GeriSeyahat Paris ve Amsterdam’ın bit pazarları antika avcılarının gözdesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Paris ve Amsterdam’ın bit pazarları antika avcılarının gözdesi

Paris ve Amsterdam’ın bit pazarları antika avcılarının gözdesi

Avukat İrem Yılmaz seyahate ve fotoğrafa meraklı. Özellikle Avrupa’nın bit pazarlarına ilgi duyuyor. Fotoğraf çekiyor, tezgahları gezerken unutamayacağı sürprizler yaşıyor.

Kocaeli’de yaşayan İrem Yılmaz (32) Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun. Uluslararası bir otomotiv firmasında hukuk müşaviri. İnternetteki iki blogunda moda, alışveriş ve sinema konusunda yazıyor. İstanbul Fashion Week’i takip etmeyi, sokak modası çekimleri yapmayı, DIY (kendin tasarla) projelerini seviyor. Ayrıca anime-manga başta olmak üzere popüler Uzakdoğu kültürü ve fotoğrafla ilgileniyor. Çektiği fotoğrafları “Avrupa Bit Pazarları” başlığıyla yayımlamayı planlıyor.

BİT PAZARI MERAKI PARİS’TE BAŞLADI

Her yıl yurtdışında bir bit pazarı gezen Yılmaz, “Seyahat kendimi şımartabildiğim nadir anlardan. Küçük bir sokak kafesinde kruvasan, kahve ve portakal suyuyla güne başlamak, saatlerce elimde fotoğraf makinesi, sokaklarda graffiti fotoğrafları çekmek, bit pazarlarında tezgahları kurcalamak, vintage dükkanları araştırmak, kumaş pazarlarında desenlerin içinde kaybolmak, yerli tasarımcıları keşfetmek, sanat galerilerini gezmek, sahafları yağmalamak.... İşte benim dinlendirici tatil anlayışım” diyor.
Paris’in onun için ayrı bir yeri var. “İlk seyahatimden sonra Paris, sırf bit pazarları için benim için olmazsa olmaz bir yer haline geldi. Akabinde her yıl kendimi Paris’de, bit pazarlarını gezerken buldum. Öyle ki başka şehirlere gidemez oldum.”

/images/100/0x0/55ea8335f018fbb8f884d60a

Yeni bir şehre gidecekse ilk iş olarak bit pazarı var mı, diye baktığını söyleyen Yılmaz, bu ilgisinin nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Bit pazarı dendiğinde aklıma İstanbul sokaklarında bavul içinde satılan eski radyolar, telefonlar, kıyafetler veya rozetlerden başka bir şey gelmiyordu. Paris’e gitmeden bazı bloglarda bit pazarlarından bahsedildiğini görmüştüm. Böylece vintage objelere, antikaya, dekorasyona, sanata ve alışverişe olan merakımı tek seferde giderebileceğim ilk keşfimi yaptım. Puces de Vanves Bit Pazarı’nı ilk kez gördüğünde, tanrım ben nerdeyim, evrende bir yırtık oluştu ve ben bir alışveriş cennetine mi düştüm, demiştim. Üstelik bu cennette fiyatlar gayet makuldu. Böyle bir pazarda kaliteli seramik kutuları 10 Euro’ya, yağlıboya tablo zarafetinde teneke kutuları 5 Euro’ya veya Venüs heykeli şeklinde bir mumu 3 Euro’ya satın alabilirsiniz. Süpriz olarak Cüneyt Arkın’ın George Arkın isimiyle başrolünde olduğu Ninja Killer filminin afişini görürseniz şaşırmayın. Almadığıma hâlâ pişmanım.”

2500 TEZGAHLI KÜÇÜK KASABA

Paris ve Amsterdam’ın pazarlarını şöyle anlatıyor: “Kuruluşu 1870’a uzanan Paris’teki Marché St Ouen, Avrupa’nın en büyük bit pazarı. 2500 tezgahla küçük bir kasaba adeta. Daha çok mobilya ağırlıklı ve diğer pazarlara nazaran fiyatlar yüksek, satıcılar da pazarlığa daha kapalı. Fotoğraf çekilmesi konusunda da kimi zaman hassas olabiliyorlar.
Puces de Vanves’da tek sokak boyuca karşılıklı 300 tezgah kuruluyor. Binlerce obje satılıyor. Burası favorim. Fiyatları daha uygun, satıcıları çok daha güleryüzlü. Rahatça gezip fotoğraf çekebilir, tatlı tatlı pazarlık yapabilirsiniz.
Amsterdam’daki Waterlooplein Bit Pazarı ise emsallerine nazaran daha küçük. Puces de Vanves’in minyatürü. Amsterdam’ın en turistik noktalarından birinde kurulduğu için fiyatlar biraz yüksek. Yine de kolayca taşınabilir, onlarca küçük parçanın olduğu tezgahlar görülmeğe değer. Paris’ten farkı objelerin üstünde fiyatının yazması.

HAYAL GÜCÜNÜ KIŞKIRTAN OBJELER
 
Peki bu pazarlar gidenlere neler vaat ediyor?
“Yaşanmışlık, zarafet ve kültür dolu. Her yaşa, zevke hitap ediyorlar. Kurşun askerlerden klasik takı ve kıyafetlere, oyuncak bebeklerden porselen biblolara, tablolardan büyük taş heykellere, bronz abajurlardan mobilyaya yüzlerce seçenek var. Fiyatları da uygun. Öyle ki muhakeme yeteneğiniz bir süre devre dışı kalabiliyor. Yarım saat boyunca bir berjere gözümü dikip, acaba bunu uçağa alırlar mı, diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bu pazarlar, evi ilginç objelerle süslemek veya yaratıcılığını konuşturmak isteyenler için de ilham kaynağı. Eski gazete ve dergileri çerçeveletip duvarınıza asabilir, eski bir ordu kaskından abajur yapabilirsiniz. Tamamen sizin hayal gücünüze kalmış. Müşteriler, satıcılar bilgili ve kibar. Koleksiyoncular veya müzayedeler için gizli hazineler arayan antika simsarlarıyla karşılaşabilirsiniz.”
Yılmaz bu pazarlardan kendi satın aldıklarını anlatırken şunları söylüyor: “İlginç desenli teneke kutular, 1895-1904 yıllarına ait, renkli kapağında günün trajik haberlerinin resmediliyor. (Örneğin, şehre gelen sirkteki aslan, terbiyecisine saldırdı veya Mösyö yaptığı düello sonucu hayatını kaybetti) Le Petit Journal gazeteleri, antika broşlar ve takılar, Napolyon ve Josephine figürlerinin resmedildiği seramik mücevher kutuları, biblolar, sanat kitapları…”

Ne zaman

Marché St Ouen cumartesi, pazar ve pazartesi günleri saat 09.00-18.00 arasında. Puces de Vanves, cumartesi, pazar saat 07.00-13.00 arasında. Waterlooplein, pazartesiden cumartesiye saat 09.00-17.30 arasında.

Uzmandan öneriler

* Erken gidin. * Nakit para bulundurun. Kredi kartı kullanılmıyor. * Yanınızda büyük bir çanta, gazete olsun. Cam ve porselenleri kırılmaya karşı sarmanızda yarar var. * Beğendiğinizi hemen alın, dönüşte yerinde olmayabilir. * Çekinmeyin, pazarlık yapın. Cümleye tebessüm ve “bonjour”la başlamak artı puan. * Tezgahların önünde ve arkasındaki yığınları, kutuları kurcalayın. Çok alakasız yığınların dibinden neler çıkıyor neler…
 
Nasıl gideceksiniz

Paris’teki Marché St Ouen için metroya binip 4 nolu hat üzerindeki Porte de Clingancourt durağında inmeniz gerekiyor. Sonrasında tabelaları ve kalabalığı takip etmeniz yeterli. Puces de Vanves için ise metronun 13 nolu hattı üzerindeki Porte de Vanves durağında inip 1 dakikalık yürüyüşle Avenue Marc Sangnier’e ulaşabilirsiniz. Amsterdam’daki Waterlooplein, Dam Meydanı’na 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde. Tramvay’ın 1, 2, 5, 13 ve 14 nolu hatlarıyla da ulaşılabilir.

EN SEVDİĞİ BEŞ ŞEHİR

Paris, Prag, Amsterdam, New York, İstanbul

Seyahatte ne okur? Rehber, etkinlik bülteni
Seyahate hangi ulaşım aracıyla gider? Uçak
Seyahatte ne yer ne içer? Yerel lezzetler
Seyahatte nerede kalır? Merkezi oteller
Kiminle seyahat eder? Hızına ayak uydurabilecek arkadaşlarıyla veya yalnız
Seyahat çantasının vazgeçilmezleri neler? Fotoğraf makinası, internetten notlar, pazar ve vintage dükkanların işaretlendiği haritalar
Seyahatten ne alır? Şarap, DIY projeler için dergi ve gazeteler, vintage kıyafetler

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle