Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Papadopulos’un imzalamak istemediği 2 mektubun sırrı

    Hürriyet Haber
    13 Nisan 2004 - 00:00Son Güncelleme : 13 Nisan 2004 - 00:01

    KIBRIS Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, geçen hafta yaptığı ve Rumları Annan Planı’na hayır demeye davet ettiği konuşmasına bakılırsa, kendisinin en çok canını yakan bölümün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile ilgili olduğu görülebilir.Papadopulos, şöyle diyor:‘Annan Planı, benden AB’ye bir mektup göndererek, Kıbrıs vatandaşlarının haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde arayabilmelerini önlemek üzere Kurucu Anlaşma’nın AB’nin birincil hukuku haline getirilmesini talep etmemi istiyor.’ Bir de ikinci mektup var:‘Plan, benden ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ayrı bir mektup göndererek, mahkemenin etkilenmiş mülkler konusunda önünde beklemekte olan bütün dosyaların gündemden düşürülmesini talep etmemi de öngörüyor.’‘Bunları talep edebilmek benim açımdan mümkün değildir’ diyerek restini çekiyor Papadopulos.BEKLEYEN DAVALAR GÜNDEMDEN DÜŞÜRÜLSÜNPlanın referandumda kabul edilmesi ve anlaşmanın imzalanmasıyla halinde, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ‘eşbaşkanları’, yani Türk ve Rum liderleri her iki mektubun da altına imza atmak zorunda kalacaklardır. İmzadan kaçış yoktur.Bu mektuplar Annan Planı’na Türk tarafının ısrarıyla girmiştir.Özellikle ikinci mektup, 1974 sonrasında Rumların etkilenmiş mülkleri ile ilgili rejimi düzenlemek bakımından önem taşıyor. Eşbaşkanlar, yani Papadopulos ve Türk karşıtı (muhtemelen Mehmet Ali Talat), atacakları imzalarla, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne şöyle sesleneceklerdir: ‘Anlaşma, taşınmazlar da dahil olmak üzere Kıbrıslı Türklerle Rumları ayıran bütün konuları kapsamlı bir çözüme kuvuşturmaktadır.Anlaşma, bir iç mekanizma yoluyla Kıbrıs’ta etkilenmiş mülkler konusundaki bütün sorunların çözümüne dönük çareyi de getirmektedir. Bu başlıkla ilgili konular üzerinde tek yetkili devlet tarafı bundan böyle Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olacaktır. (Türkiye böylelikle Kıbrıs’taki mülklerle ilgili şikayetlerde sorumlu taraf olmaktan çıkıyor.) Ayrıca, AİHM’nin, Kıbrıs’ta etkilenmiş taşınmazlar konusunda önünde beklemekte olan bütün işlemleri gündeminden düşürmesini talep ederiz.’AİHM’DE TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİREN DAVALARÖzellikle AİHM’ye gidecek olan mesaj ne gibi bir sonuç doğurabilir? Bu soruyu yanıtlayabilmek için AİHM’nin gündemindeki Kıbrıs’la ilgili dosyalara bakmamız gerekiyor.Birinci grupta, AİHM’nin Türkiye’ye 1.2 milyon dolar tutarında tazminat yükleyen ünlü Loizidu kararı var. Bu, kesinleşmiş bir karar; ancak nihai uygulama için Bakanlar Komitesi’nde 2005’e kadar askıda tutulacak. İkinci grupta, AİHM’nin 2001 yılında Kıbrıs Rum Yönetimi’nin devlet olarak açtığı dördüncü davada vermiş olduğu ve yine Bakanlar Komitesi’nde beklemekte olan kararı yer alıyor. Bir de AİHM’nin 31 Temmuz 2003 tarihinde aldığı Demados ve Evgenya kararları var. AİHM, her ikisinde de Türkiye aleyhinde ‘ihlal’ kararı vermiş, ancak tazminat miktarını Kıbrıs görüşmelerinin sürmesi nedeniyle belirlememişti.Üçüncü grupta AİHM’nin ‘incelemeye değer’ bularak gündemine aldığı 47 şikayet bulunuyor. Bu dosyalarda da henüz bir ihlal kararı verilmiş değil.Ve son kategoride AİHM’nin henüz bir ön karar almadığı 645 başvuru var. AİHM HANGİ YOLU İZLEYEBİLİR?Annan Planı’nın kabul edilmesi halinde özellikle henüz kesinleşmemiş olan 3, 4 ve 5. kategorideki bütün bu dava ve başvuruların durumu eşbaşkanların göndereceği mektuptan bir şekilde etkilenecektir.AİHM’nin bu mektup üzerine sonuçlanmamış olan davaları gündemden düşürme yoluna gidip gitmeyeceği hakkında kesin bir tahminde bulunmak doğru olmaz.Ancak, yine de mektubun Türkiye aleyhine açılmış ve açılacak olan binlerce dava karşısında yabana atılamayacak bir koruma getirdiği de inkar edilemez. AİHM, Annan Planı’nın mülkler konusunda getirdiği ‘Mülkiyet Kurulu’ ve ‘Mülkiyet Temyiz Mahkemesi’nden oluşan iç çözüm mekanizmasını yeterli bulup, kendisini anlaşmazlıkların dışında tutmayı tercih edebilir.Aksi takdirde, AİHM, adada kurulacak olan barış ortamını baltalayıp, devlet kuran bir anlaşmayı geçersiz kılmanın vebali altında kalacaktır. Üstelik bu yola gittiğinde, kendisini onyıllarca meşgul edecek binlerce başvuruyla uğraşmak zorunda kalacaktır.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı