Gündem Haberleri

    Öyle demek istemedi

    Sefa KAPLAN
    18.04.2004 - 01:29 | Son Güncelleme:

    Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Karlığa, Fethullah Gülen’in görüşleriyle ilgili olarak sorularımızı cevaplandırdı.

    Zaman’da Nuriye Akman’ın yaptığı Fethullah Gülen dizisini okudunuz mu?

    Evet, okudum.

    Genel olarak nasıl buldunuz Fethullah Gülen’in söylediklerini?

    Genel olarak gerçekçi buldum. Türkiye ve dünya gerçeklerini yansıtan bir tarafı vardı ve meselelere ılımlı ve sağduyulu yaklaşıyor. Zaten Gülen’in görüşlerindeki o ılımlı hava, on yıldır Türkiye’nin hemen her konusunda kendisini göstermektedir. Yapılan söyleşide de aynı atmosferi bulmak mümkün. Tespitleri son derece gerçekçi. Meselelere iyi niyetle çözüm getirmeye çalıştığı anlaşılıyor. Dini noktadan baktığımızda herhangi bir grup, cemaat veya klik anlayışının ötesinde, global anlamda Müslüman dünyasını ilgilendiren sağlam tespitler olduğunu görüyoruz.

    İSLAM DÜNYASI YOK

    Size en çarpıcı gelen tespitler nelerdi?

    Bana en çarpıcı gelen demeyeyim, çünkü ben Fethullah Gülen’in fikirlerini zaten biliyorum. Benim için çok yeni şeyler söylüyor değil ama Türkiye için yeni şeyler söylüyor. Çok örtüştüğümüz bazı noktalar oldu. Mesela, ‘İslam dünyası diye bir dünya yoktur’ diyor. Ben bunu üç sene önce bir gazetede, ‘İslam dünyası diye bir dünya var mı’ diye yazmıştım. Doğru, İslam dünyası diye bir dünya yok. Olsaydı, Irak olaylarında, 11 Eylül’de, Afganistan’da sesi çıkardı. Bu kanaatimizin örtüşmesi, benim için ilginçti.

    AMA’SI DA VAR

    Fethullah Gülen, terör konusunda oldukça ilginç şeyler söylüyor ve ‘İslamcı terörist olabilir ama İslami terör olmaz, İslam’da canlı bomba yoktur’ diyor. Bu konuda Müslümanların kafası bu kadar karışık mı ki Gülen meseleyi netleştirmek istiyor?

    Karışık değil ama konjonktür karıştırıyor kafaları. Hiçbir Müslüman, terörizmin İslam’a uygun olacağını söylemez, söyleyemez. Ancak, ‘ama...’ diye de bir ihtiyat kaydı koyar. O ‘Ama...’dan sonra eklenen cümleler, zaman zaman haklılık payı olan cümlelerdir. Filistin’deki terör olayına objektif bakamıyorsunuz. Çünkü, terörü uygulayan kadar, teröre vesile olan da aynı konumda. Bir tarafın haksızlığını vurguladığınız zaman, diğer tarafı haklı görüyormuş gibi bir konuma düşüyorsunuz. Dolayısıyla, Gülen’in tespiti son derece önemli. O tespitte vurgulanan başka bir şey daha var: Müslümanlar, bu tür olaylar karşısında konjonktür gereği biraz pasif kalıyorlar. Fazla seslerini çıkarmıyorlar, çıkarmadıkları için de bu kabul olarak algılanıyor. Halbuki, bütün bu olaylara İslami ilkelerin ışığında karşı çıkmak lazımdır. Müslüman’ın, prensip bazında yanlış olan her şeye karşı çıkması gerekir. Nitekim, Taliban Afganistan’da Buda heykellerini yıktığı zaman, birtakım dindar insanlar, ‘Bunlar heykeldir, yıkılabilir’ gibi bir anlayış sergilediler. Bu yanlıştır. Oradaki yanlışa evet demek, bütün yanlışları kabullenmek anlamına gelir.

    Fakat bir kez ‘ama...’ diye başlarsak bunun sonu gelir mi?

    Doğru, gelmez. Zaten bu nedenle, kesinlikle prensipten taviz vermemek lazım. Nerede, nasıl ve ne şekilde olursa olsun teröre karşı çıkmak gerekir. Prensiplerden taviz verip ‘ama...’ları sıralamaya başladığınız zaman sonu gelmez.

    İFADE PROBLEMİ

    Asıl tartışma yaratan konu, Fethullah Gülen’in ateistlerle ilgili olarak söylediği sözlerdi. ‘Demek ki insan öldüren, káfirin maruz kalacağı aynı şeye maruz kalıyor’ dedikten sonra şöyle devam ediyordu: ‘Yani ateist, Allah’ı, peygamberi kabul etmeyen insan ne ise, insan öldüren de onunla eşdeğerdir.’ Bu sözler, ateistle teröristin aynı kefeye konulması olarak yorumlandı. Siz ne diyorsunuz?

    Bu sözlerde bir ifade problemi var. Buradaki kasıt, o değildir. İslam devleti, genellikle küfre karşı savaş ilan edebilir. Küfür de şirk yani tanrıtanımazlıktır. Gülen’in ortaya koymaya çalıştığı ilke budur. Ama bu ilkeyi bugünkü şartlarda iyi değerlendirmek lazım. Çünkü bir insanın ateist diye kanını mübah görmek mümkün değildir. Ancak, Gülen’in sözlerini böyle yorumlamak da doğru değildir.

    Abant Platformu’nda ateistlere büyük saygı gösterildi

    Terörist ile ateisti aynı kefeye koymak mümkün mü?

    Değil elbette ve zaten böyle bir anlam çıkarmak da zor. Sadece eski bir hukuk kaidesinden söz ediliyor. Aksine, Fethullah Gülen’in tavırları, bütünüyle bu tür yorumları reddeden bir özellik gösterir. Burada, Gülen’e karşı bir önyargıdan hareket edildiğini düşünüyorum ben. Bırakın ateistlere karşı cihat ilan etmeyi, tam tersine, ateistleri de, dindarları da aynı kefede toplayarak bir diyalog ortamı oluşturmaya çalışmaktadır. Abant platformuna katılan pek çok ateist arkadaşımız vardır. Onlara hiçbir zaman ters bir şey söylenmemiş, aksine hepsinin fikrine büyük saygı gösterilmiştir.

    Ama yanlış yorumlanmaya müsait olduğunu kabul ediyorsunuz siz de...

    Maalesef ifadenin daha geniş yorum gerektiren bir tarafı var. Ben ilk okuduğum zaman, bu ifadenin sorun çıkartacağını düşünmüştüm zaten.

    Cihadı kullanıyorlar

    Bir de cihat meselesi var. Gülen, kişilerin veya grupların cihat ilan etme hakkı olmadığını söylüyor. Katılıyor musunuz siz bu görüşe?

    Cihat ve hatta harp ilan etme hastalığı, genellikle kişi veya grupların kendilerini meşrulaştırmak için kullandıkları bir yöntem. Yoksa, İslam’da fertlerin cihat ilan etme hakkı yoktur. Gülen’in de altını çizdiği gibi, ancak düzenli ordular veya devletler cihat ilan edebilir. Cihat ilan edildiği zaman da, karşılıklı savaş hali olmak durumundadır. Karşılıklı savaş hali yok, karşı taraf sizin gücünüzü bilmiyor ve siz İslam adına savaştığınızı söyleyip sivilleri öldürüyorsunuz. İslam’a göre, savaşta sivillerin öldürülmemesine itina gösterilir. Yaşlılar, kadınlar, çocuklar, din adamları öldürülmez. Siz bugün kalkıp, ‘Ben cihat ilan ettim, gelin benimle birlikte savaşın’ diyorsunuz Bin Ladin’in yaptığı gibi. Bunun İslam’la bağdaşan hiçbir tarafı yoktur. Sırf kendilerini meşru göstermek için buldukları bir yöntemdir.

    Duygusal olarak ateizm yapılıyor

    Kuran’da ateistlerle ilgili ne gibi hükümler var?

    İslam’ın temel anlayışı, Allah’ın varlığı ve birliğine dayanır. Birliği konusunda değişik spekülasyonlar olsa da, varlığını kabul ettikten sonra, gerisi üzerinde fazla durmaz İslam. Hatta, Allah’ın varlığından da öte, Hz. Peygamber’i kabul etmeyenlere bile hoşgörülü davranır. Nitekim bir hadiste, ‘Allah’tan başka ilah yoktur diyenler cennete girecektir’ denilir. Bu hadisten dolayı İslam bilginleri Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul ederler. Halbuki, Kuran tanrıtanımazlığa karşı derin bir hassasiyet göstermektedir. Ancak bu hassasiyet onların canına, malına kıyma noktasında değildir. Her çağ, dini metinleri kendisine göre yorumlama yetkisine ve imkánına sahiptir. Dolayısıyla, günümüzde ateistlere karşı olumsuz bir tutum takınılması söz konusu bile olamaz. Kaldı ki, ben ateistim diyen insanların, Kuran’da söylenen tarzda ateist oldukları kanaatinde değilim.

    ATEİST OLMAK DA İNANMAK DA ÇOK ZOR

    Nasıl yani?

    Çünkü ateizm, son merhalede karşıt delilleri ortaya koyarak herhangi bir yaratıcının varlığını kabul etmemeyi gerektirir. Halbuki benim tanıdığım pek çok ateist, ateizmden çok agnostisizme yakındır. Bir yaratıcı fikrine eğilimlidirler ama bunun bilinemeyeceğini söylemektedirler. Bu nedenle, dinlerin tanrı anlayışlarını eleştirel bir tavırla ele alırlar. Dolayısıyla, ben hem ateist olmanın, hem de gerçek anlamda inanmanın çok zor olduğu kanaatindeyim. Çünkü insanın ateist olmak için, inanmanın bütün merhalelerini bilmesi ve bunun böyle olmaması gerektiğini ortaya koyması gerekir. Yoksa duygusal olarak ateizm yapılıyor demektir. Nietzsche’nin ateizminde söz gelişi, sağlam bir Allah inancı vardır. Bunun için İkbal, Nietzsche’yi çok yüksek makamlarda gösterir kitabında.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı