Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Partilere bir öneri: ‘Eski ağza yeni taam’

Cüneyt ÜLSEVER

Şükürler olsun ki artık ‘‘gelecek’’ ile ilgili yazı yazabiliyoruz. İki yıldır ‘‘günü kurtarmaktan’’ bir türlü kurtulamayan Türk siyaset sahnesi, hep olası ‘‘kazaları’’ konuştu ve hep ürktü!

Şimdi 56. hükümet ile birlikte 18 Nisan'da yapılacak erken seçimin ‘‘dönülmez akşamına’’ ulaştığımızı düşünüyor ve nihayet gelecek ile ilgili hayaller kurabiliyoruz.

Ancak, seçimler deyince de çoğumuzun aklına bu kez başka bir karamsarlık gerekçesi düşüyor. Haklı ve yine iç karartan bir gerekçe! Deniliyor ki, ‘‘Ne değişecek?’’ Aynı partiler, aynı oy oranları ile bizi tekrar 24 Aralık 1995'in koşullarına döndürecekler! ‘‘Aynı seçim kanunu ile girilecek bir seçimin ülkeye vaat edebileceği aydınlık ne olabilir ki?’’

* * *

Bu görüşler karşısında benim ilk tepkim ‘‘hele önce bir normalleşelim!’’ oluyor. Önce olağan koşullarda yönetilen bir ülke haline gelelim. Ancak, bu dileğin yeterli olmadığını ben de görüyorum.

Daha fazlasını ve daha iyisini istemek hepimizin hakkı.

O halde, diyorum ki siyasi partilerin hâlâ yapabilecekleri bazı işler var. Örneğin, madem seçimlere ‘‘eski ağız’’ ile giriliyor, bari partiler ‘‘yeni taamlar’’ sunsunlar!

Ülkeyi yönetme rüştünü kazanmış yeni adaylar bulsunlar.

Bu dönemde TBMM'nin ortaya koyduğu performans ortada!

Partiler lider sultasından şikâyet ettikleri gibi vatandaş da milletvekili sultasından şikâyetçi. ‘‘Bunları tanıyoruz, bunların kapasitesi belli’’ diyor.

* * *

Kastim basit! Partiler kendilerini başka alanlarda ispat etmiş, toplumun saygı duyduğu insanlara yönelsinler. Doğuştan politikacı(!) olanların çapı belli.

Ben şahsen tanıdığım için, önerim doğrultusunda iki aday adayını örnek göstermek istiyorum.

Birisi CHP adayı Mevlüt Aslanoğlu. Aslanoğlu Türk bankacılığının önde gelen isimlerinden. Tam 5 adet bankanın başarısında imzası var. En alt kademeden, genel müdürlük dahil, en üst kademeye kadar görev yaptı. Üstelik tam bir halk çocuğu! Malatya-Arapkir'de başlayan hayatını tırnakları ve namusu ile kazanarak tepelere tırmandı. Ben hayatımda onun kadar sevilen başka bir insan da tanımadım. Lakabı üstünde: Baba Mevlüt!

Diğer aday ise ANAP'tan, Mehmet Ali İrtemçelik. Daha üniversitede iken ‘‘büyük adam’’ olacağı genel kabul gören İrtemçelik, mesleki açıdan Dışişleri'nin en parlak yöneticilerinden. Türkiye'nin en genç yaşta ‘‘büyükelçilik’’ unvanını kazanmış insanlarından birisi. Başbakan'ın yanında paha biçilmez devlet tecrübesi kazandı.

Benim sadece örnek olarak kullandığım bu iki insan gibi, ülkemizde insan sermayesinin değeri evrensel çapta olan binlerce insan var. Ancak bunlar siyasetin ayak oyunlarından ürküyorlar.

Yine bir örnek: Cem Kozlu niye artık siyasette değil?

Lütfen, parti yöneticileri bu kez siyasetin onurlu bir meslek olduğunu ispat etsinler.

Not: Bu konuda özel bir dikkate ihtiyacı olan Fazilet ve DYP üzerinde ayrıca duracağım.



X