Özal anıtı

Hürriyet Haber
21.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Ben rahmetli Turgut Özal'ı tanıdığımda, bir gün mezarının üzerine anıt yapılacağını asla ve asla düşünemezdim; ama yapıldı.

Anıtın açılış törenini televizyonda izledim. Mesut Yılmaz'ın konuşmasını da kelimesi kelimesine hatmettim.

Anıtmezarlar, ülkeleri için gerçekten çok önemli işler yapmış dehaların kabirleri üzerine yapılırlar. Bence Özal da Türkiye'nin yetiştirdiği çağdaş bir dehaydı.

Ve bence Mustafa Kemal Atatürk'ü içimizde en iyi anlayan da Özal'dı. ‘‘Çağdaş uygarlık’’ deyiminin ne anlama geldiğini en iyi Özal biliyordu.

Batıcılığın ne anlama geldiğini en iyi o biliyordu.

Ve Türkiye'nin müthiş potansiyelini en iyi o biliyordu.

Ben de onu ilk tanıdığım anda, içindeki müthiş potansiyelin farkına varmayı başarmıştım.

* * *

Sanırım seksen senesi şubat ayıydı. Yirmi Dört Ocak kararları üzerinden henüz bir ayı aşkın zaman geçmişti. Özal başbakanlık müsteşarıydı.

O zaman parlamento muhabiriydim ve onu parlamentoda tek başına yürürken gördüm.

Bir grup gazeteci yanına gittik ve onu gerçekten fena sıkıştırdık. Ne var ki, bizim sorularımızla bizi alt etti. Gözleri fıldır fıldır oynayan zeki bir adamdı.

Eski bir ceket, buruşuk bir pantolon giymişti. İp haline gelmiş bir kravat takmıştı ve kemeri de sıkılmaktan kopmak üzereydi.

Saçları kıvır kıvır geriye taranmıştı. Bizi oldukça şaşırtan cevaplarının şokundan kurtulmamıza izin vermeden çekip gitmişti.

Sonradan aynı adam, en iyi markalardan giyindi, en klas kravatları taktı. Saçlarını yandan ayırdı ve fön çektirmeye başladı.

* * *

Bir gazeteci olarak yıllar yılı onu izledim. Ancak çok da eleştirdim. Özellikle ekonomiyi serbest bırakırken demokratik atak yapmayışını içime sindiremedim.

Ama o bir yandan Türkiye'yi dışa açıyor, öte yandan sınırların kalkacağı bir dünyada öncülüğü kapmaya çalışıyordu. Çağdaş bir imparatorluk amaçlıyordu. Bunun da nerede ise kıyısına gelmişti.

En büyük ataklarını Cumhurbaşkanı iken, ‘‘İkinci değişim programı’’ ile yaptı. Ama hemen her atağı keskin ve katı paradlarla karşılandı.

Karşısındaki en büyük duvar, 17 Nisan'da Anıtmezar'ın açılışında Özal'ı göklere çıkaran Mesut Yılmaz'dı.

Konuşmasını dinlerken hayretler içine kaldığımı itiraf ederim.

Yılmaz ilk kez bu kadar doğru sözler söylüyordu.

* * *

O, Türkiye'nin ufuklarını dünyaya açan bir çağdaş deha olarak toplumu tümüyle barıştırmak ve ideolojisiz bir devlet yaratmak istemişti.

Bu yüzden sağlığında onu didik didik ettiler; bu yüzden ölüsünü bile rahat bırakmıyorlar. Onun açtığı yolu tıkamak, geri çevirmek istiyorlar.

Ama başaramayacaklarını biliyorlar.

İşte bunun için çılgınca sinirleniyorlar.

Keskin sirke küpüne zarardır.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı