Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Özilhan: Delik torbaya kimse arpa koymaz

    Hürriyet Haber
    26.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme: 26.01.2002 - 00:01

    Türkiye'nin krizden çıkabilmesi için kamu yönetiminin yeniden yapılandırması gerektiğini belirten TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, ‘‘Yardım, hibe, kredi ya da ekonomik işbirliği. Biçimi ne olursa olsun, hiç kimse dibi delik torbaya arpa koymaz’’ dedi.Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, krizden çıkışın en önemli koşullarından birinin kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması olduğunu vurgulayarak, ‘‘Yardım, hibe, kredi ya da ekonomik işbirliği... Biçimi ne olursa olsun, hiç kimse dibi delik torbaya arpa koymak istememektedir’’ diye konuştu. TÜSİAD'ın 32'inci Genel Kurulu toplantısının açılışında yaptığı konuşmada Türkiye'nin stratejik önemi ve ‘‘model olma’’ özelliklerine değinen Özilhan, bu konuyu bizlerin algılamasıyla ABD'nin yaklaşımı arasında önemli bir fark olduğunu ifade etti. Özilhan, ‘‘Biz, bugünkü halimizle ve hiçbir şey yapmadan bu statüyü hak ettiğimiz sanıyoruz. Oysa, ABD'li yetkililer, Türkiye'nin (model) olabilmesi için sorunlarını aşmış olması gerektiğini vurguluyorlar. Bu yaklaşımı en iyi, Başkan Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'ın Türkiye tanımı açıklıyor, (...zengin, kalkınmış, yolsuzluklardan arınmış, eğitim sorununu çözmüş, ılımlı bir islam ülkesi...)’’ diye konuştu.Özilhan, ikili ilişkilere ekonomi boyutunu katabilmek için de, bölgemizde gerçekten model olabilmek için de öncelikle kendimize çeki düzen vermemiz, krizlerden, sorunlardan arınmış, ekonomik ve siyasal istikrarını sağlamış, sürdürülebilir gelişme çizgisini yakalamış bir ülke olmamız gerektiğini vurguladı. Özilhan, şunları kaydetti:EVİ TOPLAMAZSAK ‘‘İşte ABD gezisinin bir kez daha belirgin hale getirdiği ve Türkiye'de hepimizin benimsemesi gereken bakış açısı budur. Biz insiyatifi ele almazsak, ilişkileri geliştirmek için biz özel gayret sarf etmezsek ve hepsinden önemlisi sorunlarımıza çözüm üreterek evimizin içini düzeltmezsek, hiç kimse bizi baş köşeye buyur etmeyecek, hiç kimse cebimize tek kuruş para koymayacak. Bu bakış açısının, AB ile ilişkilere de taşınmasının çok önemlidir. Bu ilişkide de Türkiye üzerine düşenleri eksiksiz gerçekleştirerek inisiyatifi eline almak zorundadır.’’Krizden çıkışın önemli koşullarından birinin de kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması olduğunu vurgulayan Özilhan, sözlerine şöyle devam etti:‘‘Türkiye'nin rasyonel, verimli ve şeffaf bir kamu idaresine gereksinimi olduğu, iyi yönetişim ilkelerinin kamuda egemen kılınmasının zorunluluğu, artık ikili dış temaslarımızında ana konularından biri haline gelmeye başlamıştır. Yardım, hibe, kredi ya da ekonomik işbirliği. Biçimi ne olursa olsun hiç kimse dibi delik torbaya arpa koymak istememektedir. Ne yazık ki Türkiye'nin kamu yönetimi yalnızca savurganlık, kadro şişkinliği ve irrasyonel örgütlenme açısından değil, yetersiz denetim, başını alıp gitmiş yolsuzluklar ve siyasete kaynak yaratma operasyonları yüzünden de dibi delik bir torbadan farksız hale gelmiştir.’’Bu konuda yürütülen ‘‘etkin devlet eylem planı’’ hazırlıklarını memnuniyetle izlediklerini belirten Özilhan, ‘‘Bizce bu yasa tasarısı kamu reformu için iyi bir başlangıç noktasıdır. Çerçevesi ayrı olmakla birlikte özelleştirmelerin tamamlanmasının bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunun da akıllardan çıkarılmaması gereklidir’’ dedi. Bu arada ihale yasasının onaylanmış olmasını da olumlu bir gelişme olarak nitelendiren Özilhan, yeni dönemde önemli ihalelerin internet ve TV üzerinden canlı olarak yayınlanmasına özen gösterilmesinin, bu alandaki kaygıları gidermede önemli bir adım olacağını söyledi.DOKUNULMAZLIKLAR2002 yılında çözülmesi gereken bir temel sorunun da siyasal sistemin daha demokratik, daha saygın, kendini yenileyebilen ve istikrarlı bir yapıya kavuşturulması olduğuna dikkat çeken Özilhan, ‘‘Bunun birinci ayağı dokunulmazlıkların sınırlandırılması, siyasal partiler yasası ile seçim sisteminin değiştirilmesidir’’ dedi. Koalisyon liderlerinin ‘‘Bu aşamada seçim ihtimalini düşünmek doğru olmaz’’ görüşünde hemfikir olduklarını vurgulayan Özilhan, ‘‘Ama tam bu aşamada seçim henüz ufukta yokken Türkiye'nin acil ihtiyacı ve halkın yüzde 80'inin talebi olan bu değişikliklerin de yapılması gerekir’’ diye konuştu. ‘Mini paket’, Anayasa değişikliğini sıfırlıyorSiyasi reformların önemli bir parçasının Anayasa değişikliklerini uygulama alanına sokacak yasaların hazırlanması olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, şöyle konuştu: ‘‘Hükümet geçen hafta, Anayasa'ya uyum amacıyla, düşünce özgürlüğünü yakından ilgilendiren bir yasa tasarısını Meclis'e gönderdi. Bu (mini paket), ne yazık ki, bazı teknik düzenlemeler bir yana bırakılırsa, öz olarak düşünce özgürlüğünün sınırlarını daha da daraltan, adeta Anayasa değişikliklerinin etkisini sıfırlamaya çalışan bir yapı taşıyor. Bu anlayış, (Daha Demokratik Bir Türkiye) isteyen Türk halkının taleplerini de dünya kamuoyunun beklentilerini de karşılamamaktadır.’’Ben Sezer'den veto beklemiyorumTÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Bankacılık Yasası ile ilgili olarak basın mensuplarının soruları üzerine ‘‘Bankacılık Yasası ilk etapta kamuoyuna iyi anlatılamadı. İyi anlatamadığınız zaman bu konuda tabii ki hemen 'Bankalar kurtarılıyor, hortumcular kurtarılıyor' gibi yorumlar yapıldı’’ dedi. Bankacılık Yasası'nın gereğine inandıklarını kaydeden Özilhan, ‘‘Reel sektörün elinde zincirler var. Bu zincirlerin kırılması için Bankacılık Yasası'nın bu şekilde çıkmasında fayda var. Çıkmadığı takdirde yurtdışına değişik ve yanlış bir mesaj olabilir’’ diye konuştu. Özilhan, IMF'in de hortumculara ve bu sistemin oluşmasına karşı olduğunu söyleyerek, ‘‘IMF de desteklediğine göre hakikaten hortumlama gibi bir şey düşünülmemeli’’ dedi. Özilhan, ‘‘Cumhurbaşkanı belki bazı bazı maddeler üzerinde bilgi alıyordur. Ve daha düşünecektir. Ben veto etmeyeceğine inananıyorum’’ dedi.Herşeyi devletten isteme dönemi bittiTÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, 2002 yılının Türkiye'nin kriz bakış açısından sıyrılarak orta vadeli bir gelişme stratejisi perspektifinden dünyaya bakmaya başlaması için son derece önemli bir yıl olduğunu dile getirdi. Sivil toplum örgütleri ve vatandaşın da değişmek zorunda olduğunu vurgulayan Özilhan, sadece talep etme, herşeyi devletten isteme, oturup ekmeğinin eline verilmesini bekleme devrinin bittiğini dile getirdi. Özilhan, şöyle konuştu: ‘‘Yıllardır büyüyen sorunlarımızı çözmek için her adım atışımızda dış dünya ile her temasımızda bizlerin meselelere çok farklı biçimde çağın ve günün ihtiyaçlarının gerisinde kalmış bir bakış açısıyla yaklaştığımızı görüyoruz. Bu farklı bakış açısı bizi koşar adım ilerlememiz gerekirken, zaman zaman mehter takımı gibi ‘iki ileri bir geri' temposuyla yürümeye sevkediyor. Türkiye'de yıllardır gerekli olan ekonomik, siyasal ve sosyal reformlar ancak yumurta kapıya geldiğinde alelacele topluma mal edemeden, isteksizce ayak sürüyerek devreye sokulmaya çalışılıyor. Bu konularda inisiyatif zamanında ele alınmadığı için ‘IMF sıkıştırıyor' diye şikayet ediliyor. Türk halkının yıllardır karşılanmayan ihtiyaçları ve talepleri ise nedense yok sayılıyor. Bir tarafta gelişme kaydedilirken, diğer tarafta eskiye dönüşün zemini hazırlanıyor. Türkiye'nin bir siyaset devrimine ihtiyacı var. Siyasetçi de, memur, işçi, köylü, esnaf ve özel sektör de değişmek zorunda. Türkiye'yi mehter temposundan kurtarmanın zamanı geldi de geçiyor artık.’’Akçakoca nöbete kaldıGenel Kurul'un basına kapalı olarak gerçekleşen bölümünde ekonominin üst düzey bürokratları, ‘‘TÜSİAD üyelerini 2002 ekonomik programı, bekleyişler ve beklentiler’’ konusunda bilgilendirdi. Bu söyleşiye Hazine Müsteşarı Faik Öztrak ve Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, TÜSİAD'ın davetine uyarken, daha önceden geleceği bildirilen BDDK Başkanı Engin Akçakoca katılamadı. Akçakoca'nın katılamayış nedeni ‘‘yoğun işleri’’ olarak açıklanırken, üyeler arasında ‘‘Bankacılık Yasası Cumhurbaşkanı'nda bekliyor. Olası bir aksiliğe karşı BDDK Başkanı Ankara'dan ayrılamadı, Akçakoca Ankara'da nöbette’’ yorumları yapıldı.TÜSİAD üyelerin ise üzerinde en çok durduğu konu bankalara destek yasası oldu. TÜSİAD üyelerinin, yasaya ilişkin en büyük soru işareti ise ‘‘şeffaflık ve bunun reel sektöre nasıl yansıyacağı’’ konusunda. Aldo Kaslowski, ‘‘Sadece bir fonla bankacılıkta reform olmaz, bir zihniyet değişikliği lazım. Sadece bankalar değil, hepimiz sermaye yitirdik. Ben şimdi bankaya gidip 'benim sermayem kalmadığı zaman' o sağlam olsa da bana kredi verecek mi? Vermez. Bu yasa gerekli ama, önemli olan çıkması değil uygulaması’’ diye konuştu. Serdengeçti'nin vurguladığı bir nokta ekonomik beklentiler konusunda finans sektörünün reel sektörden daha iyimser olduğu oldu. Serdengeçti Merkez Bankası olarak yaptırdıkları anket sonuçlarının bunu ortaya koyduğunu belirtti. Her iki bürokrat da TÜSİAD üyelerine, ‘‘Biz ne söylersek bize inanın’’ mesajı verdi.Dolar yılı 2 milyonun altında kapatırTÜSİAD, Genel Kurul toplantısında, 2002 yılının temel ekonomik göstergel eri ile ilgili tahminlerini de yayınladı. TÜSİAD'a göre dolar yıl sonunda 1 milyon 976 bin 32 lira olacak ve dolar kurundaki reel artış yüzde 11 olarak gerçekleşecek. TÜSİAD'da aidatlar yine dolarla ödenecekTÜSİAD Genel Kurulu'nun en dikkat çeken bölümlerinden biri bütçenin ele alındığı bölüm oldu. Bazı üyelerin 2001 bütçesinin açık vermesini ve aidatların dolarla alınmasına yönelik eleştirilerini Bülent Şenver, kürsüye çıkarak dile getirdi. Şenver, TÜSİAD'ın bilançosunda tahsil edilemeyen 216 milyar lira olduğunu, pasifinde ise 1.1 trilyon liralık banka borcu bulunduğunu söyledi. TÜSİAD aidatlarının dolarla alınmasını da eleştiren Şenver, ‘‘Ülkemizin Türk Lirası'na önem verdiği şu dönemde TÜSİAD da aidatlarını dolarla değil, 'Türkiye'de Türk Lirası geçerlidir, aidatlar Türk Lirası olarak tahsil edilmeli' demeli’’ diye konuştu. TÜSİAD'ın eski başkanlarından Şahap Kocatopçu da Şenver'in önerisinin yerinde olduğunu, ancak dolardan TL'ye geçilmesinin dengeyi bozacağını savunarak, ‘‘Bu öneriyi kabul edelim, ama uygulamasını gelecek yıldan itibaren yapalım’’ önerisinde bulundu. Konuşmaların ardından oylamaya sunulan öneri kabul edilmedi.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı