Özgürlüğe giden yol ‘an’da gizli

Demet Cengiz
23.08.2014 - 11:52 | Son Güncelleme:

TESADÜF diye bir şey var mıdır, yoksa evrende olup biten her şeyin bir anlamı, bir amacı mı var; bilmiyorum. Ancak, tatil dönüşü bunalımımı atmak üzere Cihangir’de buluştuğum arkadaşım Filiz ile otururken, bir adamla tanıştım. Beni ‘an’a kilitleyen bir adam… Tesadüf ettik diyelim. Burada şu parantezi açma ihtiyacı hissediyorum: Tatil sonrası bunalımımın önemli bir kaynağı da tatilde tanıştığım ve hayatını radikal biçimde değiştiren insanlardı. Şehri, havalı işlerini bırakıp daha sade yaşamlara yönelmişlerdi.

Özgürlüğe giden yol ‘an’da gizliCihangir’de tesadüf ettiğim beyefendi ‘Özgürlüğe Giden Yol’ kitabının yazarı Tarkan Küçükaksu’dan başkası değildi. Kitabını tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, anda kalmayı anlatıyor. Söylemesi kolay ama, anda kalmaktan kastettiği sürekli dağılan zihnimizi toparlamak, onu susturmak. Kolay bir şey değil! Bir geçmişe bir geleceğe gidip gelirken, yıllar arasında birkaç saniye içerisinde yolculuk yaparken zihnimizde artan gürültü, öyle kolay bastırılacak bir şey değil çünkü… Kimi zaman kafamızın içindeki gürültüden uyuyamayız. Kimi zaman küçük hafıza kayıpları yaşarız.

Çoğu zaman endişe duyar, kaygılanırız. Geçmişin hesabı, geleceğin planı derken zihnimiz asla susmaz. O konuştukça biz anı kaçırırız. Tarkan Küçükaksu, anda olmamayı “Ütü yapıp evden çıkarız ve ütünün fişini çektik mi çekmedik mi emin olamayız. Çünkü o eylemi yaparken anda değilizdir ve yapıp yapmadığımızı hatırlayamayız” sözleriyle açıklıyor. Buna benzer ne çok küçük hafıza kayıpları yaşıyoruz aslında, değil mi? Musluğu kapadım mı? İlacımı içtim mi? Anda kalmanın bir özgürlük oluğunu söylüyor Küçükaksu. Zihnimizi susturunca özgürleştiğimizi belirtiyor. Peki, bu ne demek? Çok can alıcı bir cevap veriyor, “Hayatında hiç su görmemiş birine denizde olmayı anlatamazsınız. Bu onun gibi bir şey. Zaten kitabımda da bunun nasıl gerçekleşeceğini anlatıyorum.” Pek çok kişisel gelişim kitabının aksine, Özgürlüğe Giden Yol basit bir biçimde anda kalmanın yöntemlerini anlatıyor. Zihinden uyanışı gerçekleştirebileceğimizi söylüyor.

Mutluluk ve sevgiye açız

TARKAN Küçükaksu, 15 yıl önce yaşamdaki mânâ arayışına, kendi arayışına başlamış. Her şeyin anahtarının an olduğunu keşfettiğinde kitabın temeli atılmış. Yıllarca anda kalmak ve zihinden uyanış ile ilgili bireysel olarak ve gruplara yönelik seminerler vermiş. Daha büyük kitlelere ulaşmak için de kitabı yazmış. Seninle dergisine verdiği röportajda şöyle diyor: “Dünyaya baktığınızda mutluluk, sevgi ve huzur için büyük bir hayali açlık yaşanıyor. Ama tüm bu açlık duyulan şeyler aslında sizin özünüzde sınırsız olarak mevcutken ve bunu şahsen görmüşken, nasıl dünyadaki ‘ben’lerle paylaşmazdım. Kendi muhteşemliğini keşfetmek kişinin kendisine kalıyor.”

Geçmişten ve gelecekten nasıl kurtulacağız ve anda kalacağız?

Cevabını Küçükaksu’dan dinleyelim…“Geçmişi aslında isteyerek düşünmüyorsunuz. Eve gidip koltuğa gömüleyim, geçmişi düşünüp pişmanlıkları, acıları, üzüntüleri hatırlayayım, yine acı çekeyim demiyorsunuz. Bu düşünceler size geliyor. Size bu düşünceler geldiğinde onları beslediğinizden artık bu döngünün içine düşmüş oluyorsunuz. Ve şu anda içinde bulunduğunuz anı es geçip, geçmiş ve gelecek arasında mekik dokuyorsunuz. Geçmişi değiştiremezsiniz. Geçmiş sizi tanımlayamaz, her ne olursa olsun sadece geçmişte deneyim yaşadınız. Geçmişe ait düşüncelerin zihinde yer alması, bizim şu anda mevcut anda olmamamıza yol açıyor. Bu tarz düşünceler sadece bedeninizi hasta edebilir. Üzüntü, öfke, endişe, korku, vs. geçmiş ve gelecek ile ilgili oluşan duygu ve düşünceler. Bunlarla mücadele etmek gerekmiyor. Zihnen baktığımızda ortaya bir durum çıktığında hep denizin yüzeyi ile ilgileniriz. Kaynağına bakmadığımızdan bu süreçte hep benzer şekilde biri biter diğeri başlar… Kitapta kaynağı keşfetmenin yollarını, pratikler ile nasıl anda kalabileceğinizi, duygu ve düşüncelerinizi tetikleyen durumlara kadar birçok detay var…”

Zihin tutsaklığı

Kitabı karıştırırken, kim olduğunu keşfetmenin her insanın içsel amacı olduğunu anlıyorum. Gerçek doğamızın muhteşemliğinden koptuğumuz için hep mutluluğu ve huzuru arzuluyoruz. Ama bunu kendimizde, içimizde değil hayali bir dış dünyada arıyoruz. Geçmişteki hataları hatırlayıp, kusursuz geleceği planlarken kendimizden uzaklaşıyoruz. Bir zihin tutsaklığı yaşıyoruz ki mutluluğa da huzura da en çok bu engel oluyor sanırım.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı