Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pardon yanlış yaptık!

1994 yılı ağustos ayındayız.

O günlerde Atıcılık Federasyonu Başkanı olan Metin Sertoğlu’un oğlu Erdim Sertoğlu, öğlene doğru arabasıyla Cunda Adası’ndaki yazlık evlerinden çıktı. Ayvalık yönüne gidiyor. Evin hemen yakınında, biri kadın biri erkek iki kişi kendisine el etti. Onları arabasına aldı.

Erdim 23 yaşında, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası’nda flüt sanatçısı olarak görev yapıyordu.

Erdim o gün eve dönmedi. Birileri babasını arayıp oğlunu kaçırdıklarını söylediler, 100 bin mark fidye istediler. Baba Metin Sertoğlu bu parayı da buldu buluşturdu, verdi. Fakat Erdim yine yoktu.

Çürümüş cesedi olaydan 58 gün sonra çevrede bir ormanda bulundu. Katiller yakalandı. Suçlarını itiraf ettiler. Kadın ve adam, Erdil’in arabasına otostop yaparak binmişler, yanlarında taşıdıkları boğma teliyle çocuğu tenha bir yerde boğarak öldürmüşler, üzerindeki parayı, kolundaki künyeyi ve boynundaki altın kolyeyi alıp cesedi ormanda tenha bir yere atmışlardı.

Katillerden birinin adı Celal Atalay, ötekinin adı Birsen Öngören’di. Birsen, Celal’in sevgilisiydi.

Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandılar. Suçlarını itiraf ettiler. Mahkeme her ikisine de cinayetten idam, ayrıca gasp ve fidye almak suçlarından 36 yıl ağır hapis cezası verdi. Yargıtay bu kararları aynen onadı.

İdam dosyası Meclis’te beklerken Rahşan affı çıktı. İdam cezası müebbet hapse (36 yıla) dönüştü.

***

Geldik 2005 yılına. AKP iktidarı bazı yasalar çıkarmıştı. Karmaşık, akıl almaz yöntemlerle cezalar yeniden indirildi. Cezaevinde yatmakta olan bu iki katil, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurup "yeni yasalar uyarınca tahliye edilmemiz gerekir" dedi. Mahkeme bu istemi inceledi ve tahliye edilmelerine karar verdi.

Savcı bu karara karşı çıktı, bir üst mahkeme olan Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti. Bergama da tahliye kararına onay verdi.

Katiller tahliye edildiler.

Savcı bunun üzerine Adalet Bakanlığı’na itiraz etti.

Bakanlık tahliye dosyasını inceledi, aynen Ağca olayında olduğu gibi Yargıtay’a gönderdi. Hesap yanlış yapılmıştı. Yargıtay, tahliye kararını bozdu. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi Esas 2005/1342. Karar 2005/1473.)

Suçluların yeniden tutuklanıp cezaevine gönderilmesi gerekiyordu. Celal Atalay yakalandı.

"Yanlışlıkla"
tahliye edilen Birsen Öngören ise o günden beri kayıp!

***

Erdim Sertoğlu
pırıl pırıl bir çocuk, bir sanatçı idi. Yok yere öldürülmüştü. Dün Erdim’in babası Metin Sertoğlu ile bir çay içtik. Gözleri yine doluydu:

"Bu tahliye kararından benim haberim yoktu. Rastlantı sonucu öğrendim. Böyle bir kararın nasıl alındığını da aklım almadı. Benim çocuğumu gasp edip öldürenler yaklaşık 10 yıl yatıp salıverilmişti. Celal isimli şahıs daha önce de kahve taramış ve 8.5 yıl ceza almış. Önceki yıllarda Ecevit döneminde çıkarılan bir başka af yasasından yararlanıp tahliye edilmiş. Ne hukuka, ne adalete en ufak bir saygım bile kalmadı. Ancak o mahkemelerin kararına itiraz edip düzeltilmesini sağlayan savcının ismini öğrenemedim, kendisini hiç tanımadım ve teşekkür borcumu yerine getiremedim. Buna üzülüyorum."

***

Sevgili okuyucularım, Türkiye’de tanık olduğumuz şu olaylara iyi bakınız. Böyle bir hukuk rezaleti dünyanın hangi ülkesinde olabilir?

Şimdilik bildiklerimiz Haluk Kırcı ve Mehmet Ali Ağca olayları! Bugün buna Erdim Sertoğlu dosyasını ekleyin.

Birileri nedense hep bu yöntemle tahliye ediliyor!

Allah bilir daha nice suçlular, katiller, gaspçılar, ırz düşmanları, kapkaççılar vesaireler aynı yöntemle -"yanlış hesapla"- tahliye edildi ama biz onları bilmiyoruz, haberimiz olmuyor.

Böyle yasalar, böyle hukuk, böyle adalet, böyle uygulama olur mu?

Pekiii, şimdi bu ülkeyi yöneten aymazlara bir soru daha soracağım:

Böylesine yanlış tahliye kararları veren görevliler için herhangi bir soruşturma açılıyor mu? (Hayır!)

Onlar bu hesap yanlışının hesabını veriyor mu?
(Yine hayır!)

Birileri tahliyeden sonra "aaa pardon, yanlışlık olmuş" diyor, iş orada bitiyor. Fırsattan yararlanıp kaçan kaçıyor, yakalanan tekrar içeri atılıyor ve böylesine korkunç hukuk hataları bir süre sonra unutulup gidiyor.

Apar topar, bilinçsizce, "AB böyle istiyor, memlekete özgürlük getiriyoruz, kaldır elini oy ver" kumandasıyla çıkarılan karmaşık, tuhaf yasalar ve Rahşan mahşan afları da işin cabası.

Siz, suçlular cenneti yapılmış olan bu ülkede hukuka, adalete, yasalara güveniyor musunuz?

Hiç çekinmeden haykırın...

Evet mi, hayır mı?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI