Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öyle...

HABER kanalında izliyorum.

Muhabir, vatandaşa soruyor...

- Cumhurbaşkanı’nı kim seçmeli?

- Meclis seçmeli.

- Referanduma katılacak mısınız?

- Evet.

- Ne oy vereceksiniz?

- Evet vereceğim.


Bana göre, hadiseyi kavramak için, anayasa profesörlerinin katılımıyla uzuuun uzun programlar yapmanın manası yok...

Seyret bu diyaloğu, hadise ortada.

*

Zaten, "evet" oylarının rengi, bu nedenle "beyaz" sanırım... Vatandaş beyaz boş káğıda imzasını atıyor, sen sonra nasıl istersen öyle doldur. Razı.

*

Bir başkasına soruyorlar...

- Neleri oyluyoruz?

- Bilmiyorum.

- Ne oy vereceksiniz?

- Evet vereceğim.

- Niye?

- Öyle...


Bundan sonra öyle çünkü.

*

Bundan sonra öyle de...

1995 genel seçimine bakıyoruz:

Resmi seçmen sayısı 34 milyon.

1999 genel seçimi: 37.5 milyon.

2002 genel seçimi: 41.3 milyon.

2004 belediye seçimi: 43.5 milyon.

2007 genel seçimi: 42.5 milyon!

21 Ekim referandumu: 42.6 milyon!

Bu nasıl "öyle?"

*

95’ten beri her seçimde 3.5 milyon civarında artan seçmen sayısı... 2002’den 2004’e kadar, sadece 2 senede, 2.2 milyon artan seçmen sayısı... 2007’de nasıl "öyle" oldu da, "eksi"ye düşüverdi?

Nasıl "öyle" oldu da, aradan 3 sene geçmesine rağmen, hálá 2004’teki kadar seçmenimiz yok?

*

Soruyorum ama, aslında fazla takılmamak lazım böyle şeylere... İşsiz sayısının arttığı bir ülkede, işsizlik azalıyorsa... Elbette, nüfus artarken, seçmen sayısı da "öyle" azabilir pekálá.

Cümleten hayırlı referandumlar.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI