"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Parayı veren düdüğü çalar

O... Çocukları filminin galasında salonun önüne kocaman bir limuzin yanaşır, limüzinden inen filmin yapımcısı Selay Tozkoparan ve senaristi Sırrı Süreyya Önder’dir.

Fotoğrafları gördüğümde çok yadırgadım.

Filmin galasına limuzinle gitmesi gereken yapımcı mıdır yoksa oyuncular mı?

Filmin oyuncuları Demet Akbağ, Altan Erkekli, Özgü Namal, Şevket Çoruh, İpek Tuzcuoğlu ve diğerleri galaya normal yollarla kendi imkanlarıyla gelirken yapımcısı kendine limuzin kiralıyor.

Yapımcı daha fazla ilgi çekmeye çalışarak galada resmen oyuncuların önüne geçmeye çalışıyor.

Oysa Selay’dan bu ihtimamı kendine değil oyuncularına göstermesini beklerdim.

Çünkü filmi sattıracak, gişe yaptıracak yapımcı değil, oyunculardır.

Birilerine limuzin kiralanacaksa bu yapımcı değil başrol oyuncuları olmalıydı.

Oyuncular şaaşa içinde gelmeli ki, basın bu malzemeyi hakkıyla kullansın, "Galaya limuzinle geldiler" haberleri yapsın.

O limuzinden Selay Tozkoparan yerine Demet Akbağ inse hem daha şık hem de daha ses getiren bir gösteri olmaz mıydı?..

Selay Tozkoparan zaten parayı harcayan, oyuncuları kiralayan, filmi tamamlayan taraf, yani patron...

Patronun tüm bunların üzerine hele ki bir sanat olayında hálá parasıyla oyuncularının önüne geçmeye çalışması, şov yapma çabaları hiç şık durmadı.

Tüm bunlar yetmemiş gibi yapımcı bir de filmin afişine "Bir Selay Tozkoparan yapımı" yazdırmış.

Ben afişe dikkat etmemiştim, Film Yönetmenleri Derneği Başkanı olarak Mustafa Altıoklar’ın gönderdiği açıklamadan sonra öğrendim bunu.

Altıoklar "Bir filmi yaratan yönetmeni, senaristi, bestecisidir, yapımcı bu ifadeyi koyarak yaratıcıların haklarına tecavüz etmiştir" diyor.

Sonuna kadar katılıyorum.

Galaya limuzinle gelen yapımcı...

Afişte en üste adını yazdıran yine yapımcı...

Yönetmen, oyuncular gerisi hepsi hikaye!

Tam bir "Parayı verdim düdüğü çalarım" hesabı.

Afişin bir köşesinde "Mavi Gözlü Dev’in ya da Gomeda’nın yapımcısından" gibi bir ifade olsa yine anlayacağım...

Ama hem en tepeye adını yazdırarak hem de galaya limuzinle gelerek yapımcı, oyuncularına ve yönetmenine ayıp etmiştir.

Selay madem bu kadar öne çıkmaya meraklıydı keşke filmi de kendi çekseydi.

O zaman ister galaya helikopterle gelsin ister adını neonla yazdırsın ağzımızı açmaya hakkımız olmazdı...

Queen’i gösterdiği için TRT’yi alkışlayın

Bu ülkenin köşe yazarlarını anlamak imkansız.

İngiltere Kraliçe’sinin ziyareti sırasında Queen filmini gösterdiği için TRT’yi eleştiriyorlar şimdi de...

Neymiş, Kraliçe bu fimi hiç sevmezmiş.

Kraliçe bu filmi seyretmediğini ve asla seyretmeyeceğini açıklamış.

TRT kaş yapayım derken göz çıkarmış.

Kraliçe’nin sevmediği filmi yayınladı diye TRT’yi eleştiriyorlar.

Kraliçe’yi öven bir film yayınlasaydı emin olun "Kraliçe yalakası TRT" diyeceklerdi.

Oysa TRT belki de ilk kez iyi bir televizyonculuk yaptı.

Elinde gündemle ilgili televizyonlarda hiç yayınlanmamış Oscarlı bir film vardı.

Kraliçe sever mi sevmez mi diye düşünmeden yayına sürdüler.

Gündemi filmle yakaladılar.

Bu da iyi bir program planlamacılığıdır.

TRT asıl yanlışı "Acaba Kraliçe bozulur mu" diye bu filmi yayınlamasa yapardı.

TRT’nin yerine istediğinizin özel kanalı koyun, bu filmi yayınlamaz mıydı?

Özel kanallar Queen’i yayınlasa büyük televizyonculuk olurdu, TRT yayınladı kötü oldu!

Sortie’li geceler başladı

Sortie önceki gece gazetecilere bir açılış daveti verdi, dün gece de resmi açılışı vardı kulübün.

Dekorunda herhangi bir değişiklik yok Sortie’nin.

Geçen yıl beğenilen beyaz konseptini bu yıl da aynen korumuş.

Henüz restoranlarda neler var bilemiyoruz, o gece çok az bir gazeteci oturup lafladık, Sortie’nin kendi mutfağından yemekler tattık.

Bu yaz da Sortie eğlenceli geçecek gözüküyor, sadece manzarası bile yeter.

Gazeteciler o gece en çok sigara yasağını tartıştık.

Temmuz 2009’da başlayacak sigara yasağı Reina, Sortie gibi açıkhava mekanlarda katı şekilde uygulanacak mı, yoksa belli ölçülerde izin mi verilecek.

Ben, yurtdışında yasak olduğuna göre bizde de öyle olmalı, dedim.

Sigaraya düşkün gazeteci milleti, "Yok artık daha neler, bizde o kadar olmaz" diye itiraz etti...
X