Özel sektöre ‘sukuk’ finansmanı

2012 yılında “sukuk” diye bilinen faizsiz borçlanma aracını daha sık duyacağız.

Haberin Devamı

Bunun işaretini veren kişi uluslararası sermaye ve yatırım danışmanlığı şirketi Mineks’in Başkanı Dr. Bülent Göktuna.

Önce “sukuk” tam olarak nedir?

Göktuna dili döndüğü kadar anlatıyor:

“İslami ilkelere göre faizsiz borç enstrümanı. Son dönemlerde Avrupa ve ABD’de en fazla ilgi çeken finasman anaçlarından biri haline geldi.”

Göktuna, Suudi Arabistan ve Körfez’den ortaklarla birlikte önümüzdeki aylarda 2 milyar dolarlık bir “sukuk finansman” şirketi kuruyor.

“2012 yılının sonuna kadar bu para Türkiye’ye gelir” diyen işadamına göre kurulacak şirket daha çok enerji sektöründe faaliyet gösterecek.

“Enerji şirketlerinden hisse almayı planlıyoruz. Elektrik üretiminde de faaliyet göstereceğiz. Türkiye’de daha önce bazı bankaların uyguladığı bu modeli biz ilk kez özel sektörde, sanayide uygulayacağız” diyor.

Dediğine göre tüm Ortadoğu, Endonezya, Malezya gibi ülkeler “sukuk” modeliyle işlerini tıkır tıkır yürütüyorlar.

BATI’DAN PARA AKIŞI YOK


Peki neden “sukuk finansmanı” gibi Türkiye’de henüz pek yaygın olmayan bir model?

Hafta sonu sohbet imkânı bulduğum Dr. Bülent Göktuna bunun mantığını şöyle izah ediyor:

Bu kriz döneminde Türkiye’ye artık Batı’dan ciddi bir para akışı olmayacak.

Özellikle Amerikalı kredi kuruluşlarının şartlarını ağırlaştırmaları Türkiye’deki projelere “para yok” anlamında diyor.

Arap yatırımcılarının da Avrupa’yı riskli bir yatırım alanı olarak görmeleri Türkiye’nin şansını artırıyor.

Göktuna, “Türkiye’ye para girişi değişik modelleri içermek zorunda. ‘Sukuk’ dediğim gibi yakın çevremizde çok yaygın, dolayısıyla şirketimiz faizsiz kâr payı üzerine kurulu bu modeli uygulayacak” diyor.

Arap sermayesini çekmenin öyle sanıldığı gibi kolay olmadığını da belirten Bülent Göktuna, “Arapların tüm danışmanları son derece profesyonel Batılı şirketler.

Onların yönlendirmeleriyle hareket ederler” diye anlatıyor.

ARAP SERMAYESİ NASIL GELİR?

30 yıldan beri Arap yatırımcılarla birlikte çalışan Göktuna’ya göre, Araplar asla ihaleye girmezler.

Patron seviyesinde ve ancak birebir görüşmelerde ikna olurlar.

Arap sermaye hareketlerini yakından izleyen Mineks’in patronu, 2012 yılı için neler öngörüyor:

“Arap sermayesi Türkiye’de tarımda yoğunlaşacak. Organik tarım, hayvancılık, yaş meyve ve sebze gibi alanlara öncelik verecek. Lojistik sektörüne baktıklarını biliyorum. Bir de Acıbadem örneğinde olduğu gibi sağlık sektöründe Arap yatırımcıları görebiliriz.”

Haberin Devamı

Erbil’de İstanbul Cerrahi Hastanesi kuruyor

Haberin Devamı

ANTALYA’nın ilk golf kulübü National Golf Club’un da patronu olan Göktuna iki ay önce 60 milyon dolara İstanbul Cerrahi Hastanesi’ni satın almıştı.
Kalp, damar cerrahı Prof. Melih Us’un yüzde 20 ortak olduğu İstanbul Cerrahi Hastanesi’nin şubeleri geliyor.

Erbil’de yeni bir hastaneyi devralan Göktuna, Birleşik Arap Emirlikleri ve daha sonra Libya’da İstanbul Cerrahi Hastanesi’ni kurmayı planlıyor.

İstanbul Cerrahi Hastanesi’ni aldıktan sonra 8.5 milyon dolar harcayan işadamı hastanenin kalp damar, göz, nöroloji, kadın-doğumda iddialı olduğunu, “kök hücre” çalışmalarına da başlayacaklarını söylüyor.

Halk yok derse, HES’te kapasite artırmayacak

ZORLU Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur Bursa, enerji yatırımcılarıyla çevreciler arasındaki buzları bir nebze çözebilecek önemli bir adım atıyor.
Zorlu Grubu, Türkiye’nin en muhteşem doğasına sahip, “doğal SİT” alanı İkizdere’de 2008 yılında özelleştirmeden 16 megavatlık bir hidroelektrik santralı almıştı.

İkizdere Vadisi doğal SİT alanı olduğu halde, halkın ve çevrecilerin haklı tepkisini çeken 26 HES projesinin planlandığı bir bölge.

Vadi yöre halkının başvurusu üzerine 2008 yılında doğal SİT alanı ilan edildi.

HES projelerinin halkın açtığı davalar nedeniyle zor ilerlediği İkizdere’de Zorlu Enerji Grubu ne yapacak?

Murat Bursa Sungur, halen çalışmakta olan 16 megavatlık HES’i 78 megavata çıkartmayı planladıklarını söylüyor.

Ancak kapasite artırımı için ilk kez bir yatırımcı kuruluş olarak yöre halkına danışacak.

Bursa, 1991 yılında kurulan Çevre Bakanlığı’nda ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) ve Planlama Genel Müdürü olarak görev yapmış.

ÇED yönetmenliğini hazırlayan ve çıkartan kişi.

DEMOKRATİKLEŞMENİN GÖSTERGESİ


“ÇED Yönetmeliğini çıkartırken Batı’dan örnek aldık. Batı’da çevreyi ilgilendiren bir karar aldığında halkın katılımı olmazsa olmaz koşul” diye anlatıyor.

Yani “halka danışmak” meselesi ÇED Yönetmeliği’nde var.

Ama uygulanıyor mu derseniz, o ayrı mesele.

Bursa, İkizdere’de “halkın katılımı sürecinde yönetmeliğin ruhuna uyduğum gibi bu katılım sürecini zenginleştireceğim” diyor.

“Yatırım sürecinde neye dikkat etmemiz gerektiğini halkla konuşacağız. Bizim bildiğimiz teknik ve bilimsel nedenlerin dışında yörenin bölgeye atfettiği değerleri
öğrenmek istiyoruz” diye ilave ediyor.

Belki ilk kez yöre halkı bir yatırım karar sürecine katılacak.

Bursa, “Zorlu Grubu için önemli bir deneyim olacak. Ancak en önemlisi bir ‘demokratikleşme’ girişimi olarak memlekete faydalı olacağına inanıyorum” diyor.

Peki yöre halkı, “HES’te kapasite artırımı istemiyoruz” derse ne olacak?

“Yapmayacağız. Halkın iradesine karşı gelmeyeceğiz” diyor Bursa.

Karadeniz halkının HES’lere tepkisi “Çok yanlışlar yapıldı. Haklı bir reaksiyon” diye tanımlıyor.

Zorlu Enerji Grubu’nun “halkı karar sürecine” dahil etmesi gerçekten halkı ezip geçen kararların ülkesi olan Türkiye için önemli bir örnek teşkil edecek.

Yakından izleyeceğiz.

Haberin Devamı

Taksim’de olmak varmış

TAKSİM’de pazar günü “Taksim Hepimizindir” diyenlerin gösterisi vardı.

Doğma büyüme bir Taksimli olarak asla kaçırmayacağım gösteriye Antalya gezisi nedeniyle katılamadım.

Yetkililer gösteriye katılanların söylediklerine bir kulak verseler...

“Taksim’de telafisi imkansız bir yanlışlık yapılmak üzere. Sonra tartışmak çok geç olacak. Lütfen bizi dinleyin. Niyetimiz bağcıyı dövmek değil. Taksim hepimizin. Taksim’i hep birlikte kazanalım.”

Zorlu Enerji Grubu örneğinde olduğu gibi özel sektör eğer karar sürecine halkı katıyorsa, kamu da bunu yapmalı.

Yarın çok geç olmadan, alternatif projeleri masaya yatırmalı.

Yazarın Tüm Yazıları