GeriSeyahat Park içinde kurulu bir şehir: Lviv
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Kestane ağaçlarıyla süslü, zaman makinesiyle günümüze ışınlanmış gibi tarihi ve elinizi cebinize attığınız her seferinde şaşırtacak kadar ucuz bir kent Lviv. Ukrayna’nın en batısı, Avrupa’ya en yakın noktası.

O kadar heybetli ki insan şaşırıyor. Yüzyıllık ağaçların ucu bucağı görünmüyor, üstelik çok da iyi korunmuşlar. Anlatılana göre benzer bir şaşkınlığı vakti zamanında Fransız siyasetçi Charles de Gaulle da yaşamış. Deyivermiş ki: “Daha önce şehrin içinde parklar gördüm ama parkın içinde şehri ilk kez görüyorum.”

Burası, Ukrayna’nın Lviv kentindeki Ivan Franko parkı. Ukrayna’nın en eski parkı olan Ivan Franko’da 400 yaşında olduğuna inanılan ağaçlar var ve kentin en popüler noktalarından biri. Ancak Lviv’de tek dikkat çeken, yeşil bolluğu değil. Kent, ülkenin en batısında yer alıyor ve Polonya’ya 70 kilometre mesafede. Kentin mimarisinde Polonya’nın etkisi bir hayli hissediliyor. Arada Sovyet zamanından kalma düz, gri binalara da rastlayacaksınız ama çok nadiren... Lviv aslında pek çok kez yeniden inşa edilmiş ama en büyük yenilenmeyi 1527 yılında, Polonya hâkimiyeti altındayken, kenti neredeyse yok eden o büyük yangından sonra yaşamış.

İŞGALDE BİLE KAPANMAYAN TARİHİ OPERA

Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Etrafta en çok göreceğiniz şey, atkestanesi ağaçları ve Lviv ‘Aslanların Kenti’ anlamına geldiği için aslan figürleri. Kentte bir mekânın yeniden inşası için arşivlere bakmak da şart. Yani tarihi bir sinemayı yıkıp yerine alışveriş merkezi dikmek gibi durumlar söz konusu değil. Üstelik gireceğiniz hemen her mekânda, birbirine hiç benzemeyen tasarımlar göreceksiniz. Birinde tavanda asılı duran renkli tencereleri, diğerinde dolarlardan yapılma tuvaleti... Burada her şey kendine has...

Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Yakın zamana kadar nüfusu 700 bin civarında olan Lviv, ülkenin doğusundaki iç savaş nedeniyle bir hayli göç almış. Şimdilerde nüfus, bir milyon civarında. Lviv Belediye Başkanı Andrey Sadoviy’in aktardığına göre geçen yıl kenti ziyaret eden turist sayısıysa 1 milyon 700 bin. Gelenlerin, opera binasını görmeden dönmediğini belirtelim. Yapımı 1897-1900 yılları arasında tamamlanan bina, Özgürlük Bulvarı’nda (Svobody Avenue). Sadece 1930’larda kısa bir dönem bakım için kapanmış ama Almanlar İkinci Dünya Savaşı’nda dahi gösterilerin devam etmesine izin vermiş. Mermerleri 115 senedir hiç değişmeyen binanın içinde Henryk Siemiradzski tarafından yapılan çok meşhur bir perde var. 1901’de Alman askerleri kenti talan ederken, opera çalışanları perdeyi bir çöp gibi kenara atmış ve değersiz göstermeye çalışmış. İşe de yaramış ve Almanlar perdeye burun kıvırmış. Burada bir temsil izlemenin bedeli sadece 15 TL. Kiliseleri gezmek isterseniz de ücretli olanlara vereceğiniz para sadece üç Grivna. Yani Türk parasıyla bir kuruş bile değil.

UCUZLUĞU ŞAŞIRTICI

Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Lviv’de fiyatlara makul demek bile ayıp olabilir. El yapımı seramik bir çaydanlığı dahi 10 TL gibi bir bedel karşılığı alabilirsiniz. Yerli ve kaliteli votkaların şişesi ortalama 5 TL. Aynı durum konaklama konusunda da geçerli. Cinemajazz isimli meşhur restoranın, hemen yanında bir de oteli bulunuyor. Süit odaları, sadece 50 euro. Cinemajazz’ın likörleri de meşhur ve otelden edinebilirsiniz.. Çok gezdiniz, çok yoruldunuz, bir soluk almak için meydandaki kafelerden birine oturdunuz. Bir şişe bira ortalama 10 Grivna (1 TL), bir şişe su 20 Grivna (3 TL). Kahve derseniz, 15-25 Grivna arası. Kısacası, Lviv’de son derece iyi ürünü son derece iyi bir fiyata temin etmek mümkün. Son olarak, Türkiye’de epey ses getiren bir iddiayı da gerçekliğe kavuşturalım. “Lviv’in yüzde 85’i kadın” şeklindeki mit, bir havayolu şirketinin uçuşlarını pazarlama tekniğinden ibaret, aslı astarı yok.
Lviv’e online seyahat acentesi IATI’yle gittik. THY, Lviv’e haftada üç gün (salı, perşembe, pazar) sefer düzenliyor.

MUTLAKA GİDİN

Park içinde kurulu bir şehir: Lviv

Kryjivka: Rynok meydanında bir restoran&bar. Savaş zamanında Ukraynalı askerlerin sığınağı olan mekân, şimdi savaş temasıyla işletiliyor. Kapıyı çaldığınızda sizi elinde silahıyla asker üniformalı biri karşılıyor ve parola soruyor. Tek söylemeniz gereken: Slava Ukrayini yani Yaşa Ukrayna! İçeride savaş zamanından kalma pek çok malzeme görebilirsiniz.

Lviv Handmade Chocolate: Onlarca farklı çeşit bulmak mümkün. Benim favorim, anason ve deniz tuzlu olanlardı. Bir paket çikolatanın ortalama fiyatı 50 Grivna (5 TL). Serbska Caddesi, No: 3.

The Most Expensive Galician Restaurant: Kryivka’nın hemen yan kapısından giriliyor. Kentte 17. yüzyıldan beri masonik organizasyon var. Zamanında bu amaçla kullanılan bu mekân, yedi senedir, aynı Kryjivka gibi konsepti korunarak hizmet veriyor. Bir fincan latte 230 Grivna (23 TL), viski 13.300 Grivna (1330 TL), bir porsiyon köfte 1100 Grivna (110 TL.) Ama gözünüz korkmasın çünkü bu paha işin fiyakası. Mekâna gelip Lokal adı verilen karttan talep ettiğinizde ‘kulübe’ dâhil oluyor ve anında yüzde 90 indirimi kapıyorsunuz. Tasarım tuvaletlerini mutlaka görün.

Lviv Coffee Mining Manufacture: Tam 400 senelik bu bina, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde valinin eviymiş. Sonraları sanat müzesi olarak kullanılmış, son beş senedir de kahveci. Maden ocağı şeklinde tasarlanmış mekânda kahveler maden bantlarıyla taşınıyor; kahve içilen yerse yeraltında. Buraya madenci kaskı takıp gidiliyor; kahvelerse gözünüzün önünde demir fincanın içinde yakılarak pişiriliyor. Rynok Meydanı, No: 10

Ayrıca: Şehrin en yüksek noktası olan (298 metre) şapkalı adam heykeline çıkın ve şapkanın içine para atın, Dominican Cathedral’i (Muzejne Meydanı) ve Arsenal Müzesi’ni
(Pidval’na Caddesi No: 5) gezin.

False