Paris’te ilk günümde rahatlarım, ikinci gün şehir kendini ele verir, üçüncü gün hep orada yaşamışım duygusuna kapılırım

Hürriyet Haber
26.02.2005 - 00:00 | Son Güncelleme :

Paris’te ne kadar kalacağımı hiç bilemedim... On günlüğüne gidip, aylarca kaldığım da oldu, uzun kalmaya niyetlenip apar topar döndüğüm de. Bunca bilet yaktım, bunca paradan çıktım, hálá uslanmadım: Emniyet supabı zahir, hiç dönüş tarihi açık bilet almadım. Ve bir kez olsun sözümü tutamadım. Şu gün döneceğim diye yola çıktımsa da, varır varmaz yoldan çıktım. Bilinir: Paris, aylaklar şehridir. O, orada durdukça ben kocamam sanırdım. Hayat üstüme gelmeye görsün; kaçacağım yer belliydi: Paris. Yıllarca da öyle yaptım. Sıkılıp bunalınca hep Paris’e kaçtım. ‘Nereye gidersen git, bu şehir arkandan gelecektir’e kulak asmadım. Olur da yakamı bırakmaz, peşime takılırsa onun bileceği işti. Şerbetliydim, izimi kaybettirmeyi bilirdim...Paris’te uçaktan iner inmez, taksiye yüz vermeyip metroya binmek bile yeterdi. Nasılsa vagona bir çalgıcı girer, bir iki şarkı tıngırdattıktan sonra              -mahcup- para isterdi. Verenlere alçak sesle teşekkür eder, görmezden gelenlere bıyık altından güler, bir sonraki durakta inerdi. Tecrübeyle sabit: O kırık şarkı bana hep iyi geldi.Invalides ya da Alma; yer altından çıkar çıkmaz burnumu havaya diker, uzaktan gelen kahve kokusuna seğirtirdim. Elim doluymuş, hava soğukmuş, ne gam: Olmazdı, ayaküstü kahve içmeden, homurdanan garsonları izlemeden Paris’e gelindiği anlaşılmazdı.Apartmanın kodu değişir, kokusu değişmezdi. Madam Da Silva camekanlı dairesinden başını uzatır, ‘Hoş geldiniz’ derdi. Akabinde eklerdi: ‘Ne kadar kalacaksınız?’ ‘Kim bilir?’ diye cevap verirdim. Gerçekten de hiç bilemedim... On günlüğüne gidip, aylarca kaldığım da oldu, uzun kalmaya niyetlenip apar topar döndüğüm de. Bunca bilet yaktım, bunca paradan çıktım, hálá uslanmadım: Emniyet supabı zahir, hiç dönüş tarihi açık bilet almadım. Ve bir kez olsun sözümü tutamadım. Şu gün döneceğim diye yola çıktımsa da, varır varmaz yoldan çıktım. Bilinir: Paris, aylaklar şehridir. Parkı, sokağı, hatta mezarlığı aylaklarla doludur. Günün ya da gecenin hangi saati olursa olsun, bankta oturup havayı koklayan, çimlere serilip uyuyan, kısık gözlerle apartman cephelerine bakan insanlara rastlarsınız. Gizli bir şifreyi çözeceklermiş gibi... Aceleleri yoktur. Ellerini ceplerinden çıkarmaz, gelen geçene aldırmazlar. Akan kalabalık içinde öyle, aheste, şehri dolaşırlar.Ben de öyle yapardım. Kendimi sokağa atardım. Yirmi beş yıldır Fransızca öğrenmeyi reddeden Tunuslu bakkala selam çakar, köşedeki gazete bayiine uğrar, bir Pariscope bir de onluk bilet kaptığım gibi yola koyulurdum. Concorde’dan geçmeden, Vendome’da yürümeden, Pont Neuf’ü aşıp Saint-Germain’e gelmeden olmaz. Ayağa kara sular inmeden Paris’in tadı çıkmaz.Sonrası malum. Rue de Seine’in hay huyuna dalınacak, Fürstenberg Meydanı’nda soluklanılacak, bankları kaldıranlara kızılacak ve kilisenin önünden geçip La Hune’e girilecek: Kitap almaya değil, kitap koklamaya. Ve Flore. Bir kadeh Bordeaux lütfen! Bir tane daha. Ve hep bir tane daha. İşte ne olursa o üçüncü kadehten sonra olur. Nereden çıktığını bilmediğiniz anılar gelip karşınıza oturur. Ve alıp sizi eskilere; ‘ihaneti tatmadığınız,  kimseyi aldatmadığınız, küsüp, kırılıp, dağılmadığınız günlere’ götürür.   Yaşınızı, yaşadıklarınızı, aldığınız verdiğiniz bütün dersleri unutur, eskiye, çook eskiye, gençliğin o gamsız günlerine dönersiniz. İşte o an üstünüze gelen hayat kıskacını gevşetir. Rahatlarsınız. Nereye giderseniz gidin peşiniz sıra geleceği söylenen şehirden her dakika biraz daha uzaklaşır, dönüp arkanıza bakmazsınız.KONSEPTİMİ UNUTMADIM AMA...Bu yazının yemek yazısı olduğunu unutmuş değilim. Nitekim oturup yolu Paris’e düşecekler için gittiğim bir iki lokantayı, duyduğum bir iki gece kulübünü, keşfettiğim bir iki dükkanı yazmaya niyetliydim. Bir telefon geldi, kara haber. Başka biri Sezen’in son plağından söz etti, gözüm kütüphanedeki Paysan de Paris kitabına takıldı, oradan başka bir kitaba, muhtemelen Shakespeare & Company’den alınan bir kitaba... Çağrışım bu ya, Walt Whitmann’ın torunu olduğu söylenen, otuz yıl önce bile bin yaşında gösteren keçi sakallı öldü mü acaba dedim. Sonra işin ucu kaçtı. L’Avenue’den kime ne? İstiridye yenmeden de yaşanır. Maison Blanche, istediği kadar gözde olsun, çalıyı çağrıştırıyor. Rue de Turenne’deki dükkana gidilmese de olur. Hepsinin üzerini çizdim. Hoş bulduk! Özür dilerim.BU SEFER PARİS BANA YETMEDİİlk kez bilet yakmadım. Ve ilk kez, ardımda bıraktıklarım peşimi bırakmadı. Aklım Ege’de kaldı. Oysa her şey iyi başlamıştı. Fadik aramış, bu yıl uzaklara gidemeyeceğimize, oraları seller aldığına göre Paris’e gidelim demişti. Oradan da Strasbourg’a, Süm’e... Telefonlar edilmiş, biletler ayarlanmış, yirmi gün kadar kalınıp dönülmesi kararlaştırılmıştı. Herkese ilk üç günü kendime ayırdığımı ilan ettim. Kendime ve Paris’e. Kimseyi görmeyecek, kimseyi aramayacak, dolu dolu Paris sokaklarını arşınlayacaktım. Hesabım belliydi: Daha ilk günün sonunda bildiğim o rahatlama duygusu içime yerleşecek, ikinci gün şehir kendini ele verecek üçüncü gün oradan hiç ayrılmamış sanki hep orada yaşamış duygusuna kapılacaktım. Öyle de yaptım. Neredeyse gitmediğim mahalle, oturmadığım kahve, yemediğim yemek, içmediğim şarap kalmadı. Kitapçılar, sergiler, galeriler, filmler, televizyonda hararetli Türkiye tartışmaları, bir daha Max Gallo okumaya tövbe etmeler, orada bıraktığım ve bıraktığım yerde bulduğum dostlarım, sabahlara kadar süren sohbetler, yaş günü kutlamaları arasında Strasbourg kaçamağı, trendeki sigara yasağı; yasağı başta kondüktör, kimsenin ırgalamaması; bu Fransızları sadece bunun için bile sevebilirim demeler; sonra çatlak bir satıcıya çatıp sinirden köpürmeler; en soylu arkadaşımı yanıma katıp dükkana dönmeler; ‘Bana bir özür borçlusunuz aksi takdirde...’ diye başlayan cümlelere başlayıp sonunu getirememeler; gençlerin gittiği yerleri küçümsemeler; her horoz kendi çiftliğinde ötere inanmalar; her şeyi müthiş pahalı bulmalar; uzun uzun vitrinlere bakmalar; ucuzluğa kanıp kazıklanmalar; hiç mi hiç ihtiyacın olmayan şeyleri almalar; eski dükkanın önünden geçerken iç geçirmeler; bir hışım toptancılara gidip malzeme toplamalar; sonra bunlarla ne yapacağını düşünmeler; buket buket çiçek, deste deste kağıt almalar; bit pazarına taşınmalar, götüremeyeceğini bildiğin eşyalar için yapılan pazarlıklar, deli miyim neyim diye kendine şaşmalar, cep telefonunu Seine Nehri’ne fırlatmaya kalkmalar; kısa uykulara dalmalar; dinlenmiş olarak uyanmalar, şubat ayında yüzünü esirgemeyen güneş, ılık hava, şık kadınlar, kavruk adamlar, şaşkın Japonlar, hiçbiri yetmedi. Bilmem neden? Belki benden geçti, belki Paris köhnedi. Ya da her ikisi.

Etiketler:

EN ÇOK OKUNANLAR

    Koç Burcu
    21 Mart - 20 Nisan

    Kişisel farkındalığınızı arttıracak, bilgi kazanmanızı sağlayacak, ama bu esnada bütçenize çok fazla zarar vermeyecek şeyler planlamalısınız. Tüm...Koç Burcu - Bugün

    Boğa Burcu
    21 Nisan - 20 Mayıs

    Başarınızı diğerleriyle de kutlayabilirsiniz. Bilgi toplamalı, bilgilerin gerçekliğinden emin olmalı ve başladığınız işleri bitirmelisiniz. Fark yaratmak istiyorsanız,...Boğa Burcu - Bugün

    İkizler Burcu
    21 Mayıs - 20 Haziran

    Evinizde ve özel ilişkilerinizde yapacağınız değişiklikler duygusal anlamda istikararı sağlayabilir. İş birliğine açık olmanız durumunda, evinizi veya yaşadığınız yeri...İkizler Burcu - Bugün

    Yengeç Burcu
    21 Haziran - 22 Temmuz

    Önemli detayları atlamadığınızdan emin olun. İstediğinizi açık açık ortaya koymak işe yarar çözümler üretmenizde size yardım edebilir....Yengeç Burcu - Bugün

    Aslan Burcu
    23 Temmuz - 23 Ağustos

    Duygusal anlamda motive bir gündesiniz. Yanlış nedenlere dayalı değişiklikler yapmak doğru olmayabilir. Olayları doğru değerlendirmeli, daha alçak...Aslan Burcu - Bugün

    Başak Burcu
    24 Ağustos - 23 Eylül

    Sahip olduğunuzdan daha fazla paranız varmış hissine kapılmayın ve aşırı harcamalardan kaçının. Sizi motive eden kişilerle görüşebileceğiniz bir hafta...Başak Burcu - Bugün

    Terazi Burcu
    24 Eylül - 23 Ekim

    Bu hafta sonu, önemli kişisel değişiklikler yapmanız durumunda kendinizi çok iyi hissedebilirsiniz. Sizi bekleyen güzel bir gelecek varken lüzumsuz...Terazi Burcu - Bugün

    Akrep Burcu
    24 Ekim - 22 Kasım

    Dış etkilere bağlı duygusal durumlarla uğraşabileceğiniz bir hafta sonundasınız. Bazı kişilerin yapacağı son dakika değişiklikleri sizi asıl uğraşmanız gereken işlerden...Akrep Burcu - Bugün

    Yay Burcu
    23 Kasım - 21 Aralık

    Duyduğunuz her şeye inanmamalısınız. Belli anlaşmalar yapmadan ya da bazı sözler vermeden önce, kendi araştırmanızı bizzat yapmanızda fayda var. Bu hafta sonu, elinize...Yay Burcu - Bugün

    Oğlak Burcu
    22 Aralık - 20 Ocak

    Endişelerinizi dile getirerek olaylara netlik kazandırabilir ve doğru kararlar alabilirsiniz. Eviniz ve ailenizle bağlantılı konularla ilgilenirken daha sorumlu davranmalısınız....Oğlak Burcu - Bugün

    Kova Burcu
    21 Ocak - 18 Şubat

    Çok fazla bilgi paylaşımı size ters şekilde geri dönebilir ve size bazı bedeller ödetebilir. Bu hafta sonu, sevdiğiniz kişilerle ilişkilerinizi...Kova Burcu - Bugün

    Balık Burcu
    19 Şubat - 20 Mart

    Bu hafta sonu, bazı işleri ele alış veya uygulayış biçiminizi ya da bilgi edinme ev haber alma yöntemlerinizi gözden geçirebilirsiniz. Bu sayede kendinizi...Balık Burcu - Bugün