"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Oyumu sizin partiye verirsem elektrik beni çarpmaz mı

MALATYA Eğitim Vakfı (MEV), Başkan Şaban Taçyıldız’ın öncülüğünde bu yılki Kayısı Fuarı ve Festivali’ne denk getirip, 100 kadar işadamı, bürokrat, öğretim üyesiyle yine "memleket hasreti" giderdi...

Necmettin Bitlis’ten Tevfik Temelli’ye, Prof. Mesut Parlak’tan Nevzat Zapçı’dan Hidayet Nalçacı’ya Ali Bozatlı’dan Ali Akbulut’tan Mahmut Çalık’a Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’dan Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er’e bir çok isim 2.5 gün boyunca bol bol Malatya’yı, kentin geleceğini konuştu, anıları tazeledi.

Malatya Valisi Halil İbrahim Daşöz ile Belediye Başkanı Cemal Akın, Malatya CHP Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, AKP adayları Mücahit Fındıklı ve Öznur Çalık, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanvekili Hasan Hüseyin Erkoç ile Necdet Narin, ekibi yalnız bırakmadı.

Malatya’da dinlediğim eski seçim anılarından biri ilgimi çekti, sizlerle de paylaşayım.

Turgut Özal’lı Anavatan Partisi’nin (ANAP) ikinci seçim döneminde Malatya Milletvekilleri Galip Demirel, Metin Emiroğlu ve Yusuf Bozkurt Özal, yanında bazı işadamlarıyla seçim turu yaparken, bir köye uğrayıp, köyün önde gelen isiminin evine konuk oldu.

Ev sahibi karşısında ANAP ekibini görünce, "Sizden önce Süleyman Demirel’in adamları buraya uğradı. Onlara söylediklerimi size de söyleyeyim" diye söze girdi: "Köyümüz Turgut Özal sayesinde elektriğe kavuştu. Köye elektrik gelmeden önce ben dünyayı Malatya ve Sivas’tan ibaret bilirdim."

Malatyalı ev sahibi askerliğini Sivas’ta yapmış, bir gece kara trenle yola koyulup, asker ocağına girmiş, bitiminde de yine geceyarısı Malatya’nın, köyünün yolunu tutmuştu: "Köye elektrik gelince, oğlum bir televizyon aldı. Televizyonu bir açtılarki, oy baboooo... İstanbul’da, İzmir’de kadınlar ’çıplak çıplak’ (mayo giymeyi çıplaklık olarak görüyor) denize giriyor. Bir televizyona, bir kendime baktım... Televizyondaki kadınlar güzel, bende yaş 70, iş bitmiş."

Ev sahibi duvardaki elektrik düğmesini gösterdi: "Şu düğmeye basınca, tavandaki lamba yanıyor, gecemizi aydınlatıyor. Karanlıktan kurtuluyoruz."

Ev sahibi, elektrikten yola çıkarak, "Süleyman Demirel’in adamları" dediği ekibe verdiği mesaja döndü: "Onlara ’Şu duvardaki düğmeye basınca, tavandaki lamba yanıyor. Eğer oyumu Özal’dan başkasına verirsem, köylüye de bunu yaptırırsam, o düğmeye bastığımda elektrik beni çarpmaz mı’ dedim. Fazla oyalanmadan kalkıp gittiler."

Köylünün anlattıkları, ANAP ekibinin çok hoşuna gitti... Özel olarak propaganda yapmalarına gerek kalmamıştı. O köydeki oylar artık "çantada keklik" sayılırdı...

Ekonomide "devrim" sayılabilecek değişikliklere imza atan, telefonu köylere kadar ulaştıran, elektrik kullanımını yaygınlaştıran ANAP’ın oyları "iktidar törpüsü"yle erimiş, 1983’e oranla daha düşük oyla (yüzde 45.14’ten 36.31’e indi) iktidarı yakalayabilmişti...

Malatya’da bu anıyı dinleyince, AKP’nin "vatandaşı mutlu ettiğini" düşündüğü icraatlarını anlattığı afişlerine yeniden bakıp düşündüm:

Vatandaşı ’mutlu ettiği’ düşünülen icraatların sandığa yansıması aynı oranda olabilir mi?

23 Temmuz sabahı, sorunun yanıtını birlikte alacağız...

27 bin kişiyi gömdü adı ’Azrail’e çıktı

YEŞİLYURT Belediye Başkanı Mehmet Kavuk’un kahvaltı davetinde Polisan’ın patronu Necmettin Bitlis ile aynı kuşaktan Malatya’nın önde gelen isimlerinden Hadi Çekirdek, Atatürk’ün Malatya’ya gidişinden, İsmet İnönü’yle geçen özel anlara kadar birçok konuyu konuştu.

Söz Hadi Çekirdek’in bir başka özelliğine geldi. 80 yaşında olan Hadi Çekirdek, 1954’ten itibaren Malatya’daki cenazelerin aranan ismi olmuş. "Cenazeyi mezara yerleştirmek" denince, akla hep Hadi Çekirdek’in adı gelmiş...

İsmet İnönü ile Turgut Özal’ı da ebedi istirahatgahlarına yerleştirenlerin başında Hadi Çekirdek yer almış...

Sohbeti dinleyenlerden biri sordu: "Hadi Amca, bugüne kadar kaç kişinin cenazesinde bulundun."

Çekirdek, sakince yanıtladı: "Tam 27 bin kişiyi gömdüm."

Hadi Çekirdek’in bu özelliği, arkadaş çevresinde adını "Azrail"e çıkarmış. Hastayken onu karşısında gören, "Aman benden uzak dur" dermiş: "Sene 1964’tü. Yakın bir arkadaşım hastalanmış, evde yatıyordu. Kalktım ziyaretine gittim. Kapıyı açan kızı karşısında beni görünce dönüp içeriye ’Baba, azrail geldi’ diye seslendi."

Dile kolay, 27 bin cenaze... Hepsinde de Hadi Çekirdek mezara indiren rolünde... Kim bilir her canezede neler hissetti?

Anılarını yazarsa, belki öğrenme fırsatı yakalarız...
X