Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öyle 24 Ocak ki hayali cihan değer

EVDE soğuktan tir tir titriyor Semra Özal ve Turgut Özal.

Kaloriferler yanmıyor, çünkü ülkede petrol yok. Yağ yok, ampul yok, pek çok şey yok, tuvalet kağıdı bile yok. Türkiye “yoklar ülkesi”.
Hazine Genel Müdürü Tevfik Altınok Özal’ların evinde mutfakta paltoyla oturuyor, hep birlikte havagazı ile ısınmaya çalışıyorlar, Özal soruyor:
“Doları 55 liraya göre hesapladın mı?”
Evet, onun hesabı var.
“Ya 60 liraya, 70 liraya göre hesap yaptın mı?”
Tevfik Altınok şaşkınlık içinde, ne, dolar 70 lira mı olacak? O sırada dolar 47 lira, yüzde yetmiş devalüasyonla 70 lira olursa, kamu ürünlerine ne kadar zam yapmak gerekecek, onun hesabı. Oysa, IMF’ye göre 60 lira yeterli.
Türkiye tarihinin en büyük kapitalist dönüşümüne imza atmak üzere. 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte.
Önceki gün İzmir Urla’da Darüşşafaka Tesislerinde Darüşşafaka Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım’ın davetiyle 24 Ocak 1980 kararlarında rol almış bazı teknisyenler bir araya geliyor. Yıldırım Aktürk, Zekeriya Yıldırım, Tevfik Altınok, Gazi Erçel ve Çetin Hacaloğlu.
Bazı İzmir’li iş adamlarının katıldığı toplantıda 24 Ocak kararlarını izleyen gazetecilerden üçü var, Osman Arolat, Bilal Çetin ve ben.
ÖZAL’IN DEMİREL’E MEKTUBU
24 Ocak’ın amacı yokluklara, döviz kıtlığına son vermek, yüzde 140’lara tırmanmış enflasyonu frenlemek, kamu açıklarını kapatmak, ihracatı artırmak, ekonomiyi dışa açmak ve asıl serbest pazar ekonomisine geçmek.
Yokluklarla birlikte kamu açıkları öyle ki, örneğin banliyö tren bileti 75 kuruş. Oysa, biletin sadece kağıt ve baskı maliyeti 80 kuruş. Yıllarca popülist politikalar Türkiye’yi batağa saplıyor.
Büyük zamlar gerek. Ve devalüasyon. Çok cesur olmak zamanı. İktidarda Demirel’in Adalet Partisi azınlık hükümeti. Kararların mimarı ve kaptanı Turgut Özal.
Özal ekibiyle kararları hazırlıyor, Demirel’e mektup yazıyor, yanında Yıldırım Aktürk var:
“Bu kararları almazsanız, Türkiye iyice batar ve sizin siyasal ömrünüz bir daha bu işler için yeter mi, bilemem. Alırsanız, mutlaka başarı diye bir kural yok, ama önümüz aydınlık olabilir”.
Zamlı, yüzde yetmiş devalüasyonlu, dış ticareti liberalleştiren, yabancı sermayeyi teşvik eden Cumhuriyet ekonomisinde makas değiştiren yaklaşık yüz sayfalık karar dizisi Bakanlar Kuruluna geldiğinde, Başbakan Demirel:
“İmzalar 45 dakikada bitecek, istemeyen imzalamayabilir, o zaman o bakan arkadaşım guruba dönebilir”. İmzalamayan istifa etsin, anlamında.
Renkli anektodlarla dolu önceki gecenin tadı damağımda.

“70 sente muhtaç” sözünde Japonların rolü

TÜRKİYE’nin döviz kıtlığını anlatan en ünlü sözlerden biri dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e ait: “Türkiye 70 sente muhtaçtır”.
Neden 70 sent, geçen akşam perde arkası anlatılıyor.
1980’de yurt dışı maaşlar gönderilirken, Japonya Büyükelçiliğimize de dolar cinsinden toplam maaşlar gönderiliyor. Maaş toplamı 10.500 dolar 70 sent gibi. Türkiye’den 10.500 dolar gitmiş, ama 70 sent gitmemiş.
Büyükelçilik Japon bankasından çekeceği para için hazırladığı çeke tam miktarı yazıyor, 10.500 dolar 70 sent.
Gönderilen parada 70 sent olmadığı için, Japon bankası çeki kabul etmiyor.
Türkiye’de, “Japonlar çeki karşılıksız buldu” türünde haberler çıkınca, Demirel, “70 sente muhtacız” diyor.

İlk yabancılar Japonlar

YILDIRIM Aktürk belli bir incelemeden sonra Turgut Özal’a gidiyor:
“Bizde üretilen sanayi ürünleri dışarıyla kolay kolay rekabet edemez. Rekabet için dışa açılmamız gerek”.
Türkiye o sırada dışa kapalı, ithal ikamesine dayalı, devlet desteğinde mal üretiyor. Özal farkında, Aktürk’e anında talimat veriyor:
“Git, Japonları getir buraya”.
Çeşitli sanayi ürünü üretmek için Türkiye’ye gelen ilk yabancılar o tarihte Japonlar.

Yüzerken vergi yasası talimatı

TURGUT Özal 24 Ocak kararlarını destekleyen yeni bir vergi yasası üzerinde duruyor. Gelirler Genel Müdürü Ahmet Sanver Doğu ile çalışıyor.
Siyasiler ve iş dünyası değişikliğe kıyısından köşesinden parmak atmak çabasında. Özal değişikliği her türlü etkiden uzak yapabilmek için, Genel Müdür Doğu ile Antalya’ya gidiyor.
Birlikte denize giriyorlar. Kimse duymasın diye, yasanın ana hatları denizde çiziliyor.

Darüşşafaka Urla tesisleri

TOPLANTININ düzenlendiği Darüşşafaka Urla Tesisleri harika bir kompleks.
Bağışlarla yapılmış olan, yine bağışlarla işletilen tesiste yaşlı insanlar için her türlü konfor var. Bağış yapmış 50 kişi orada sürekli kalıyor. Doktor ve hemşire nezaretinde çeşitli sporlar, sinema ve oyun salonu, değişik uğraşlar için her türlü malzeme, lezzetli yemeklerle beş yıldızlı
otel konforunda odalar.
Kapasitesi 160-170 kişi. Doğanın ortasında iyi işletmecilik ve iyi hizmetle Darüşşafaka tesisleri örnek bir huzur evi.

X