Gündem Haberleri

    Özürlüler köyü kuruluyor

    Hürriyet Haber
    07.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yoksul bir ailenin en küçük bireyi olarak dünyaya geldi H.A. Diğer kardeşlerinden farklı olduğunu ailenin anlaması uzun sürmedi. Spastikti. Babası pek görmek istemese de, annesinin şevkatiyle geçirdi çocukluğunu. Kader çizgisi annesinin ani ölümüyle değişti.

    Babasının yeni bir anneyle eve gelmesi, kendi dünyasına iyice kapanmasına neden oldu. Karanlığından çıkıp evde dolaştığı zamanlarda ise sadece hırçınlık yapar olmuştu. Üvey annenin isyanı ise mutsuz sonun başlangıcıydı. ‘‘Artık ona dayanamıyorum, at, sat ne yaparsan yap ama bu çocuğu evden götür, yoksa ben giderim’’ tehdidinden bıkan baba soluğu Çocuk Esirgeme Kurumu'nda aldı. Ama çocuk kuruma kabul edilmedi. Birkaç kapıyı daha çaldıktan sonra iyice bezginleşen baba, sokaklarda yürümeye başladı.

    H.A. ise olup bitenden habersiz, babasının az ilerisinden kendi kendine yarattığı oyunları oynayarak yürüyordu. Birden, babasının sesiyle irkildi ve geri döndü. Mamak Taşocağı'nın önünde duran baba, bir çocuğa bir az ilerideki tepeye baktı. Kıpkırmızı kesilmiş gözlerle, kızını sürükleyerek tepeye doğru çıkardı. H.A'nın başından düşen eşarbı eline alan baba, kendisine gülümsemeye çalışan spastik kızına son bir defa baktı. Eve döndüğünde artık yanında kızı yoktu.

    Hürriyet Ankara Bürosu polis muhabiri Hasan Tüfekçi'nin takip ettiği bu haber, Türkiye'de sık sık karşımıza çıkan dramlardan sadece bir tanesi. Toplumun gelenekçi kuralları ve önyargıları altında ezilen ailelerin bir çoğu çocuğunun özürlü olmasının adeta kendilerine verilen bir ceza olduğuna inanıyor.

    Ekonomik sıkıntılar da ağır basınca bu ‘dert’ten biran önce kurtulmak ya da ‘derdi saklamak’ yoluna gidiyor. Kimisi kabullenemediği ‘gerçeği’ zincire bağlıyor, kimisi ahırlara kapatıp ölüme terkediyor, kimisi de boğup bir köşeye fırlatıyor.

    Bu sendromu bir şekilde aşsa bile, bu sefer de ‘‘Eğer başıma bir şey gelir ve ben ölürsem, çocuğuma kim bakar’’ korkusuna kapılıyor. İşte bu anda, Türkiye'de henüz tam anlamıyla isimlerini duyuramamış yardım kuruluşları, dernekler ya da vakıflar giriyor devreye.

    29 YILLIK MÜCADELE

    Ankara Gölbaşı'ndaki Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı, bunlar arasında en çok uğraş verenlerden.

    Vakfa adım atar atmaz kurucu Makbule Ölçen ile karşılaşıyoruz. O da zihinsel özürlü bir çocuk annesi. Ama gözlerinde, umutsuzluktan çok bir şeyleri başarmış bir kadının derinliği var. 29 yıllık mücadelesini hüzünlü ama gururlu sesiyle anlatmaya başlıyor:

    ‘‘Benim çocuğum doğuştan sınırlı zekalı. Doktorlar, ‘eğitim verirseniz normal zeka seviyesine atlayabilir' dediler. Onu okul çağına kadar kendim eğittim. Almanya'ya gittiğimde bu işi iyice araştırmaya karar verdim ve oradaki özürlüler okullarını dolaştım. Aklım fikrim Türkiye'de neden böyle bir okul yok sorusuna takılıydı. O an karar verdim...’’

    Ölçen, Almanya’da bu araştırmaları yaparken, Milli Eğitim Bakanlığı eğitilebilir ya da öğretilebilir özürlüleri göz önüne almadan özel bir okul açmıştı. Nitekim, Türkiye'ye döndüğünde gelişmeden haberdar olan Ölçen de oğlunu bu okula yazdırdı ama umduğunu bulamadı.

    Okul bir süre sonra kapanınca, Ölçen daha fazla dayanamayarak Bakanlığa bir mektup yazdı. Bütün ümidi MEB'nin bilinçlenmesiydi. Bir süre sonra istediği oldu ve MEB, Mimar Kemal İlkokulu'nda özel bir sınıf açtı. Çocuğu artık oraya devam ediyordu. ‘‘Ama hala aklımda Almanya'daki okullar vardı. Türkiye'de de bunu hakeden çocuklar olduğunu düşünüyordum. 1969 yılında bana bir mektup geldi. Geri Zekalı Çocukları Koruma Derneği Kongresi'ne çağrıyorlardı.’’

    Bu yoldaki gerçek savaş da işte bu kongre ile başladı. Ölçen'in inatçı ama hedefini bilen kişiliği kısa sürede kendisini yönetim kurulu üyeliğine taşıdı ve değişiklikler birbirini izledi.

    ONLAR GERİZEKALI DEĞİL

    İlk olarak, dernek binasını Sağlık Sokak'taki karanlık ve soğuk binadan Bahçelievler'deki bir villaya taşıyan Ölçen, 1974 yılında başkan olmasıyla birlikte derneğin ismini değiştirdi. Çünkü, özürlü bireylerin ‘‘gerizekalı’’ sıfatını haketmediğine inanıyordu:

    ‘‘Tabii bazıları ‘Biz ancak böyle yardım toplayabiliyoruz' diye karşı çıktılar ama ben direttim.’’

    Derneğin adı Zihinsel Özürlü Çocukları Koruma Derneği olarak değiştiğinde ilk raund kazanılmıştı.

    Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’nden zor bela koparılan bir sınıf açma yetkisi, eğitimcileri bulmakta çekilen ciddi zorluklar birbirini kovalarken, Ölçen'in kapısını yeni bir endişe çaldı.

    ‘‘Ebeveynler bana gelip devamlı, ‘Biz öldükten sonra çocuklarımıza kim bakacak ne olur bunu bir düşünün' diyorlardı.’’

    Aklından bir türlü çıkaramadığı Almanya’daki okullara benzer bir eğitim yuvası açma girişimi de işte bu sözlerden sonra hayata geçti. Önce 28 kişiyle bir vakıf kuruldu. Ankara Gölbaşı'nda vakıf adına bir arazi alındı ve 1987 yılında eğitilebilir ve öğretilebilir zihinsel özürlülerle ayrı ayrı ilgilenecek bir merkezin temeli atıldı.

    ZOR VE PAHALI EĞİTİM

    Vakıf 17 ilde şubeleşirken, Alman Büyükelçiliği'nin yadsınamaz yardımıyla Türkiye'deki özürlüler de ilk defa sistemli bir okula kavuşmuşlardı. Bu, yıllardır hayalleri süsleyen ‘‘Özürlüler Köyü’’nün ilk adımıydı. Vakfın bin kapasiteli rehabilitasyon merkezine şimdilik 12 yaş ve üzeri özürlüler alınıyor. Ancak yeterli altyapı sağlanıp okul küçük bir köy haline getirilince yaş sınırı üçe inecek. Böylece hem ailelerin sorumluluğu çok erken bir dönemde asgariye düşecek, hem de ailesini kaybeden özürlü ömrünün sonuna kadar bu köyde yaşayabilecek. Ancak bu zor ve pahalı bir eğitim. Zihinsel özürlülerin eğitiminin önemini, Vakfın Başkan Yardımcısı Ülay Karakoç bir anekdotla aktarıyor:

    ‘‘Yıllar önce Etlik'teyken çocuklarımızın 23 Nisan şenliklerine katılmalarını istemiştik. ‘Onları bu çocukların içine sokmayalım, niye sokuyorsunuz acındırmak mı istiyorsunuz' sözleriyle karşılaştık. Hummalı bir eğitim başladı. Çocuklarımız sağlıklı çocuklarla tören alanında yürüdüğünde inancımızı ispatlamıştık. Stadı dolduranlar da acımayla değil, mutlu gözlerle baktılar onlara.’’

    Vakıf neyi amaçlıyor

    Vakfa başvuran zihinsel yetersiz çocukların eğitimi için merkezler ve rehabilitasyon tesisleri kurmak ve bunların verimli olarak çalışmaları için her türlü tedbiri almak,

    Zihinsel yetersiz çocuk ve yetişkinlere kurslar vererek yeteneklerine göre istihdam için beceri kazandırmak,

    Zihinsel yetersiz bireylerin ürettikleri ürünleri pazarlamak ve satışlarını sağlamak,

    Kimsesiz zihinsel yetersiz çocuk ve yetişkinler için yurt, huzur evleri kurmak, yaşam süresince bakımlarını sağlamak,

    Varlıklı ailelerin vakfa bağış yaptıkları takdirde ölümlerinden sonra zihinsel yetersiz çocuklarına bakmak,

    Eğitilmiş zihinsel yetersiz yetişkin ve çocukları işe yerleştirmek, çalıştıkları yerde kontrollerini yapmak,

    Zihinsel yetersizlik sorunları üzerinde kamuoyunu aydınlatmak, konuyla ilgili yayınları yayımlamak,

    Zihinsel geriliğin nedenleri üzerinde durarak, bilimsel açıdan inceleme ve araştırma yapmak veya yaptırmak,

    Çocuklar üzerinde zeka testi uygulayacak gerekli birimler kurmak,

    Zeka düzeyi 25’in üzerinde olan zihinsel yetersizliği vakıfça geçerli belgeyle kanıtlananlar ile bu şartları taşıdığı mahkeme kararıyla ispatlanan kimsesiz çocukları koruma altına almak.

    Vakıf Başkanı Makbule Ölçen çoğu ailenin özürlü çocuklarına güvenmediğini bu nedenle evde hareket hakkı tanımadıklarını söylüyor.

    12 yaşından itibaren öz bakım, sofra düzeni gibi aktiviteleri öğrenmeye başlayan özürlü çocukların başında 10 profesyonel öğretmen görev alıyor.

    AMAÇ TECRİT ETMEK DEĞİL

    Vakfın bir amacı da çocuklara iş sahası yaratmak. Bu nedenle kurulan atölyelerde öğretilebilir özürlü çocuklar dikiş kutuları, piknik sandalyeleri ve daha nice ahşap elişi yapıyorlar.

    İnternet'te web sayfası

    Kısa bir süre sonra İnternet'te de Web sayfası açacak olan vakfın adresi: Vilayet Evi Karşısı, Gülermak Fabrikası yanı, Gölbaşı/ ANKARA Tel: 0 312 484 24 70/ Banka Hesap No: * Vakıfbank Ankara Merkez Şube: 2001980 * Ziraat Bankası

    Ankara Gölbaşı Şubesi: 30425/504.8






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı