Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Para talebi ve enflasyon

İKTİSAT öğretisinde "para" kavramı yalnızca Merkez Bankası’nın basıp piyasaya sürdüğü banknotları değil, bankacılık sistemindeki mevduatları da içerir.

Çünkü, bankalardaki mevduatlar da, aynı cebimizde taşıdığımız banknotlar gibi, ekonomik birimlere alım gücü sağlar. Bu tanımdaki para arzı artışının genellikle enflasyon yarattığı düşünülür.

Para arzı artışı ile enflasyon arasında ekonominin istikrarlı dönemlerinde genellikle düzgün ve doğrusal bir ilişki söz konusudur. Ekonominin istikrarlı dönemi bu anlamda para talebinin de istikrarlı olduğu dönemdir. Yani, para talebinin aynı kalıp para arzının arttığı dönemlerde para arzı yüzde kaç artarsa ortalama fiyatlar da aynı hızda artacaktır.

Para talebinin istikrarlı olmadığı dönemlerde ise "ne kadar para arzı artışı, o kadar enflasyon" formülü geçerli olmamaktadır. Yüksek enflasyon dönemlerinde, servetlerini koruma güdüsüyle para talebi göreli olarak düştüğünden (ekonomik birimler para yerine, servetlerini para dışı varlıklarda tutmak istediklerinden), enflasyon para arzı artışının üzerinde gerçekleşmektedir. Enflasyonun inandırıcı bir biçimde düşüşe geçtiği dönemlerde ise, para talebi arttığından, enflasyon para arzı artışının altında kalmaktadır.

AYNI FİLM

Enflasyon dönemlerinde para arzını artıran çoğunlukla Merkez Bankası olmakta, istikrarlı dönemlerde ise para arzı para talebindeki artışa tepki vermektedir
. Bu gerçeği iktisatçılar Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın bazı ülkelerinde yaşanan hiperenflasyon sayesinde daha iyi kavradılar.

Hiperenflasyon yaşanan ülkelerde fiyatlar hızla artarken, para arzı o denli artmıyordu. Buna karşılık, döviz kurları enflasyondan da hızlı artıyordu. Hiperenflasyondan çıkışta ise, para arzı çok daha hızlı artarken, fiyat artışları düşme eğilimdeydi. Döviz kurları ise nominal olarak neredeyse sabit kalmıştı. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için ilgilenenler Mahfi Eğilmez ile yazdığımız Ekonomi Politikası: Teori ve Türkiye Uygulaması (9. Baskı, Remzi Kitabevi) isimli kitaba bakabilirler.

1920’lerde bazı Avrupa ülkelerinde yaşanan deneyimlerin benzeri şimdi Türkiye ekonomisinde yaşanmaktadır. Bu konuda Tablo çok iyi bir fikir vermektedir. Para arzları artışı ile enflasyon aşağı yukarı aynı düzeyde giderken 2002 yılı ve sonrasında enflasyon hızla düşerken, para arzı büyümesindeki düşüş (emisyon da dahil olmak üzere) çok daha sınırlı kalmıştır. Bu dönemde, para talebi artmış ve artan para arzı çok daha az enflasyonist olmuştur.

Döviz kurları gelişmelerinde de benzer bir eğilim görünmektedir. Enflasyon inandırıcı bir biçimde düştüğünde, döviz kurlarındaki artış enflasyonun oldukça altında kalmakta hatta döviz kurları nominal olarak düşmektedir.

Kısacası, şimdi Türkiye’de seyrettiğimiz film, 80 yıl önce enflasyonla boğuşmuş olan Avrupa ekonomilerinde de vizyondaydı./images/100/0x0/55ead50bf018fbb8f89990b2

M1 = dolaşımdaki para + vadesiz mevduatlar

M2 = M1 + vadeli mevduatlar

M2Y = M2 + döviz mevduatları

M3A = M2 + kamu mevduatları

Döviz kuru = 1 USD + 0.77 Euro

X