Oya Berberoğlu: Sezer'in mesajı devletin küçülmesi

Oya BERBEROĞLU
Haberin Devamı

ÇOK umutluyuz... Bir politikacının yerine hukuk adamının Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olması çoğu kişiyi sevindiriyor. Değişim isteğinin fırsatı yakalanıyor...

Hele Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in mazbatasını aldığı günkü konuşması, özlenen, beklenen mesajları içeriyor. Anayasa'nın değiştirilemez maddesindeki kuralları seslendiriyor öncelikle ama inandırıcılık olgusu öne çıkıyor kuşkusuz. Söz veren, ileriye yönelik kuvvetli mesajlar sunan politikacı değil çünkü. .

Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmasını dikkatle dinliyoruz. Sistemin tıkanan noktaları, sorunların kaynağı özenle ortaya seriliyor. Kurallara uymamak ve kurumlaşamamak olgusunun altını çiziyor. Çok önemli bir konuya daha parmak basıyor. Kamu harcamalarının sıkı kontrolü...Mesaj daha derin bir anlam da taşıyor. Kamu harcamalarının azaltılması, devletin küçülmesi...

Bu noktada aklıma, hafta içinde katıldığım toplantıdaki tartışmalar geliyor. Finans Dünyası (FİDYAK)'nın geleneksel buluşmalarından biriydi. Konuk, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal idi. İşadamı, bankacı, eski-yeni bürokrat FİDYAK üyeleri toplanmıştı.

Bakan Önal'ın sağında ve solunda oturanlar ekonominin ağır toplarındandı. Yavuz Canevi, Yener Dinçmen, Tevfik Altınok, Zekeriya Yıldırım, Prof.Dr. Memduh Yaşa, Şeref Özgencil, İshak Alaton...

Önal, sunuş konuşmasından sonra soruları yanıtlıyordu. Enflasyonu düşürme programının sapmadan uygulanması temenni ediliyordu. Uluslararası reyting kuruluşlarının Türkiye'nin kredibilitesine ilişkin verdikleri notların yükselmeye başlaması dolayısıyla rehavete kapılmamak gerekliliği üzerinde duruluyordu. Hatta Yıldırım Aktürk, ‘‘İyimserliğe kapılmayalım. Bize uluslararası kuruluşların verdiği reyting bu değil. Maalesef Türkiye hálá Çiller'in bıraktığı reytingde. Yatırım yapılabilir ülke statüsünde değil’’diyordu.

O toplantıda öne çıkan konu da kamu harcamaları ve devletin küçülmesi oluyordu. Aktürk, soruyordu. Katılımcılar da aynı görüşteydi. ‘‘Artık devletin küçülmesi, merkezi hükümetin öncelikli gündemi olmalı...’’ Yıllardır söylenen mahalli idareler ve personel reformu zorunlu. Kamu bankalarının özelleştirilmesi, bakanlık sayısının azaltılması. Hatta tarım, sanayi bakanlıkları dahi. O zaman ancak devlet içinde verimlilikten ve verimli istihdamdan söz edilebilirdi.

Bakan Önal, Türkiye'de az bakanlı hükümetler olduğunu, ‘‘pek yararının görülmediğini’’ söylemekle birlikte devletin küçülmesi gereğini anlatıyor, ekonominin üç bakanlıkla yürütüldüğünü anımsatıyordu. ‘‘Belli noktalarda azaltılabilmeli. Hükümet'te bakanlık sayısının azaltılması kararı henüz yok. Bizi aşan konular, parlamentonun işi. Ama spor, orman, turizm bakanlıkları kaldırılabilir.’’

Siyasilerin bakanlık sayısının azaltılmasına sıcak yaklaşacaklarını sanmıyorum. 550 bakanlık olsa da rahat etseler. İstikrar da hiç bozulmaz o zaman! Bakanlık isimlerini duyar gibi oluyorum...

Danışmanlık hizmeti veriyor mu?

AVUKAT Ahmet Pekin, yazılar ürerine aradı.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar, Ahmet Pekin'in yeğeni Selin Kibar'la evlendi. Selin Hanım, Ahmet Pekin'in kızkardeşi avukat Şefika Barlas'ın kızı. Ancak iki kardeşin arası pek iyi değil.

Biz geçen günkü yazımızda, Ankara'daki bir iddiaya kısaca yer vermiştik. Selin Kibar'ın Ahmet Pekin'in avukatlık bürosunda çalıştığının söylendiğini. ÖİB'ından bazı faksların hem Selin Hanım'ın evine hem de bu avukatlık bürosuna gönderildiği de savunuluyordu.

Ahmet Pekin, ‘‘Selin kızım gibi sevdiğim biri. Ancak Selin benim büromda çalışmıyor. Annesinin bürosunda çalışıyor. Ben hiçbir zaman devletten iş almadım. Öİ'ne de danışmanlık yapmadım. Yabancı firmalarla çalışıyorum’’ diyor özetle. Ahmet Pekin'in avukatlık şirketinin adı Pekin&Pekin. Sanayi Bakanlığı'ndan tescilli bir marka.

Kardeşi Şefika Barlas'ın avukatlık bürosunun adı ise M. Fethi Pekin-Şefika Pekin olarak geçiyor. (Şefika Hanım, avukatlık konusunda Pekin soyadı ünlü olduğu için herhalde kızlık soyadını kullanıyor şirketinin isminde.)

Akıllara şu geliyor. ÖİB Başkanı Uğur Bayar'ın artık kayınvalidesi olan Şefika Hanım'ın avukatlık şirketi acaba Özelleştirme İdaresi (Öİ)'ne danışmanlık hizmeti veriyor mu? Ya da bizim özelleştirilecek kuruluşlarımızla ilgili olarak seçilen herhangi bir yabancı danışman firmanın bu bağlamda yurtiçi hukuki danışmanlığını yapmış mı? Yapıyor mu?

Ben de gördüm!

DEVLET Bakanı Edip Safter Gaydalı, geçenlerde bir grup milletvekiliyle Sıvas Divriği'ye gidiyor... Demir çelik işletmelerini ziyaret ediyor. Tabii şeref defterini imzalaması gündeme geliyor. Ansiklopedi gibi kalın bir şeref defteri. Ama ancak 4-5 kişi düşüncelerini yazmış, imzalamış. Demek ki buraya fazla uğranmamış.

Eski Cumhurbaşkanlarından İsmet İnönü'nün, Celal Bayar'ın, Kenan Evren'in imzaları varmış söylendiğine göre.

Gaydalı, bizim Şükrü Küçükşahin'e anlatmış: ‘‘İsmet İnönü, deftere, ‘Geldim Demirdağı'nı gördüm' diye yazmış. Ben de altına ‘Ben de' diyerek imzayı bastım’’ demiş.

Bakan Gaydalı'yı aradım. ‘‘Ben de gördüm’’ deyip gülerek durumu anlattım. Şükrü Küçükşahin'e espri yaptığını söyledi. Sevgili Şükrü, bana ciddi ciddi anlattığına göre Bakan Gaydalı, Şükrü'yü fena halde kandırmış... Tabii Edip Bey, deftere duygularını yazıp imzalamış...

O gezide maden ocaklarına da inilmiş. Yerin 600 metre derinine... ANAP Milletvekili Miraç Akdoğan, aşağıda oksijen azlığından sararıp solmuş. Yeryüzüne çıkınca anlatmış. Ocakta ‘‘Allahım ben sana ne kötülük ettim de beni milletvekili yaptın. Bu cehennemin dibine indirdin’’ diye sitem etmiş. İyi ki de maden ocaklarına inmişler. Hiç olmazsa işçilerin durumunu daha iyi anlamışlardır.

Yazarın Tüm Yazıları