"Parlak günlerimize uzun yıllar dönemeyeceğiz"

AA
05.10.2011 - 12:48 | Son Güncelleme: 05.10.2011 - 13:16

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Erkut Yücaoğlu, TÜSİAD YİK Toplantısında, “Türkiye'nin muhtemel bir küresel ekonomide daralmaya karşı hazırlıklı olması lazım. 2000'li yılların parlak görünümüne uzun yıllar dönemeyeceğiz” dedi.

Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen TÜSİAD YİK toplantısında konuşan Yücaoğlu, mart ayında yapılan yüksek istişare toplantısından bu yana Türkiye'de, bölgede ve dünyada son derece hızlı değişimler yaşandığını kaydetti.

Yücaoğlu, kendilerinin o dönemde Türkiye'ye bakarken, yüksek cari açıktan, istihdama katılımın düşüklüğünden ve bu iki yapısal sorunun çözümü için gerekli reformlardan bahsettiklerini anımsatarak, siyasette ise Seçim ve Siyasi Partiler Yasası, Anayasa'nın değiştirilmesi, dokunulmazlıklar meselesi konularının gündem maddeleri arasında olduğunu söyledi.

Birden tarihin akışının hızlandığını, bu kadar çok olayın arka arkaya devam etmesi ve bir şekilde de her gün yeni görüşlerin ortaya çıkmasının sanki tarihin akışına sürükleniliyormuş hissi verdiğini dile getiren Yücaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama bildiğiniz gibi durup bazı tespitler yapmak ve bu süreci yönetmek gerekiyor. Mart ayından beri baktığımız zaman şu önemli tespitleri yapmak mümkün; haziran ayında yüksek katılımlı yurttaşların yüzde 95'inin oylarının TBMM'ne yansıdığı bir parlamento seçimi yapıldı. Seçmenin yüzde 50 oyunu almış bir hükümet kuruldu. Yüzde 9 olan kadın milletvekili sayımız yüzde 14'e çıktı. Vatandaşlarımızın büyük bir bölümünün tercihlerinin Meclis'e yansıması aslında büyük bir fırsat. Henüz daha bu fırsatı biz kullanamadık. Ama neyse ki yeni yasama yılı açılışında Meclis'e katılım büyük oranda tamamlandı.
Yükselen terör katlanılmaz bir boyuta çıktı ve terörün dayattığı şiddet mantığının her türlü diyalog ve gelişme zeminini yok etmesine bir kez daha şahit olduk. Bu vesileyle hayatını kaybeden güvenlik kuvvetleri mensuplarının ve masum vatandaşlarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. acılarını paylaştığımızı belirtiyoruz.”

Arap Baharı'nda örnek ülkenin hala Türkiye

Halkının çoğunun Müslüman olması ve demokrasi ve laiklik değerlerinin yerleşik hale gelmesinde Türkiye'nin çok iyi bir örnek olduğunu ifade eden Yücaoğlu, Suriye ile Mısır'ın Türkiye modeli ile zaman içerisinde dünya siyasi ve ekonomik sistemine entegre olmasının beklenebileceğini kaydetti.

Hükümetin bölgesel güç olma konusundaki gayretlerini ve çalışmalarını canı gönülden desteklediklerini dile getiren Yücaoğlu, “Bu çalışmalarda üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu yüksek hedeflere ulaşabilmek için bir de kendi içimizde, kendi geleceğimizi rehin alan sorunları çözmeli, bu kurduğumuz Türkiye modelini garanti altına almalıyız. Mesela terör sorununun demokratik normlar dahilinde Meclis içerisinde çözülmesini ümit ediyoruz” diye konuştu.

2007 yılında konut kriziyle ABD'de başlayan krizin 2011 yılının yaz aylarında bir Avrupa borç krizine dönüştüğünü hatırlatan Yücaoğlu, bunu iyi irdelemek gerektiğini, her gün tonlarca haber ve yorum dinlendiğini, ancak tablonun karışık olduğunu anlattı.

“Avrupa'da uzun süre canlanma olamayacak”

Yunanistan'ın temerrüte düşmesine kesin gözüyle bakıldığını, bu ülkenin avrodan çıkmasının maliyetinin de hesaplandığını belirten Yücaoğlu, Yunanistan'ın avrodan çıkması halinde 1. yılında milli gelirinin yüzde 50'sine yakınını kaybetme ihtimali bulunduğunu söyledi. Erkut Yücaoğlu, “Görülüyor ki Avrupa'da uzun süre bir canlanma olamayacak. Eğer bunun getireceği sosyal ve politik sorunları da düşünürseniz hakikaten uzakta gibi gözükmesine rağmen Türkiye'nin bundan etkilenmemesi mümkün değil” dedi

ABD'nin de krizi atlatamadığını söyleyen Yücaoğlu, ülkedeki ekonomik göstergeleri anımsattı.Uzak Doğu'nun iyi gittiğinin düşünüldüğünü, ancak Çin'in geçen hafta sert bir yavaşlama olgusuna girdiğini anımsatan Yücaoğlu, “Dolayısıyla dünya ekonomisinin dengeleri bozulmaya devam ediyor. Türkiye'nin muhtemel bir küresel ekonomide yaşanacak daralmaya karşı hazırlıklı olması lazım. 2000'li yılların parlak görünümüne uzun yıllar dönemeyeceğiz” dedi.

Boyner: İlk hedef yeni bir Anayasa

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, “TÜSİAD olarak inanıyoruz ki Cumhuriyetimizin daha güçlü, daha müreffeh, daha adil bir yapıya kavuşması yolunda en önemli ilk hedef yeni anayasanın hazırlanmasıdır” dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı'nın açılışında konuşan Boyner, geleceğe yönelik konuşmaları gereken pek çok konu olduğuna inandıklarını, hem küresel ölçekte hem de ulusal ölçekte alışılmışın ötesinde çalkantılı bir geçiş dönemi tablosu içinde rotalarını doğru çizmeye, ancak sakin ve derin tartışmalara ihtiyaçları bulunduğunu ifade etti.

Boyner, şunları kaydetti:

“Bugün konuşmamı yaparken etraftaki tüm kara bulutlara, küresel sistemin yapısal krizine, ülkemizde terör eylemlerinin artışı ve buna koşut toplumsal gerginliğe rağmen umutlu olduğumu vurgulamak istiyorum. Daha doğrusu umutlu olmak istiyorum. Türkiye'nin dünyada giderek daha fazla ilgi gören, sözü daha fazla dinlenen bir ülke olmasıyla toplumsal dokumuzu zedeleyebilecek içimizi burkan gelişmeler şiddet patlamaları eş anlı olarak yaşanıyor. 10 yıl sonra, refahımıza ve huzurumuza katkı yapacak koşulların götürdüğü yerde mi, yoksa geçmiş saplantılarımızın bizi tıkadığı noktada mı olacağız, anlamaya çalışıyorum. Umudum dünyayı iyi anlayarak demokrasimizi derinleştirme çabalarından taviz vermeden uzun vadeli rotamızı çizebileceğimize inanmamdan kaynaklanıyor.”

TBMM'nin 2007'deki emsale rağmen, tutuklu üyelerini bünyesine alamadan açıldığını, ancak seçimde toplumun desteğini almış tüm siyasi partilerin yeni yasama yılında Meclis çatısı altında olduklarını belirten Boyner, “Umudumu artıran bir olgu bu” dedi.

“Hepimiz o anayasada kendimizi görebilmeliyiz”

Ümit Boyner, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Meclis'teki açılış konuşmasında sunduğu gelecek tasavvurunu, geçmiş ile bağ kurarak ortaya koyduğunu, geçmişin kazanımları üzerine inşa edilecek tarihten gelen sürekliliği göz ardı etmeyen yeni bir Türkiye tablosu çizdiğini, böylesi bir çerçevenin varlığını da “umutlu olmak için önemli bir neden” diye değerlendirdiğini ifade etti.

Boyner, anayasa konusunun geleceklerini inşa ederken üzerinde daha çok konuşacakları, çalışacakları bir konu olduğunu belirterek, bir anayasayı anlamlı bir belge haline getirenin de toplumun yapısı, dinamiği, değerleri ve geleceğe ne ölçüde güvenli bakması olduğunu söyledi.

Boyner, “Bunları belirleyecek en önemli etken de kuşkusuz ekonomidir. Yalnızca bugünü kurtarmak anlamında değil, geleceği şekillendirmek, önümüze koyduğumuz dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek hedefine ulaşabilmek ve toplum olarak refah düzeyimizi artırmak anlamında...” diye konuştu.

2008 krizinin artçı dalgalarını sürekli olarak hissettiklerini ifade eden Boyner, önceleri ABD'den kaygılanırken bugün YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun konuşmasında işaret ettiği gibi Avrupa'nın 60 yılda inşa ettiği her şeyin ağır hasar görebileceği bir konjonktürde olunduğunu, bazı iktisatçıların bir depresyon ihtimalinden bahsettiğini anlattı.

Ümit Boyner, şöyle devam etti:

“Daha iyimserler bile uzun dönemli bir daralma döneminde olduğumuzu savunuyorlar. Önümüzdeki 10 yılın gelişmiş ülkeler açısından kaybedilmiş bir 10 yıl olacağına dair bir mutabakat şekilleniyor. Krizin patlamasından sonraki ilk 3 yılda yükselen piyasalar büyümelerini sürdürebildi. Bundan sonraki dönemde benzer bir performansın gösterilebileceğinden emin değiliz. Avrupa'nın durması, ABD'de harcama kesintileri, iç siyasi kavga nedeniyle talebi artıracak önlemlerin alınamaması tüm dünya açısından daralma ihtimalini artırıyor.”

"Ekonomik güç dengesi genç, yükselen ülkelere doğru kayıyor"

TÜSİAD Başkanı Boyner, son 30 yıla damgasını vuran Amerikan patentli ve güdümlü küreselleşme anlayışından daha farklı bir küreselleşme anlayışına geçeceklerini, kurumsal düzenlemelerin nasıl gerçekleşeceğini tam olarak öngöremediklerini, ancak eldeki verilerin dünyada ekonomik güç dengesinin kaçınılmaz şekilde genç, yükselen ülkelere doğru kaydığını gösterdiğini kaydetti.

Küresel ekonomide kara bulutlar toplanırken Türkiye'nin kendi başına farklı bir ekonomik evrende hareket etmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ekonomimiz küresel krizin ilk raundunu nispeten hafif hasarla atlattı. Hatta 2010 yılında büyümede dünya ikincisi oldu. Bu yıl da dünya büyümesindeki düşüşe rağmen ilk iki çeyreğin rüzgarıyla güçlü bir büyüme oranını yakalayacağını öngörüyoruz. Bu başarının arkasında hepimize ağır bedeller ödeten 2001 krizinin dersleri var. Türkiye o krizde yerleşik alışkanlıkların tüm direncine rağmen zor kararları almayı, daha da önemlisi uygulamayı becerdi. Finansal sistemini sağlamlaştırmak, bütçesini denkleştirmek için ciddi sıkıntıları sineye çekti. Son 9 yılın uygulamalarında temel ilkelerden taviz verilmedi. Türkiye'nin temeldeki sağlamlığı ülkemize para akışının sürmesini sağladı. Büyümemiz sürerken bütçe disiplininden sapılmadı, Merkez Bankası dünya finans piyasalarını şaşırtan yöntemler uyguladı, faizlerin düşük olması hem tüketim hem yatırımda sağlıklı bir gidişin önünü açtı. Ama hepimizin bildiği gibi bu büyüme yapısal nitelikte bir cari açık sorununu da birlikte getirdi. Eğer özetlemeye çalıştığım gibi bir yandan küresel krizin yeni dalgasını bekliyor, diğer yandan da küresel ekonomide bir dönüşüm dönemine tanıklık ediyorsak bu şekilde devam etmek bize zarar verecektir.

Hemen herkes cari açığın arkasında yatan nedenlere bakarak kaygılarını dile getirdi, bununla mücadele etmek için çözüm önerileri geliştirdi, ancak bir türlü, yapısal problemlere yapısal çözümlerin ancak ilaç olacağı gerçeği tam olarak anlatılamadı ya da biraz görmezden gelindi. Gerçi Türkiye cari açığını kapatacak kaynakları elde etmede son dönemde zorlanmadı. Ancak giderek daralacak bir dünyada, hele Avrupa bankalarının krize girmesi nedeniyle likidite bulmak da zorlaşırsa, o zaman eskiden olduğu gibi gemiyi yüzdürmek mümkün olmayacaktır.”

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı