Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Özal'ın vizyonsuzluğu

Geçtiğimiz haftaki yazımda ‘‘Vizyon sahibi olmak kavramı, hatırlayacağınız gibi Türkiye gündemine Turgut Özal'la giren bir kavram. İleriyi görmek, olacakları sezmek, iyi koku almak anlamlarına geliyor. Turgut Özal vizyon sahibi miydi, değil miydi tartışılır. Ancak telekomünikasyon ve bilgisayar konusunda vizyon sahibi olmadığını kimse söyleyemez’’, demiştim.Vizyon konusuna girmemin nedeni, Microsoft'un Başkan Yardımcısı Steve Ballmer'la gerçekleştirdiğim ve pazartesi günü Hürriyet'te yayınlanan söyleşide, Ballmer'ın verdiği bir cevaptı (http://www.hurriyet.com.tr/hur/turk/98/04/20/dizi.htm).Ballmer'a göre Microsoft'a IBM karşısında başarının yolunu açan üç anahtar, gelişmekte olan ülkelerce de kullanılabilirdi. Microsoft'un sırrı vizyon sahibi olması, iyi fikirleri ödüllendirip zekanın yolunu açması ve çok çalışmasıydı. Kişi, şirket ya da devletler de dev rakipleri karşısında başarılı olabilmek için bu üç anahtarı rahatlıkla kullanabilirlerdi.Formülün doğruluğunu anlamak için tarihe bakmak yeterli. Tarih bu tip denge değişmlerinin sayısız örneğiyle dolu. Hantallaşan şirketler karşısında bu üç anahtarı kullanarak devleşen sayısız şirket var. Her denge değişiminin birinci sırrı ileriyi görmek, geleceğin değişen koşullarının sağlayacağı avantajlara hazır olmak. Ki bu konumlarından memnun, günün koşullarından mesut, hantallaşan devletlerin, şirketlerin görmekte zorlandığı bir konu. İkinci sır zekayı, parlak fikirleri ödüllendirmek, zekanın büyüyüp, serpileceği bir ortam sağlamak. Ki bu da hantallaşan devletlerin, şirketlerin kilit pozisyonlarına yerleşip, kök salan statükocu yöneticilerin arzu etmeyecekleri bir durum. Üçüncü sır çok çalışmak. Ki bu da rehavete kapılmış dev devlet ve şirketlerin uzağında bir eylem.Turgut Özal vizyon sahibi miydi, değil miydi? Evet dünyanın dengesini değiştirecek bir gücü: telekomünikasyon ve bilgisayar teknolojilerinin gücünü görmekte kesinlikle vizyon sahibiydi. Ama bu gücün kullanılabilmesi için yapılması gerekenler konusunda tam bir dar kafalıydı.Vizyon sahibi olsaydı, çalışkanlığa bu kadar muhtaç olunduğu bir dönemde kolay yönden köşe dönmeciliği bu kadar pompalar mıydı? Vizyon sahibi olsaydı parlak fikirlerin, zekanın ödüllendirilmesi, zekanın serpilip büyüyebilmesi için gerekli olan ortamın yaratılması gereken bir dönemde, ithal ettiği parlak zekaları, zekalarını köşe dönmekten başka bir şey için kullanamayacakları bir ortama sokar mıydı?Turgut Özal vizyon sahibi, mizyon sahibi filan değildi. Bilakis Türkiye'nin önünde öylesine derin bir hendek kazdı ki, dengelerin altüst olmasına az bir zaman kala Türkiye hala bocalayıp duruyor. Kolay yoldan köşe dönmeci, zekayı kurnazlık sanan zihniyet Türkiye'nin önünü kesmeye devam ediyor. EHS ve NAL'lılara not: Bizim küçük İngiliz Lisesi ya da şimdiki adıyla Nişantaşı Anadolu Lisesi'nden bayağı okurum varmış. Geçtiğimiz haftaki yazımdan sonra birçok e-posta mesajı aldım. EHS ve NAL'lılar resmi bir İnternet sitesine kavuşmak için, hazırlık olarak http://abone.turk.net/toyav/nal.htm adresine uğrayıp, kısa bir not bırakmayı ihmal etmeyin.yurtsan@hurriyet.com.tr
X