Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Özgener devrim yapmalı

FUTBOLUMUZUN gidişinin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu gerçekten bilen yok. Bakıyorsunuz Avrupa’da dökülmüşsünüz, Euro 2008’de yarı final oynamışsınız.

Bir bakıyorsunuz, kolay bir gruptan Dünya Kupası’na katılamamışsınız ama Avrupa Ligi’nde iki takımınız gruplarını birinci bitirmiş.

Lige bakalım.. Yıllar boyu konuşmadık mı, hep Üç Büyükler kopup gidiyor, kolay maç kazanıyorlar diye.. 2-3 sezondur tersine bir gidiş var. Puan olarak şampiyonluk iddiası içinde 6 takım var şu an. Bardağın boş kısmı mali yön. Parasını gününde ödeyen kulüp var mı? Bence yok.

Avrupa’dan az oynuyoruz

Perde arkasında konuştuğumuz kişiler futbolumuzun 2-3 milyar dolara yakın bir borç batağında olduğunu söylüyor. Büyükler’in tehlikesi büyük değil. O yüzden devranın dönmesine izin veriyorlar. Çünkü marka değerleri çok büyük. Televizyon haklarından aslan payını onlar alıyor. Ürün satışı ve kombine konusunda da Anadolu’ya çok büyük fark atmışlar.

Federasyon bu konuda çok ama çok zayıf kalmış durumda.. Federasyon ne yapabilir derseniz? Futboldan konu açıldığında yüzde 90’ınımız hep hangi ligleri örnek veriyor? İngiltere ve İspanya.. Peki organizasyon olarak bu kadar başarılı örnekler önümüzdeyken neden onları örnek almıyoruz? Havuz problemi için örnek aldık, önümüz açıldı.. Üç puan sistemi için örnek aldık, önümüz açıldı.. Şimdi sıra takım ve fikstür planlamasında.

İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa liglerinde 20 takım mücadele ediyor, bizde 18. Onlarda 38 hafta oynanıyor, bizde 34. Onlardaki maç sayısı 380, bizde 306. Yani sezon başına bu liglerden 74 maç az oynuyoruz.

Biz 20 takıma çıksak ne olur? 4 hafta fazla oynarız. Oyuncuların ekstra maç temposu artar. Avrupa kupaları için fizik durumu yükselir. Seyircinin kombineyle izleyeceği maç sayısı artar. En önemlisi futbolumuzu kilitleyen havuzun değeri artar.

Özgener Federasyonu bunu çok kolay yapabilir. Sezon sürerken Ankaraspor küme düşürüldü ve lig allak bullak bir fikstürün içine girdi. Örneğin Fenerbahçe 21 gün maç yapmadı. Futbolcuların özel yaşamlarının ne hale geldiğini hepimiz gördük.

Ekstra play-off olabilir

Bu sezon Ankaraspor dışında 2 takım daha düşecek. Bank Asya Ligi’nden 3 takım gelecek. Bank Asya’dan gelecek takım yeni bir düzenlemeyle 4’e çıkarılıp, Süper Ligi 16’ıncı bitirecek takımla Bank Asya Play Off’unda 5’inci olacak takım arasında ekstra play-off oynanabilir..

Bütün bunların dışında da alternatifler bulunabilir. Özgener bunu yapabilir mi bilemem.. Yaparsa devrim olur. Yapamazsa 1-2 yıl içinde bu devrimi yapacak biri bulunur..

 

Çizgi kamerasI

 

FUTBOL Federasyonu’nun şartnameyi titizlikle hazırladığını ve kaliteli bir yayın ortamı için elinden gelen her şeyi yaptığını duydum. Özellikle çizgi kameralarının konulması çok önemli. Digitürk’ün yayınladığı maçların kalitesi ve anlatımı beğeni topluyor. Son iki yılda ligin son virajında 6-7 maçı aynı anda yayınlayarak teknolojik olarak da alt yapılarının güçlü olduğunu gösterdiler. Tek sıkıntı çizgi kameralarının olmayışıydı bence..

F.Bahçeli Özer’in Ankaragücü maçında çıkardığı topu hatırlayın. Çizgi kamerası olsa çok kolay çözülürdü. Erman Toroğlu, Maraton’da tuvalet kağıdı falan kullanıp olayı anlatmaya çalıştı. Oysa asıl olan açıdır. Anlatılan her durum, yorumcunun gözüyle anlatılır. Biraz açı sapmasıyla bile tam çizgideki bir hakemi yarım metre geride görebilirsiniz. O yüzden federasyon ne yapıp edip özellikle naklen yayınlanan maçlara çizgi kamerasını şart koşmalı..

 

300 milyon dolar eder mi?

OCAK ayının ortasında yeni havuz ihalesi yapılacak. Futbol dünyasında şimdilik en çok konuşulan konu bu. Hangi kuruluşların gireceği, kimin alacağını falan bir kenara bırakalım. Ama Aziz Yıldırım başkanlığındaki Kulüpler Birliği’nin yeni ihaleyi 300 milyon dolara çıkarma isteğinde olduğunu duydum. Hayli iddialı bir rakam. Bunu veren kuruluş çıkar mı, çıkarsa altından kalkar mı hep beraber göreceğiz.

 

Bizim paramız


TRT 3
’teki Meclis konuşmalarını dinlerken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ocak-kasım dönemindeki vergi tahsilat oranının yüzde 85 olduğunu söyledi. Yani Türk işadamı, işçisi, memuru, köylüsünün, vatandaşının vergisine sahip çıkma oranı hayli yüksek. Bu krize karşın herkes vergisini ödemeye çalışıyor. Ödeyemeyenlerin oranı yüzde 15’te kalmış. Peki ya spor kulüpleri? Milyonlarca dolar vergi borçları sürekli olarak affediliyor.. Affeden kim, devlet, maliye? Yani o yüzde 15’lik dilimin içinde ciddi bir oranda kulüpler de olmalı. Yine de bakıyorsunuz bu kulüpler daha yaptıkları transferlerin stopajlarını yatıramamışken, vergisini ödememişken yeni transferler yapılıyor. Çünkü şahısları bağlayıcı hiçbir hüküm yok ki kulüplerle ilgili.. Ne devlet önlem alıyor, ne de federasyon.. Kulüpler Birliği’nin bu konularla ilgili adımlar atmaya çalıştığını duydum. Umarım vergilerin affı kadar zamanında ödenmesi konusunda da duyarlı olunur..

 

Şencan’In bayrağI

 

G.SARAY-G.Birliği ve kupadaki Manisa-Beşiktaş maçlarında çok önemli “iptal” kararları verince herkes yardımcı hakem İsmail Şencan’ı konuşur oldu. Ancak Manisa-Beşiktaş maçında durum biraz farklı olmuş. TRT’den maçı anlatan Erdoğan Arıkan olayı bana şöyle aktardı...

Top ağlara gidince İsmail Şencan ortaya koşmuş, Hüseyin Göçek de golü vermiş. Gol sevinci yaşanırken, Göçek telsizden yardımcısına, “Isaac’e top çarptı. Ofsayt içerde değildi, değil mi?” demiş. Şencan ise “Isaac ofsayttaydaydı hocam ama top çarpmadı” demiş. Göçek net olarak çarpmayı gördüğünden Isaac’in savunmanın gerisinde olduğu bilgisini aldığı için de golü iptal etmiş.. Tamam Şencan’ı övelim ama olayı fark edip yardımcısını uyaran Göçek’i de atlamayalım..

 

Fener daha hIzlI olmalI


İLK
onbirin banko isimleri yokken Altay karşısında alınan net galibiyet Fenerbahçe taraftarını mutlu etti. Özer ve Mehmet’in kazanılması açısından da önemli bir maç oldu. Çünkü yıllardır Fenerbahçe “Alex’e endeksli takım” görüntüsünde. Sheriff ve Altay maçları kazanalırken Alex yoktu. Ayrıca ligin ilk haftasında da kart cezalısı.

Özer, Alex’in yerini doldururken bir tek eksiğini gördüm. Trabzon’da olduğu gibi sol çizgide kaldığı zaman yeteri kadar etkili olamıyor. Mehmet sağda, Özer solda çok hızlı oyuncular değiller. Özellikleri daha çok orta saha yoğunluklu. Ama defansif anlamda Emre-Baroni ikilisi çok iyi oturdu. Eğer Mehmet Topuz biraz savunma yönünü kuvvetlendirirse belki Uğur Boral sol çizgiye monte edilip Baroni’nin yerine Mehmet Topuz veya Özer kaydırılıp değişik bir onbir oluşturulabilir.

Çünkü sevin ya da sevmeyin bu takımın en hızlısı ve en kolay adam geçen ismi Uğur Boral.. Lille’i izleyenler Gervinho’yu görmüşlerdir. Fenerbahçe bu tarz bir forvet aramalı, onu bulana kadar da elinden geldiği kadar hızlı oynamalı.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI