Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pakize Suda: Haydin merkeze


Pakize SUDA

‘‘Değişti.’’

‘‘Hayır, değişmedi.’’

‘‘Vallahi değişti.’’

‘‘Katiyen değişmedi.’’

‘‘Bakın, ben demiştim değişti.’’

‘‘Gördünüz işte, değişmedi.’’

Bu tartışmaları hatırlıyor musunuz? Gerçi biraz zor, üstünden epey zaman geçti. Aşırı yüklenmeden beynimiz neredeyse bir hafta önce olanları bile silip atacak halde.

Ama siz yine de hafızanızı biraz zorlayın. Seçim ertesine gidin, hani MHP'nin muzaffer olduğu günlere.

İşte o günlerde basın ve kamuoyu ikiye bölünmüş, yukarıdaki tartışmaya girmişti.

Daha doğrusu bölünmüş gibi görünüyordu; aslında değişti diyenler de değişmedi diyenler de aynı arzu ve beklenti içerisindeydiler.

MHP değişmeliydi.

Parti ve taban olarak.

* * *

FP'den de beklenen aynıydı.

O da değişmeliydi.

Varsın tabanı kız çocuklarının başörtüsüyle okula girebilmesini beklesin dursundu. Hatta beklemesinlerdi, başlarını açıversinlerdi.

Zira başörtüsü bir simgeydi.

Peki ya sırf inançlarından dolayı örtenler varsa ne olacaktı?

Ne olursa olsundu. Prensip, hastalıklı olduğundan şüphelenilen üç tane ağaç için ormanı yakmak, böylece tehlikeyi bertaraf etmekti.

Lakin FP tabanına bu yönde telkinde bulunacağına, bir başörtülü kızı yüce Meclis'e sokmaya kalkışınca iş ‘‘Sen bu kızın başını kapatırsan biz de seni kapatırız’’a geldi dayandı. Ve FP kapatıldı.

* * *

Şimdi FP'nin yerine kurulacak parti ya da partilerden de değişerek gelmelerini bekliyoruz.

Onlar da gereğini yapıyorlar. Bir taraf ‘‘Yenilikçiler’’ diyor kendine, öteki, kızına saray otelde Batılı tarzda düğün yapıyor.

* * *

Yani dediğimiz şu:

Sağda solda ne kadar parti varsa hepsi değişmeli.

Değişe değişe birbirlerine benzemeliler.

Hatta tek parti haline gelmeliler.

Ne dediniz? Tek partili demokrasi olmaz mı?

Tamam o zaman; sözde demokrasi için tabelaları farklı olsun.

Ama programları, dünya görüşleri, idealleri aynı olsun.

Peki tabanları ne olacak? Tabii ki cici vatandaş olacaklar. Cici vatandaşın tarifi mi? Yakında bir genelgeyle duyurulur, anlarsınız ne olduğunu.

‘‘İnadım inat, değişmem’’ diyenler olursa... Onlar ne halt ederlerse ederler, bizi ilgilendirmez.

Yeter ki yüce Meclisimizden içeri adım atıp fikirlerini kürsüden söylemeye kalkmasınlar.

Meclis tek sesli olsun.

Milletvekillerimiz iki tip olabilir.

Bir: Etliye sütlüye karışmayıp, başını sallayıp maaşını alanlar.

İki: İş bitiriciler, ihale takipçileri.

* * *

Kısacası...

Partilere ‘‘Haydin merkeze’’ diyoruz.

Önümüzde örneği de var. Bakın MHP'yle DSP'ye! Değişe değişe merkezde buluştular. Uyum içerisinde memleketi batırı... Ay pardon, dilim sürçtü, ne güzel idare ediyorlar... Meclis'te uç parti yok, sorun da yok.

İşte budur istediğimiz.

Ve bize yakışan.

Tanrı memleketimizi merkezden uzak partilerden korusun.

MIŞ MUŞ

Sabancı, ‘‘Derviş kaçarsa kriz çıkar’’ demiş.

Çıksın; gazeteler ‘‘Krizle geldi, krizle gitti’’ diye başlık atarlar, olur biter.

Tarkan dinlenmek için 10 günlüğüne Amerika'ya gitmiş.

Bari üç beş fotoğraf çektirip gelse; Reha Muhtar epeydir boş kaldı.

Derviş yapayalnızmış.

Yalan! Geçen gün gördüm, karşısında biri vardı, tenis oynuyorlardı.

Meclis jet hızıyla tatile girmiş.

Tatiller jet hızıyla, çalışmalar kağnı hızıyla.

Uydulara göre dünyada ikinci büyük altın rezervine sahip ülkeymişiz.

Aynı zamanda dünyada birinci büyük beceriksiz yönetici rezervine de sahip olduğumuzdan işe yaramıyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI