Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oynak politikanın önlenemez imkânsızlığı

BU köşede defalarca yazdım. a) Bir merkeze çıpalanmamış, b) komşularla sıfır sorun hedefleyen, oynak dış politika izlemeye kalkarsanız:

1) Bir merkeze çıpalanmadığınız için hedefsiz kalırsınız. Hedefsizlik ilkesizlik demektir. İlkesizlik bir ülkeyi de kimliksiz bırakabilir. Bu durum da o ülkeyi diğerlerinin şüpheyle karşılamasına, dolayısı ile güvenilir bulmamasına neden olur.

2) Komşularla sıfır sorun hedefi ise herkese mavi boncuk dağıtma esasına dayanan bir hayaldir. Siz (A) ve (B) ülkeleri ile aynı anda sıfır sorun hedefleyebilirsiniz ama (A) ve (B) ülkelerinin kendi aralarındaki husumet iki hedefi birden tutturmanıza engel olabilir. Üstelik, çok zor durumda da kalabilirsiniz.

* * *

Örneğin, Türkiye Sudan’ı (A-ülkesi) hoş tutmayı hedefleyebilir. Aynı Türkiye Batı (B-ülkesi) ile de iyi geçinmek için elinden geleni yapabilir. Ama, Batı’nın Sudan yönetimine duyduğu husumet Türkiye’yi iki arada bir derede bırakmaya adaydır. Üstelik, Türkiye hem Sudan’ı, hem de onu davet eden İSEDAK’ı kırmak ve konu ne kadar diplomasi dilinde nakledilirse edilsin eninde sonunda terslemek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin Sudan üzerinden yürütmeye çalıştığı Afrika politikası büyük bir darbe yemiştir.

Şimdi kapalı kapılar ardında Türkiye İSEDAK üyesi ülkelere Batı’nın karşısında neden boy eğdiğini anlatmak zorundadır.

Ayrıca, Türkiye Batı indinde bir kez daha ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeyen ülke durumuna düşmüş, gerek Cumhurbaşkanı, gerekse Başbakan konu ile ilgili olarak söyledikleri üzerine birer bardak su içmek zorunda kalmıştır.

* * *

1) Birkaç sene önce Türkiye Hamas lideri Halid Meşal’i Ankara’ya davet etmişti. ABD ve Avrupa bu davete büyük tepki koyunca Ankara önce efelenmiş, sonra da Başbakan’ı başkentte kaçıracak yer bulamamıştı. Sonunda Başbakan Meşal ile görüş(e)medi, Ankara’nın “Biz terörden vazgeçirmek için Hamas’la temasa geçtik” lafı da hoş bir seda olarak havada asılı kalmamış mıydı?

2) El Beşir’in ziyaretine Batı tepki verince bu ülkenin Cumhurbaşkanı “Onlar ne karışırmış ki. Kim kime nota veriyormuş” diye efelendi.

Ama “nota” netice verdi, Türkiye çark etti. Acaba lafını yiyen bir Cumhurbaşkanı ne hisseder?

* * *

3) Başbakan Sudan’da “soykırım” olmadığını gözleri ile gördüğünü beyan etti. Ardından da “Müslüman soykırım yapmaz” dedi. Başbakan’a Sudan ile ilgili uluslararası iddianın “soykırım” değil, “katliam” olduğunu neden kimse söylemedi, anlamak çok zor ama daha beteri bir dini diğerlerinden ayırıp, onun inanırlarını topyekûn aklayan bir anlayış Batı’ya “Türkiye’nin eksen değiştirmediğini” nasıl anlatacak?

“Yahudiler katliam yapar ama Müslümanlar yapmaz!”

4) Türkiye ısrarla El Beşir’e sahip çıkılmazsa Sudan’ın parçalanacağını söylüyordu. Şimdi Sudan parçalanacak mı? Parçalanırsa vebal bu Hükümet’te mi olacak?

5) İSEDAK ülkeleri ve önemle Afrika’daki MüslümanlarEl Beşir’in Türkiye’yi ziyaretten yoğun işleri nedeni ile vazgeçmesini” yediler mi, yoksa Türkiye’nin pekâlâ “adamı orta yerde bırakabileceğini” mi düşünüyorlar?

* * *

Rahmetli dedemin bir sözü vardı: “Yutamayacağın ayvayı ısırma!”

Çoğu kez çifte standart ayvayı yemek ile sonuçlanır!

 

X