebiliyorlar. Böylece evinizde ya da iş yerinizde de biblo gibi kullanabiliyorsunuz.

Hayal gücünüzü çalıştırmak sizden... Bilgi için www.bronzhatiralar.com veya 0312 428 17 76 .

O benim dostum!

Arkadaşlık kavramını nedense küçük çocuklarımızla pek bir araya getirmeyiz. Sanki arkadaşlığın büyüdükten sonra daha önemli olduğunu sanırız. Oysa bir yaşındaki birbebeğin sosyal gelişimi için bile arkadaşlık önem taşır. Uzman Psikolojik Danışman Z. Elvan Ucur bebeklikten itibaren arkadaşlığın önemini anlattı.

YÜKSEK İLETİŞİM BECERİLERİNE SAHİPLER

Bebekler tahminimizden çok daha yüksek iletişim becerilerine sahipler. Bir yaşına girmek üzere olan bir bebeğin, yüz ifadelerini ve ses tonlarını bilinçli olarak kullanabildiğini; öfke, korku, mutluluk gibi duygusal tepkileri gösterebildiklerini herkes fark edebilir. Duygusal tepkilerin zenginleşmesi, sosyal deneyimleri de beraberinde getirir. Gülümseme, ses çıkarma, dokunma, bakma, ağlama, diğerlerinin davranışlarını taklit etme gibi hareketler yaşın ilerlemesi ile çeşitlilik kazanır.

0-2 ARASI ANNEYE ÖZEL BAĞLILIK

Çocuklar, bebeklik dönemi olarak adlandırdığımız 0-2 yaş arasında çoğunlukla anneye özel bir bağımlılık geliştirir. Annesi yanından ayrıldığı zaman huzursuz olabilen, tanımadığı ortamlarda anneye sığınan çocuk, bu dönemin sonlarına doğru baba, kardeş, büyükanne, büyükbaba, bakıcı gibi kişilere de bağlılık geliştirir. Erken çocukluk döneminde ise (2-6 yaş arası) bağımsız olmaya başlar. Beden ve dil gelişimi, bu isteğini artırır. Kıyafetlerini belirlemek, karar vermek, arkadaşlarını seçmek gibi. Bu dönemde bağlanma davranışları azalır ve kendini güvende hissettiği ortamlarda bağlılık geliştirdiği kişiye -ki bu kişi çoğunlukla annedir- ihtiyacı yokmuş gibi davranabilir. Ancak tanımadığı bir ortama girdiğinde, kendini güvende hissedinceye kadar yine annesinden yardım ister.

YAŞITLARLA SOSYAL İLİŞKİ GELİŞİYOR

Yavaş yavaş büyüyen çocuğumuz, akranlarıyla arkadaşlık etmeye başlar. Oyun davranışları sosyal gelişimlerinin bir parçası olur. Bu şekilde ailesi dışındaki kişilerle, özellikle de yaşıtlarıyla nasıl ilişki kuracağını öğrenmeye başlar. Okul öncesi eğitim kurumları, sosyal ilişki kurma becerilerini geliştirmesinde gerçekten de önemli bir yere sahip. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuklar birçok farklı arkadaşla bir arada olma, farklı etkinliklere katılma ve paylaşmayı öğrenme açısından faydalı olacak sosyal etkileşim içerisine girebilirler. Bu arada oyun davranışları ve arkadaş ilişkileri yaşlara göre farklılaşır.

İLK DÖNEM ARKADAŞLIKLARI GEÇİCİ

Bebelik döneminden itibaren ele aldığımızda, oyunun öncelikle bir keşif niteliği taşıdığını görürüz. Çocukların zevk almaları ve hoşnut olmaları nedeniyle tekrarladıkları oyuncakları çekme, itme, çarpma, döndürme gibi davranışlar hayatlarının ilk yılının oyunlarını oluşturur. İlk yılın sonunda daha bilinçli tepkiler vermeye başlarlar. Birbirlerini incelerler, oyuncak paylaşımı yaparlar. Hoşnutsuz olunan bir durumda tepki verebildiklerini ya da mutluluk belirtileri gösterebildiklerini net görebiliriz. Ancak bu dönemde kurulan ilişkiler kısa sürelidir. Çabuk arkadaş değiştirir ve çoğu zaman cinsiyet ayrımı yapmazlar.

İKİ YAŞ ANLAŞMAZLIK DÖNEMİ

İki yaş itibariyle deneyimlerini aktarmaya başladıkları ve içinde yaşadıkları ortamı yansıttıkları oyunlara yönelen çocuklarda taklitlerin ortaya çıktığı görülür. Oyunlarda anne, baba, öğretmen gibi rol dağılımları olur. Bu dönemde arkadaş ilişkilerinde çatışmalar yaşadığını veya anlaşmazlıklar çıktığını görebilirsiniz. Zaman zaman itişebilir, hatta dövüşür gibi oyunlar oynayabilirler. 2-3 yaşlarındaki çocuklar oyun arkadaşlarını hızla değiştirebilir, kendilerine özgü yöntemlerle olumsuz davranışlar sergileyebilirler. Bu dönem, bağımsızlık arayışı içerisine giren, benmerkezci davranışların sergilendiği, arkadaş ve aile ortamında da çatışmaların yaşanabildiği yaşlar.

İNAT BİTİNCE, CİNSİYET SEÇİMİ BAŞLIYOR

Dört yaş itibariyle çocuğunuzun arkadaş ilişkilerinde olumlu gelişmeler fark edeceksiniz. Bu arada arkadaş sayısı artar, daha paylaşımcı olurlar. Cinsiyet ayrımı gözetmeden kurallı oyunlar oynamaya başlayabilirler. 5-6 yaşlarında ise grup oyunlarında artış yaşanır. Benmerkezcilik azalır, daha az saldırgan olur ve inatlaşmazlar. Ama bu yaşlarda da oyun arkadaşlarının seçiminde cinsiyet ayrımı ortaya çıkar. Kurallar önem kazanır. Her çocuk kendi kuralını koymaya kalkar. Bazen bu yüzden, "Ama o kuralı bozdu" diye çocuklar arasında hır çıkabilir.

OKULA BAŞLAMAK YEPYENİ BİR DÖNEM

Okula başlamak apayrı bir dönem başlatır. Arkadaş ilişkileri ve oyun davranışları farklılaşır; karşısındakilerin duygularını anlamaya başlarlar. Arkadaş seçimleri kalıcı olur. Bir yandan da, bir gruba dahil olma isteği ve ait olma duygusu ön plana çıkmaya başlar. Yaşları ilerledikçe arkadaşlarının kişilik özellikleri de önem kazanmaya başlar. Arkadaşsız oyun, önemini kaybeder. Sadece okul yaşantısında başarılı olmak, okuldan eve mutlu gelmesi için yeterli olmamaya başlar. Sosyal ilişkiler ve paylaşmak gittikçe önem kazanır.

İletişim becerilerinin yaşın ilerlemesiyle ve çocuğun aile ortamında kazandığı deneyimlerle arttığı düşünüldüğünde; sosyal bir ortam ve arkadaş edinme ihtiyacı; kabul görme ve paylaşabilme olanağını sağlama açısından önemli. Çocuğun duygularını kontrol etmesi, empati kurması, bireysel farklılıkları görmesi ve kendini ifade etmesi sosyal gelişiminin önemli parçaları.

ANNEMİN KÖŞESİ

Her şeyin suçlusu annem!

Sanırım ilk defa annem oğlum ve ben sinemaya gittik. Ne var ki korku filmi seçmişiz: "Canavar Ev!" Çizgi olmasına rağmen tam bir korku filmi konusuna ve detaylarına sahip. Bu kadar olduğunu bilmiyorduk tabii. Filmde 7 yaş sınırı var ama bence daha yüksek olabilirmiş. Fakat gerçekten de ilginç ve güzel olduğu için filmi bırakıp çıkamıyorsunuz. Oğlum büyük bir cesaretle tınmadan seyretti. Annem daha çok korktu sanırım. Ben, bir korku filmi fanatiği olarak hayatımdan memnundum. Ne var ki gece yatağına yatan oğlum bir süre sonra ağlayarak geldi. Filmin acısı çıkmaya başlamıştı. O gece beraber yattık. Şimdi bu konunun annemin köşesiyle ne alakası var diyebilirsiniz, söyleyeyim. Bütün her şeyin suçlusu annem! Zorla götürdü bizi filme. Oysa biz hiç istememiştik!!!
X