Özilhan: Ekonomideki iyileşme dikkat çekici

Hürriyet Haber
07.10.2003 - 12:41 | Son Güncelleme: 07.10.2003 - 12:41

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye ekonomisinde 2002 yılından bu yana görülen iyileşmenin dikkat çekici bir noktaya ulaştığını bildirdi.

TÜSİAD'ın ekonomik büyüme ve toplumsal gelişme için teknolojik inovasyonda (yenilik, buluş) yetkinlik kazanmanın ülkeler açısından taşıdığı önemi vurgulamak amacıyla hazırlattığı ''Ulusal İnovasyon Sistemi: Kavramsal Çerçeve, Türkiye İncelemesi ve Ülke Örnekleri'' başlıklı rapor, kamuoyuna açıklandı.
 
Raporun tanıtımı nedeniyle düzenlenen toplantıda konuşan Tuncay Özilhan, içinde bulunulan olumlu ekonomik konjonktürün, ileriye yönelik yapısal rekabet gücü sağlayacak politikalara eğilmelerine imkan verdiğini söyledi.
 
Özilhan, hükümetin mali disiplin uygulamakta kararlılık göstermesi, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 5. gözden geçirmenin tamamlanması ve Irak savaşının beklenenden önce sona ermesiyle Türkiye ekonomisinde 2002 yılından bu yana görülen iyileşmenin dikkat çekici bir noktaya ulaştığını kaydederek, şöyle dedi:

''Kopenhag kriterlerine uyum konusunda atılan adımlar, IMF kredilerinin geri ödeme takviminin yeniden düzenlenmesi, ABD ile yapılan 8.5 milyar dolarlık kredi anlaşması ve Merkez Bankası'nın temel görevi olan fiyat istikrarının sağlanmasında gösterdiği başarı da bu olumlu ortamın gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Bugün Türkiye, ilk defa siyasi istikrar ortamında bir krizden temkinli adımlarla çıkmaya çalışıyor. Bu yavaş fakat kararlı çıkışın nedeni, sağlıklı bir politikayla büyümenin büyük ölçüde yapısal reformların etkisine bırakılmış olmasıdır. Bu olumlu süreci destekleyecek ve uzun soluklu kılacak önemli bir unsur da, üretim sürecindeki rolleri her geçen gün daha çok artan bilgi ve teknolojinin ekonomik bir faydaya dönüştürülmesi yani inovasyondur.''
   
TEKNOLOJİK İNOVASYONUN ÖNEMİ
 
Tuncay Özilhan, dünya pazarlarındaki rekabet üstünlüğü yarışında dünya nimetlerinin paylaşımında belirleyici unsurun artık teknolojik inovasyon olduğunu vurgulayarak, ''Yarının dünyasında söz sahibi olmak iddiasında olan Türkiye için bugün bilim, teknoloji ve teknolojik inovasyonda yetkinleşmek stratejik bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır'' dedi.
  
İnovasyon yetkinliğinin artmasının, AB üyeliğe hazırlanan Türkiye'nin üyelik sonrasında AB'ye uyumunun kolaylaşması açısından da büyük önem taşıdığına işaret eden Özilhan, ekonomik performans ölçüsü olarak kişi başına düşen gelir düzeyi ve istihdam oranı esas alındığında, AB ölçütlerine yaklaşabilmek için gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha yenilikçi ve üretken olunması gerektiğine dikkat çekti.

Özilhan, bütün dünyanın inovasyon ile yakından ilgilendiğini ifade ederek, bunun en belirgin göstergesinin AB'nin oluşturduğu Lizbon stratejisi olduğunu kaydetti.
  
Lizbon Stratejisi'ndeki bazı başlıkların Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu reformlarla bire bir örtüştüğünü ifade eden Özilhan, ''Bu yüzden AB Lizbon Stratejisi ve Avrupa iş dünyasının bu strateji çerçevesindeki yaklaşımları yakından izlenmeli, AB'nin gelişme stratejilerine uygun, ancak Türkiye'nin şartlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış bir büyüme stratejisi hazırlanmalıdır'' dedi.

Öğretim ve eğitim politikalarının önemine de işaret eden Özilhan, inovasyon ve onu destekleyen bilim ve teknoloji yeteneğinin, merak eden, merak ettiğini hiçbir dogmaya bağlı kalmaksızın sorgulayan, üretmekte ve yeni birşey yaratmakta iddialı bir toplum dokusu gerektirdiğini vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi:

''Bu nedenle çocuklarımıza bu kültürü aşılayabilmek için eğitim ve öğretim sistemimizi Ulusal İnovasyon Sistemi'nin bir parçası olarak yeniden yapılandırmak zorundayız. Eğitim ve öğretim sistemimiz bir yandan böylesi bir kültürü aşılarken, özellikle temel eğitim döneminde çocuklarımıza çağımızın teknolojilerine ilişkin temel bilgi ve yetenekleri kazandırmak zorundadır. Yalnızca genç neslin değil, toplumun bütün katmanlarının inovasyonda yetkinlik kazanmakla ekonomik büyüme ve toplumsal refah arasındaki doğrudan ilişkinin bilincinde olması gerekir. Bu noktadaki bilinçlenme, inovasyona yönelim konusunda toplumsal bir dinamik yaratacaktır. Bu bilinci yaratmak da eğitim sistemimizin misyonudur.''

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı