Parmağımdaki iz makine yadigârı sermayeye değil emeğe ortağım

AYŞEGÜL AKYARLI GÜVEN
19.07.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Öztiryakiler’in üçüncü nesil büyük patronu Tahsin Öztiryaki, babasına sefertası taşıyarak başladığı iş hayatında üretimde de her alanda çalıştı. Hatta bu işi daha iyi yapmak için lisede tornacılık eğitimi aldı. “Parmağımdaki makine yadigârı izler bunun kanıtıdır” diyen Öztiryaki, şirketinde sermaye ortağı değil, emek ortağı olduğunu söylüyor.

BABASI ve büyük abisinden sonra yıllık 400 ton paslanmaz çelik üretimi gerçekleştiren Öztiryakilerin üçüncü nesil patronu Tahsin Öztiryaki, işin mutfağına girmeden önce babasına ve yardımcılarına her öğlen sefertası taşırken almış fabrikanın kokusunu. Kariyerini aile şirketinde çizmeye karar verince de Sultanahmet Sanat Enstitüsü Torna bölümünü bitirmiş. Şu an fabrikasında kullanılan tüm makineleri ve özelliklerini bilen Tahsin Öztiryaki, eski günlerinde olduğu gibi yoğun siparişleri yetiştirmek için artık makina başına geçmiyor. Çünkü bu iş için yanında 1100 kişi çalıştırıyor. Ancak, üretimde geçirdiği günleri parmağındaki makine yadigarı yara izine her bakışında hatırlıyor.
Şıp diye anlarım
Buzdolabından tencereye 4 bin ürünün üretildiği ve 103 ülkeye ihracat gerçekleştirilen Öztiryakiler, 110 milyon dolar ciroya sahip. 2008 yılını 2 milyar dolarla kapatan Öztiryakiler, sektörün büyük oyunucularından. Hatta çelik mutfak ürünleri üretiminde dünyanın 10’uncu büyük şirketi. Aileden 5 kişinin çalıştığı şirkette işçileri gerçekten kontrol edebilmek için fabrikaya her gün farklı kapıdan giren Tahsin Öztiryaki, “Gerçekten çalışıp çalışmadıklarını şıp diye anlarım” diyor. Çalışanları ile söz yerine gözle anlaşmaya çalıştığını dile getiren Öztiryaki, “Bunun bir zararını görmedim. Bir zamanlar birlikte çıraklık yaptığım ve hâlâ beraber çalıştığım 20 arkadaşım var. Bizde başlayan büyük bir sorun olmadıkça minimum 10 yıl çalışır” diyor.
Dilek de çektirdim
Küçükken işe malzemeleri kolileyerek başladığını, ardından da zaman zaman direk makina başında üretime yardımcı olduğunu anlatan Öztiryaki, iş dünyasıyla tanıştığı dönemi şöyle anlatıyor: “1949 yılında babam bu işi kurdu. Bakırcılar Çarşısı’nda ilkokula gider, aralarda da babama yardım ederdim. O dönemlerde işçilerin öğlen yemeğini evden götürmek benim işimdi. Onların kirli önlüklerini yıkatmak için eve taşımak da bana verilen görevler arasındaydı. Hiçbir iş yoksa da haftasonu koli yapardım. Sadece dükkan içinde değil, dışında da çalışırdım. Kapının önünde mecmua sattığım ve dilek çektirdiğim günleri unutmamam.”
Demire hâkim olmak
Ortaokula başladığında bu konuda daha hızlı geliştiğini anlatan Öztiryaki, “Ortaokul ve lise yıllarına geldiğinde bakraçları presle basmak, onları çekiçle perdahlamak gibi işlere destek vermeye başlardım. Onlar bu işi yaparken, ben yanlarında yağı tutardım. Sonra büyük abim başa geçince ben kalıpçının başına geçtim. Erhan Usta ile orduya iş yetiştirirken parmağımı tornada yaraladım. Ben bu işin sermaye ortağı değil, emek ortağıyım. Demire hakim olmayı seviyorum. İşi bilen patronun üretim süresini yarıya indirebileceğini düşünüyorum.”

Sabah 8-9 arası verimsiz oluyor

FABRİKADA kontrolü elden bırakmayan Tahsin Öztiryaki’ye göre, işçilerin de daha verimli olduğu saatler var. Çalışanların sabah 8-9 arası veriminde düşüklük gözlediğini ifade eden Öztiryaki, “Bir de akşam çıkış saatine yakın sorun yaşayabiliyoruz. Özellikle son 15 dakika işi bırakıp soyunmak için paydos edenler olabiliyor. Bu gibi durumlara rastladığım zaman önce gözümle uyarıyorum. Ardından da ‘Sen bana değil, arkadaşlarına ihanet ediyorsun. Bak onlar hâlâ çalışıyorlar’ diyerek sözlü uyarıda bulunuyorum. Bu da işe yaramazsa, yollarımızı ayırıyorum” diyor.

Üst her zaman haklı değildir

BUGÜNE kadar fabrikasında yaşanan kavgalı olay sayısının 10’u geçmeyeceğini dile getiren Tahsin Öztiryaki, bu gibi sorunları çözerken nasıl bir yol izlediğini anlattı: “Ben sorunu sadece ustabaşından dinlemem. Mutlaka diğer tarafla da biraraya gelirim. Hatta, olayın dışındaki kişilerden de bilgi alırım. Sonunda da sorunu anlayıp kim suçuysa ona uyarı veririm. Bizde üst her zaman haklıdır kanunu geçmez.”

Bir daha dünyaya gelsem Ar-Ge’ci olmak isterdim

TAHSİN Öztiryaki ‘Hepsinin ne işe yaradığını tek tek bilirim’ dediği makinelerin başında üretime geçti. İlk makinada işçisinin bir kez göstermesi üzerine demiri yustalıkla istediği şekle sokan Öztiryaki, 2.5 saat süren fabrika gezimiz boyunca üretimde nereden nereye geldiklerini ve makinaların hikayelerini anlattı. Öztiryaki bünyesinde bulundurduğu Ar-Ge bölümünde ‘Blackmatic’ markasıyla ürettikleri makinelerini de tanıttı ve ekledi “Bir daha dünyaya gelsem, Ar-Ge’de çalışmak isterdim.”

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı