"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Özür

Dün hava nasıldı, soğuk muydu, sıcak mıydı, yağmur ne kadar yağdı, rüzgar ne şiddetle esti, ne olduk ne bittik, nasıl koştuk, yolda neler düşündük, neler yaşadık...

Henüz bilmiyorum.
Şu anda bunların hiçbirini bilmeden bu yazıyı yazmaya çalışıyorum.
Günlerden cumartesi. Siz bugün okuyorsunuz, yani pazartesi.
Ve çok ayıptır söylemesi ama kafam şu anda öylesine koşuya kilitli ve içim öylesine heyecan dolu ki, saatlerdir sancılar içindeyim tek satır yazamadım diye.
Kuzenlerim Önem, Hüner, Gaye, Damla ve ben, en yakın arkadaşımda buluşup kalıyoruz maaile.
Onlar Ankara ve İzmir’den geliyorlar iki senedir.
Yani ailenin kadınlarını da yürütüyorum Avrasya’da bir şekilde.
Onları da bağışçı yaptım. Aile buluşması gibi de oluyor. Gelenek haline geldi. Hem gezmiş, hem spor yapmış hem de hasret gidermiş oluyoruz işte.
İstanbul’a indiğim perşembe akşamından bu ana kadar oğlumun iki dişi daha düşmüş mesela. Ben dönene kadar ağzında dişi kalmayacak diye korkuyorum!
Hayat her yerde son sürat devam ederken, benim için sanki durmuş gibi şu anda. Sürekli pencereden dışarıya bakıyorum.
Camlardaki su taneciklerine. Gökyüzünden düşen yağmur tanelerine dalıp dalıp gidiyorum...
Nasıl bu günlere geldiğimi, ne ara bu kadar ciddi koşabilen bi insan olduğumu filan düşünüyorum.
Bir gün sizlerle posta kutuma gelen iletileri paylaşmak isterim. Öyle inanılmaz destek veren, duyarlı, hassas şeyler geliyor ki sizlerden, bu dünyanın en iyi okurlarına sahibim diye düşünüyorum.
İnanılmaz şanslı bir insan ve yazarım. Gerçekten öyle.
Hani komik gelebilir size ama şu anda feci inanılmaz da duygusalım. Koşu öncesi de sonrası da böyle oluyorum. Hayret bir şey yani, insan her seferinde de böyle olmaz ki!
Havadaki yağmur, gri renkler Dubai’deki bitmek bilmeyen güneşten sonra ruhumu dinlendirdi ama. Eskiden kalma yağmurlu hava mahmurluğunu üstüme çökertti.
Hasretmişim bu duyguya.
Şu anda bundan inanılmaz haz alıp, ailece yaptığımız komik saptamalara -ki onlar aslında dedikodular- bir gülüp bir ağlayıp bazen de kızıyorum mesela.
O büyük adrenalin öncesi iyi geldi bu “durmak hali” bana.
O yüzden bugün beni affedin.
Gerçekten, her şeyimle şu anda tamamen başka bir alemdeyim.
Finişe kilitlendim.
Geçen seneden tecrübeliyim bir de, biliyorum ki koşu sonrası da inanılmaz bir duygu durumum olacak. O yolda yaşanan duyguları tarif etmek çok zor. İnsanların hayatına değdiğimiz fikrini düşünerek engelli arkadaşımızı iterek koşmak, beni benden alıyor. O yüzden koşu öncesi ciddi ciddi inzivaya çekilmiş gibiyim.
Bu upuzun lafın kısası, “Yazamadım!” demek için.
Özür dilerim.
Koşarken çektiğim videoyu, olan biteni hazır eder etmez sizinle paylaşacağım...
Beni sabırla dinleyip, okuyup anlayış ve duyarlılık gösterdiğiniz için.
En önemlisi kayıtsız kalmadığınız için gerçekten çok teşekkür ederim.
Yonca
“dingin”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI