Gündem Haberleri

GÜNDEM

    "Parti kapatmayı zorlaştırmak demokratik değil"

    Hürriyet Haber
    22 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 22 Aralık 2000 - 00:01

    Anayasa Mahkemesi'nin Siyasi Partiler Yasası'nın, parti kapatmayı düzenleyen 103. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline ilişkin gerekçeli kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

    Anayasa Mahkemesi kararında, siyasi partilerin Anayasa ile belirlenmiş demokratik temel düzeni yıkmaya veya önemli ölçüde tehlikeye düşürmeye yönelmeleri söz konusu olduğunda, yaptırım uygulanmasını engellemenin ya da önemli ölçüde zorlaştırmanın demokratik sistemin özüyle bağdaşmayacağını vurgulandı.

    FP'nin kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Siyasi Partiler Yasası'nın odak olmanın kriterlerini düzenleyen 103. maddesinin ikinci fıkrasını Anayasa'nın 68 ve 69. maddelerini aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi, FP'nin kapatılması istemiyle açılan davayı görüşmeye başladığı 12 Aralık'ta Başsavcı'nın istemini yerinde görmüş ve 103. maddenin ikinci fıkrasını 5'e karşı 6 üyenin oyuyla iptal etmişti.

    Gerekçeli kararda, Anayasa'nın 68. maddesinin 4. fıkrasında parti yasaklarına yer verildiğine işaret edilerek, siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin; devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağının; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamayacağı ve suç işlenmesini teşvik edemeyeceğinin hüküm altına alındığı hatırlatıldı.

    Anayasa'nın 69. maddesinin 6. fıkrasında ise bir siyasi partinin 68. maddenin 4. fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ''ancak onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilmesi halinde'' karar verileceğinin düzenlendiği kaydedilen kararda, daha sonra siyasi partilerin demokratik toplumlardaki konumu irdelendi. Gerekçede, şöyle devam edildi:

    ''Özgürlüğü, eşitliği, çoğulculuğu ve katılımcılığı esas alan ve hukukun üstünlüğü temeline dayanan çağdaş demokrasilerde, siyasi partilerin faaliyetlerini serbestçe sürdürmeleri gerektiğinde duraksanamaz. Anayasamızın siyasi partileri kurumsallaştırarak demokratik düzenin ayrılmaz, vazgeçilmez bir unsuru kabul etmesinin nedeni de budur. Ancak, özgürlükçü demokratik temel düzenin ortadan kaldırılmasına veya önemli ölçüde tehlikeye düşürülmesine yönelik faaliyetlere izin verilmesi de kabul edilemez. Bu nedenle düşünce özgürlüğünün, bu bağlamda siyasal partilerin demokrasilerin oluşumundaki temel işlevi yadsınamaz ise de varlıklarının kaynağının da yine özgürlükçü demokratik rejim olduğu gerçeği gözden uzak tutulamaz.''

    'Genel başkan herhangi bir üye değil'

    Gerekçeli kararda, Siyasi Partiler Yasası'nın 103. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir siyasi partinin, Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen eylemlerinin, ''o partinin üyelerince, kararlılık içinde, nicelik ve nitelik olarak belli bir ağırlıkta yoğun bir şekilde işlendiği saptansa'' da bunun yeterli olmayacağı, ''odak olma'' halinin oluşmuş sayılabilmesi için ''söz konusu fiillerin partinin büyük kongre, merkez karar ve yönetim kurulu veya TBMM'deki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca da zımnen veya açıkça benimsenmesi koşulunun aranacağına'' dikkat çekildi. Kararın son bölümünde şöyle denildi:

    ''Kapatılma tehdidi altında bulunan bir siyasi partinin fıkrada sayılan organlarından, üyelerinin Anayasa ve Yasa'ya aykırı eylemlerine açıkça veya sessiz kalarak zımnen onay vermeleri beklenemez. Yasak eylemlerin odak oluşturduğunun saptanmasında parti organı olup partiyi temsil durumunda bulunan ve parti içindeki önemi tartışmasız olan genel başkanın doğrudan destek vermesi veya zımni kabulünün de parti organları arasında sayılmadığından kapatılma nedeni oluşturmayacağı açıktır.

    Öte yandan, yasak fiillerin fıkrada sayılan parti organları tarafından kararlılıkla işlenmesi halinde de bu organlar arasında genel başkanın sayılmaması, onun eylemleriyle partinin herhangi bir üyesinin eylemlerinin aynı düzeyde kabul edildiğini göstermektedir. Oysa partinin genel başkanı ile üyelerinin eylemlerinin sonuçları bakımından eşit etki ve değerde olduğu düşünülemez.

    'Odak olma' kriteri

    Bu durumda 103'üncü maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre Anayasa'nın 69'uncu maddesinin 6'ncı fıkrası uyarınca bir siyasi partinin 68'inci maddenin 4'üncü fıkrası hükümlerine aykırı fiillerin işlendiği odak haline geldiğinin saptanması olanaksızlığa varan bir zorluk içermektedir.

    Siyasi partilerin Anayasa ile belirlenmiş demokratik temel düzeni yıkmaya veya önemli ölçüde tehlikeye düşürmeye yönelmeleri söz konusu olduğunda, yaptırım uygulanmasını engellemek ya da önemli ölçüde zorlaştırmak demokratik sistemin özüyle bağdaşmaz. Bu nedenle, Anayasal kuralların ve bu kurallar doğrultusunda siyasi partiler hakkındaki yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi'nin parti yasakları ile düşünce ve buna bağlı olarak siyasi örgütlenme özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi kurmasına ve korumasına elverişli olması gerekir. İtiraz konusu düzenlemenin ise buna olanak vermediği açıktır.''

    Yüksek Mahkeme, bu gerekçelerle SPY'nin 103'üncü maddesinin 2'nci fıkrasını Anayasa'nın 68 ve 69'uncu maddelerine aykırı bularak oy çokluğuyla iptal etti. Üyeler Yalçın Acargün, Fulya Kantarcıoğlu, Mahir Can Ilıcak, Rüştü Sönmez, Ertuğrul Ersoy ve Tülay Tuğcu iptal yönünde oy kullanırken, Başkan Mustafa Bumin, Başkanvekili Haşim Kılıçve üyeler Sacit Adalı, Ali Hüner ve Ahmet Akyalçın muhalif kaldı.

    Siyasi Partiler Yasası'nın 103. maddesinin üst başlığı, ''Bir siyasi partinin yasak eylemlere odak olması hali''ni düzenliyor.

    Maddenin birinci fıkrası, ''Bir siyasi partinin Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususu, Anayasa Mahkemesi'nce belirlenir'' hükmünü içerirken, ikinci fıkrası da ''odak olmanın'' kriterlerini düzenliyor. İptal edilen fıkra şöyle:

    ''Bir siyasi parti; birinci fıkrada yazılı fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre, merkez karar ve yönetim kurulu veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.''

    Muhalif oylar

    Karara muhalif kalan Başkan Bumin ile üyeler Adalı ve Akyalçın, birlikte imzaladıkları karşı oy yazısında, Anayasa'nın 69'uncu maddesinin 6'ncı fıkrasında siyasi partilerin odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi'nce tespit edileceğini öngördüğü, ancak bu tespitin hangi kriterlere göre yapılacağının gösterilmediğini, bu hususun yasal düzenlemeye bırakıldığını kaydettiler.

    Bu düzenlemenin de SPY'nin 103'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında yer aldığı, Anayasa Mahkemesi'nin yetkisinin daraltılmadığı ifade edilen karşı oy yazısında, siyasi parti başkanlarının da bir parti üyesi olduğu, dolayısıyla söz ve eylemlerinin partinin kapatılmasına neden olabileceği belirtildi.

    Başkanvekili Haşim Kılıç, karşı oy yazısında, çoğunluk görüşünde denetimsiz kaldığı ileri sürülen genel başkanın parti yasaklarına aykırı olan söz ve davranışlarının suç odağı oluşturmasında esas alınmasının engellendiği sonucuna varmanın mümkün olmadığını ifade etti.

    Üye Ali Hüner de, karşı oy yazısında, genel başkanın partiyi temsil ettiği, onun fiil ve eylemlerinin yasak fiillerin odağı haline gelmede dikkate alınacağını belirterek söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 69'uncu maddesine aykırı olmadığını kaydetti.



    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı