Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pakize Suda: Konusuz


Pakize SUDA

IMF Başkanı, Türkiye ile yapılacak 1.5 milyar dolar krediyle ilgili görüşmeleri ertelemiş. Dünya Bankası da vereceği krediyi vermemiş.

E, olacağı buydu.

Bizimkiler vatandaşa söz verip verip yerine getirmemeye alışmışlar... Lakin elin adamı yemiyor işte; taahhüt ettin mi son noktasına kadar yerine getireceksin.

* * *

Sahi orman yangını mevsimi gelmedi mi daha? Hektar hektar orman öylece bekliyor.

Karınca mevsimi de gelmedi galiba. Tek karınca yok evde.

Göç etmiş olabilirler mi acaba? Kırıntısı daha bol ülkelere. Buralar tam takır kuru bakır oldu zira.

Saçmalıyorum. Leylek mi bunlar? Göçmeye kalksalar on yüz milyon yıl sürer.

* * *

Ay çok sıcak, hiç halim yok.

Halim yok deyince ne geldi aklıma...

Bir arkadaşım var. Pire gibi. Yani zırt orada pırt burada.

Sabah 7'de tenise gider.

Gün boyu çalışır ve işi de ayakta olmayı gerektiren bir iştir.

Akşam eve döner, çocuğuyla, eviyle ilgilenir.

E, kocası deseniz korkuluk değil ya, o da bir şeyler istiyordur.

Bütün bunlara rağmen arkadaşımda en ufak bir yorgunluk belirtisi yoktur.

‘‘Nasıl oluyor?’’ dedim bir gün, ‘‘Vitamin kullanıyorum’’ dedi.

Demekle kalmadı, bir kutu da bana gönderdi. Terkibinde bir tek ben yokum. Zaten tabletlerin büyüklüğüne bakınca anlıyorsunuz. Yumurta kadar. Ancak sığdırmışlar onca şeyi.

Hemen yuttum bir tane.

Ay! Ölüyorum. Bir bulantı, bir fenalık. Bütün gün böyle geçti.

İlk gündür, bünyem yarın alışır dedim.

İkinci gün, üçüncü gün, dördüncü gün... Durum aynı. Sürünüyorum.

Sonra bir arkadaşım dedi ki, ‘‘Sen bu vitamini içince ne yapıyorsun?’’

‘‘Hiç. Yazı günümse masa başında, değilse koltukta oturuyorum’’ dedim.

‘‘Ayol bu vitamin at gibi koşturanlar, enerji harcayanlar için; içip yatılmaz’’ dedi.

Kestim ben de. İlla vitamin içeceğim diye gidip taş kıracak değildim elbet.

O gün eski gücüme kuvvetime kavuştum.

* * *

Biraz önce Ege'ydi, şimdi Karadeniz. Geceleri soğuk, yani İç Anadolu. Bu İstanbul'un havası bölgelerin koalisyonu gibi.

Vücudunuzun önünü yaksanız arkasını yakamadan bakarsınız sonbahar gelmiş.

* * *

Dikkat ettim, uyumadan önce hep böyle yapıyorlar. Kediler. Evdeki harekete arkalarını dönüyorlar; önlerinde ne varsa, duvar, koltuk, minder, oraya iyice yaklaşıp şaşı şaşı bakıyorlar; sonra pat uykudalar.

Vardır bir bildikleri, uykum kaçtığında ben de aynısını yapayım diyorum; her seferinde unutuyorum.

* * *

Şu karpuz çekirdeklerinin beyaz olanları ne sinir; dürtüklüyorum yerlerinden çıkmıyorlar. En ücra köşelere kadar da işlemişler.

Kirazların hepsi kurtsuz. Kurtlu kiraza rastlama ihtimali piyangodan büyük ikramiyeyi kazanma ihtimalinden daha düşük. Hatta yok böyle bir ihtimal.

İşte, hepsini açıp bakıyorum. Yok. Bunda da yok. Bunda da yok.

‘‘Özlenir mi?’’ demeyin, özlenir.

MIŞ-MUŞ

Derviş ‘‘Kriz senaryosu yazmayın’’ demiş.

Yapmayın Sayın Derviş! Elimize fırsat geçmişken bırakın tadını çıkaralım.

*

Şarabı yarım saatte yıllandıran alet imal edilmiş.

Desenize şarap da aşk gibi olacak.

*

Kutan ‘‘Erdoğan yasaklı, parti kuramaz’’ demiş.

Kaldıramazsan kaldırırlar gülüm,

Kuramazsa kurdurtur gülüm.

*

Kırmızı renk insanı hırçın yapıyormuş.

Enis Öksüz'ü kırmızı gömlekle de görmedik hiç ama...

*

FP'nin yerine kurulacak partiye isim aranıyormuş.

Hacıyatmaz Partisi olsun.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI