Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Değer tesbiti ve ihale komisyonu

Oya BERBEROĞLU

DÜNYA Ticaret Örgütü'yle yapılan anlaşma gereği Telekom tekeli 2003 yılında kalkıyor.

Bakanlar Kurulu, 1998 yılında, Türk Telekom'un yüzde yüzünün 10 milyar dolardan aşağı satılamayacağını karara bağlamıştı. O zaman tekelin kalkmasına 5 yıl vardı.

Telekom'la ilgili şimdi bir değer tesbiti gerekir mi? Gerekli diyenler var, yeni değer tesbiti yapılmaması eleştiriliyor. Çok farklı rakamlar telaffuz ediliyor. 5 milyar dolardan 60 milyar dolara varan. Yani o kadar uçurum var ki gerçeği ne? Taliplerin teklifleri açıldığında bir fikrimiz olacak. Duyduğuma göre Telekom, yabancı bir firmaya değer tesbiti yaptırıyor.

Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'yla konuşuyoruz. Değer tesbitine gelelim. (Telekom özelleştirmesini, hukuki boyutunu daha çoook yazacağız.) Bakan Yalova, Telekom'da yeni değer tesbitine gerek duymamakla beraber, değeri revize etmenin sorun olmadığını, merak etmememiz gerektiğini, Telekom'un ‘‘ucuza’’ gitmeyeceğini anlatıyor. Devam ediyor:

‘‘5 yıllık istifadesi olan bir şeyde iki yılı gitmişti demek işime gelmiyor açıkçası, değeri düştü gibi bir anlam çıksın istemiyorum. İhale Komisyonu, '98 den bu yana Telekom'da yaratılan değeri, yarışma sırasında gözönünde bulundurmakla yükümlü. Komisyondan çıkacak tutar onay için Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz Hocama gidecek, Bakanlar Kurulu'nda tartışılacak. Ordan Cumhurbaşkanına gidecek. Tutar işimize gelmezse onaylamayız. Bütün bu aşamalardan geçecek tutarı, değeri bulmuş olarak addetmek gerekir.’’

Telekom İhale Komisyonu'nda işler karışıyor. Bu komisyon 5 üyeden oluşuyor. Hazine, SPK, Telekom, Öİ ve Ulaştırma Bakanlığı'nın temsilcileri var. Telekom'u, Genel Müdür İbrahim Hakkı Alptürk temsil ediyor. Alptürk'ün ihale komisyonundan çekileceği söylentileri dolaşıyor. Alptürk'e, ayrılıp ayrılmayacağını soruyorum: ‘‘Can sıkıcı şeyler oluyor, düşünüyorum’’ diyor. Can sıkıcı şeyler neler acaba? İleride anlayacağız...

Dübelle yapışkanın uyduya yaptığına bak

HER telefon açan, her gören, ‘‘Gittiniz de bir uyduyu fırlatamadan geldiniz’’ diyerek selamlıyor bizi.

Fransız sömürgesi Guyana'ya (Güney Amerika'da) gittik ya... 3. uydumuzu uzaya fırlatma törenini izleyecektik, olmadı. Teknik arızalar çıktı.

O uydu ve füzenin yapımında rol alan onlarca ülke düşünsün. Alcatel Space, Arien Space sorumluluklarını kabul ediyorlar. Teknolojilerinin tartışılması, yeni müşteri bakımından zora girebilirler. Ama teknolojide sıfır risk olmaz bu gerçeği de kabul etmemiz lazım.

Türkiye 300 milyon dolara anahtar teslimi uydu işini verdi. Füze, uydu yapıldı, ama Guyana'daki uzay üssü Kourou'dan fırlatılması, çıkan arızalar dolayısıyla iki kez ertelendi. Ben ertelenmesine üzülmedim. Geç olsun, uydunun ömründen yenilmesin, patlama gibi, yörüngeye oturmama gibi daha büyük sorunlarla karşılaşılmasın. Uydumuzu Avrupa'da 15 ayrı ülkede 22 firma yaptı. Füzeyi de 12 ülke.

Biz Türkiye'ye döndüğümüzde de arızanın tam anlamıyla ne olduğu anlaşılamamıştı. İlk teknik arıza füze kapsülü veya kılıfı diyelim, orada başgestermiş. Küçük bir parçasını düşünün, bazı delikler varmış bu deliklere dübele benzeyen şeyler takılıyor, zamklanıyormuş. Öğrendiğime göre bu yapışkanlar fazla kaçmış, hava sıcaklığıyla genleşince kılıfta bombe oluşmuş. Bu tamir edilmişti. Ama pazartesi günü uydunun uzaya fırlatılacağı gün atışa iki saat varken uzay istasyonundaki kumanda odasında öğrendik ki arıza füzeden sonra uyduya sirayet etmiş. Tamir edilen kılıf füzeye biraz sertçe yerleştirilmişmiş. Kesin olmamakla birlikte denilen o ki uydunun elektronik kafası mesajı alıyor ama iletmiyor...

Dün öğrendiğime göre arızalı parçaları tamir etmek yerine uydu yetenekleriyle fırlatılacak. (Her parça yedekli zaten) Füze ve uydu platformundan söküldü, roket tankları boşaltıldı. Bakalım testler önümüzdeki ay fırlatmayı mümkün kılacak mı?

Yutmadım yutkunmadım

ULAŞTIRMA Bakanı Enis Öksüz'ün Telekom özelleştirmesiyle ilgili bakışını, hassasiyetini biliyorum. Özelleştirmede samimi olduğunu da. Prof. Dr. Öksüz'le ilgili izlenimim içten, art niyetsiz, kamu çıkarı gözeten bir insan olduğudur.

Telekom özelleştirmesinde bakanlar arasında yaşanan kararname krizinin özü, özelleştirmeye taraf ya da karşı olmak değildi. Usul ve hukuk boyutu vardı. Yanı sıra acaba diyorum siyaset kurumunun KİT'lerdeki etkisinden başka şeyler mi oluyordu da biz bilmiyorduk...

Cevabını alamadığım sorularım vardı. Telekom'la ilgili o kriz gecesi toplantısından (Öksüz'ün kararnameyi imzaladığı gece) basına yansıyan Bakanlar Hüsamettin Özkan, Yüksel Yalova ve Enis Öksüz arasında geçtiği belirtilen diyalogları. Seviyesi tartışılır, onur kırıcı olduğu muhakkak.

Enis Öksüz, bu konuda konuşmaktan kaçınıyor. Sadece, ‘‘Bana hiç sorulmadı sen ne dedin be kardeşim diye. Ben yutmadım, yutkunmadım, boğazımda duruyor. Bazı şeylerin kapalı kalması lazım. Zamanı gelince açıklarım’’ diyor.

Telekom'la ilgili sorularımı taca atıyor, fıkralar anlatıyor, ‘‘Bunu Süleyman Demirel'den öğrendim. Soru yağmuruna tutulunca, konudan uzaklaşmak isteyince fıkra anlatır’’ diyor gülerek. Anlattığı fıkralar manidar. (Onları da bu sütunda okuyabilirsiniz.)

Özetle Öksüz Telekom defterini kapatmış durumda. Uzaktan izliyor. ‘‘Haksız yorumların yapıldığı münakaşanın içerisinde yeteri kadar oldum. Ben görevimi yaptım. Ülkenin yararına olacağına inandığımız hukuk içinde bir durum varsa hiçbir zaman problem adam olmadım, olmam’’ diyor. Halk kendine ait olan malının doğru fiyata, doğru usulle satıldığına inanırsa işadamı da siyasetçi de suçlanmaz diye devam ediyor.

O peyniri tek başına ye

HANİ dedim ya Prof. Enis Öksüz ara ara fıkralar anlattı diye.

Önce Bakan Öksüz'ün bazı özelliklerini aktarayım. Türkiye'de Beşiktaşlı, yurtdışında Galatasaraylı. 12 yıldır sigara içmiyor. Sigara dumanına da bazı meyve-sebzelere de alerjisi var. Alerjiye karşı ilaç kullanıyor, aksi halde gözyaşları sicim gibi akıyor. Rusça öğreniyor.

Gelelim Telekom sorularını taca atarken anlattığı manidar fıkraya:

Bir evin tabanı tahta döşeli. İki de delik var, araları 20 santimetre. Döşemenin deliklerinin altında iki fare konuşuyor. Biri ötekine diyor ki

- Şu delikten sıçrayıp öbür delikten girip buraya gelebilirsen sana bir kalıp beyaz peynir vereceğim.

Bu teklif çok hoşuna gidiyor diğer farenin. Bakıyor mesafe kısa bir saniyede atlar geçer gelir... Mesafe kısa da rüşvet buna göre çok büyük. Ayrıca teklifi yapan farenin çok cimri olduğunu da biliyor. Bu işte bir hile var, bir karışıklık var diye düşünüyor.

Delikten kafasını hafifçe uzatıp baktığında iki deliğin tam ortasında bir kedinin pusuda olduğunu görüyor. Ve teklifi yapan arkadaşı fareye şöyle diyor:

- O peyniri sen yalnız başına ye ben yemek istemiyorum!

Her şey 20 dakika için

MERAKLILARINA biraz teknik bilgi. Uydu'nun ömrü 15 yıl. 3.5 ton ağırlığında, yarısı yaşamını sağlayacak yakıt. Uydunun yörüngesi 36 bin kilometrede. Ekvator düzleminde. 42 derece Doğu meridiyeninden bize sinyaller verecek. Tıpkı Türksat 1C gibi.

Füze tabii uyduyu bu kadar bin kilometreye kadar taşıyamıyor. 200 kilometreden sonra ayrılıyorlar. Dünyanın çekim kuvvetiyle de uydu 36 bin kilometreyi katedip yörüngeye oturuyor. Fırlatma ve ayrılma işlemi sadece ve sadece 20 dakika sürüyor. Yörüngeye 12 günde oturuyor. Sonra elektorink hafza devreye girerek fırlatılma anından itibaren 3 hafta sonra uydu hizmete giriyor.

Türkiye (uydu bakımından) uzayda, dünyada 4. Avrupa'da 3. büyük ülke.

Türksat 2A'nın faydası ne? Bir kere kapsama alanı çok geniş. Avrupa'dan, Orta Asya'ya, Rusya'ya, Çin'e, tüm Hindistan'a, Güney Afrika'ya kadar. (Yerde hareketli iki anten var.) 50-60 santimlik küçücük antenlerle, yön değiştirmeden 300 yakın tv kanalı seyredilebilecek. Türkçe konuşulan her yere ulaşılabilecek filan. Eee tabii dijital tv'ler beklemede. Hünüz uzaya fırlatılmadan kanalları tümüyle satılan ilk uydu bu. 28 kanaldan 10'unu Çukurova (Digitürk Şirketi), 11'ini Uzan Grubu'nun Star Digital firması, 7'sini de Doğan Grubu'nun Dijitv'si satın almıştı.

X