Gündem Haberleri

    Parlamenter demokrasi mi, Çankaya demokrasisi mi

    Hürriyet Haber
    29.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    TÜRKİYE'de rejimin bir tarifini yapma zamanı geldi. Soru şu: Ülkemiz hangi rejimle yönetilmektedir?DEMOKRASİ Mİ, BÜROKRASİ MİParlamenter demokrasi ile mi, yoksa ‘‘direkt olarak seçilmemiş bir bürokratik elit’’ tarafından mı?Yoksa bu ikisinin karması, ‘‘nevi şahsına münhasır’’ bir yönetim sistemi mi şekilleniyor?Cumhurbaşkanı'nın dünkü vetosundan sonra, bu sorunun cevabını arama zamanı geldi.Önce Parlamento'nun bir bilançosunu çıkaralım.Bana göre bu Parlamento, Özal'ın ilk dönemindekinden sonra en devrimci kanunları çıkaran Meclis olma özelliğini kazandı.Şu son iki yılda çıkarılan kanunları alt alta yazın.Sadece Anayasa değişikliği bile, bu Meclis'i, 1960'tan beri ‘‘en güçlü sivil irade’’ olarak tescil ettirebilir.Keza Medeni Kanun...Ve daha niceleri.Ama bu aynı Meclis, belki de cumhuriyet tarihimizin en fazla eleştirilen, en ağır hücumlara hedef olan Meclis'i olma özelliğini de taşıyor.Bu kanunları çıkaran, bu yoğun çalışmayı yapan Meclis, tarihin itibar hiyerarşisinde hiç de hak etmediği bir seviyede dolaşıyor.O Meclis'in siyasetçisi tam anlamıyla bir ‘‘günah keçisine’’ çevrilmiş durumda.Bunda Meclis'in ve siyasetçilerin hiç mi hatası yok?Elbette var. Fazlasıyla var.Ama dürüst olalım. Toplumun hangi kesimi, siyasetçisinden farklı.Hálá yüzde 70'i vergi mükellefi bile olmayan halk mı?Kendi her türlü küçük numarayı çevirdiği halde, komşusuna, kendi dışındaki herkese hırsız gözüyle bakan insanlar mı?İşadamımızın, bankacımızın hiç mi kabahati yok?Medyamızın ‘‘siyahtan’’ başka renk tanımayan, gece yarısı dahi kapkara güneş gözlükleriyle dolaşan iflah olmaz ‘‘garibanizm fanatikleri mi’’ bu tarih okulundan pekiyi dereceyle mezun olacak?‘‘Üç M Migros'a dahi, zenginler gidiyor diye gitmeyen’’ bir Cumhurbaşkanı mı bu topluma vizyon ve istikamet verecek?YA ÖTEKİLERYine rejime dönelim.Ben şu sorunun samimi cevabını arıyorum.Çıkardığı kanunlarla tarihe geçmesi gereken bir Meclis, kendisine küsmüş bir halk tarafından tarihe gömülmek üzere.Bunda bir yanlışlık yok mu?Kanun çıkarma bakımından alabildiğine güçlü bir Meclis, ama ülkeye iradesini kabul ettirme konusunda da neredeyse bir ‘‘topal ördek’’...Böyle bir kurum karşısında kendini ‘‘Meclis iradesi yerine koymaya başlayan’’ bir Cumhurbaşkanlığı.Giderek Meclis iradesi dışına çıkan bir bürokrasi.Başbakan'ın ‘‘Söz dinletemiyoruz’’ dediği memurlar.Ve onların, ‘‘Ülke işgal altında’’ edebiyatı.Yani, kanun yapma kabiliyeti aşırı derece yüksek bir Meclis, kanunu uygulatma konusunda fevkalade güçsüz bir yönetim.Dünyada böyle bir yönetim var mı?Ve bu rejimin adı nedir?Evren olsa şortla kaçmazdıBAŞKAN Bush, 11 Eylül gecesi apar topar Beyaz Saray'ın bodrumuna indirilmesini çok samimi bir şekilde anlatıyor.O gece 23.30'da gizli servis kendisini uyandırıp bodruma indirmiş.Başkan Bush, ‘‘Üzerimde şort vardı. Öyle indim!’’ diyor.Yanına iki köpeğini almış. Eşi lenslerini takamadığı için, ‘‘Kör oldum’’ diye bağırıyormuş.Dünyanın en büyük devletinin başkanı, o anı böylesine samimi anlatabiliyor.Bu bana, üç yıl önce Bodrum'da yaşadığım bir olayı hatırlattı.Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Bodrum'da bir tatil köyünde misafirdi. Biz de orada kalıyorduk. Gece art arda depremler oluyordu. Bunlardan biri bayağı şiddetliydi.Hepimiz dışarı çıktık.Ama Evren Paşa bir türlü aşağı inmiyordu.Sabah olmak üzereydi.Evren Paşa'yı merak ettik. O, sabah kahvaltısına yakın bir saatte aşağı indi.Tıraş olmuş, giyinmiş, gayet rahat bir havadaydı.‘‘Paşam niye inmediniz? Sizi merak ettik’’ dedik.Cevabı şu oldu:‘‘Hemen dışarı çıkayım da, herkes Evren Paşa korktu kaçtı desin, öyle mi...’’Evet, iki ülke, iki cumhurbaşkanı ve iki tavır.Biri karizmasını samimiyet, sıradanlık üzerine kuruyor.Öteki ise cesaret ve farklı olma üzerine.Hangisi doğru bilmiyorum. Ama sonunda ikisi de karizma...
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı