Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Büyük Kulüp'te büyük yarış

Oya BERBEROĞLU

Daha seçimlere bir hayli zaman var. Ama kulisler çok hareketli. Yarış kızışacağa benziyor...

İki başkan adayı tatlı tatlı çekişiyor. Üyelere mektupların biri gidiyor biri geliyor... Seçim ofisleri, yemekli toplantılar, seminerler... Herşey Büyük Kulüp için...

Cercle D'Orient yani Şark Kulübü. Taa 1882 yılında İstanbul'da kuruldu. Kurucularının çoğunu levantenler, azınlıklar, yabancı uyruklular oluşturuyordu. İstanbul'un en gözde zenginleri, ileri gelenlerinin kulübü Serkldoryan'a Osmanlı erkanından prensler, paşalar da üye olmuşlardı.

Cumhuriyet'in ilanıyla adı Büyük Kulüp olarak değiştirildi.

İşte aydınların, işadamlarının, politikacıların, bürokratların, diplomatların, üst düzey askerlerin üyesi olduğu bu kulüpte 26 Mart'ta seçim var. Cumhurbaşkanları ve başbakanların şeref üyesi olduğu, şu anki Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı'nın asil üyesi bulunduğu, Çevik Bir'den İlhan Kılıç Paşa'ya kadar çok sayıda paşanın üyesi olduğu kulüp.

Büyük Kulüp'ün iki dönemdir ve hali hazırdaki Başkanı işadamı Duran Akbulut. Aymasan A.Ş.'nin sahibi. Cankurtaran Holding'in eski patronlarından. 38 yıldır Büyük Kulüp üyesi, başkanlığa tekrar aday.

Diğer aday ise Yüce Auto ve Katalonya şirketlerinin sahibi. Skoda marka otomobillerin Türkiye distribütörü. Sıkı Galatasaraylı. Galatasaray Liseli Galatasaraylılar'dan. Otomobil İthalatçıları Derneği'nde başkanlık da yapmıştı. Şimdi Onursal Başkan. Orhan Yüce de Büyük Kulüp'ün 37 yıldır üyesi.

Dediğim gibi gibi iki aday arasında sıkı bir seçim yarışı var. Ayrıntılı seçim kampanyaları yapıyorlar. Derneğin 5 bin 600'e yakın üyesine gönderilen mektuplar, üyelerle yapılan toplantılar bir yana, örneğin Orhan Yüce kulüp tesislerine yakın yerde açtığı seçim ofisinde de yoğun faaliyet içinde. İnternette web sitesi bile var.

Adaylarla seçim üzerine konuştum. İkisi de iddialı. Tabii hedefleri Kulübü etkin hale getirmek. Zaten üyeler adayların neler vaadettiğini gönderilen mektuplardan, katıldıkları toplantılardan biliyorlar.

Duran Akbulut, kulübün kamuoyuna açık olması taraftarı değil. Basına çıkmaktan pek hoşlanmıyor, ‘‘Burası bir aile kulübüdür. yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır, reklamı sevmeyiz’’diyor.

Orhan Yüce, daha çok gençlere ağırlık veriyor izleyebildiğim kadarıyla. ‘‘Burası ikinci bir ev olmalı. Türkiye'nin en elit insanlarının üyesi olduğu bu kulübe bu insanlar gelemiyorlar. Biz zihniyeti değiştireceğiz maddi durumuna göre değil herkes itibar görecek’’ diyor.

Dediğim gibi iki aday da çok iddialı. Hatta Orhan Bey, kazanacağına kesin gözüyle bakıyor, yüzde 70 alırım diyor. Bakalım kim ipi göğüsleyecek.

Baronların, paşaların yönettiği, üyesi olduğu, aklınıza gelebilecek tüm zengin, tanınmış kişilerin kulubü Büyük Kulüp'teki seçim hayırlı olsun....

Unutmadan belki merak etmişsinizdir. Buraya üyelik öyle kolay değil. Balotaj Kurulu'nun onay vermesi gerekiyor. Yıllık 40 milyon lira ödeniyor, giriş için 6 milyar lira gerekiyor... Ama paradan önce saygınlığa bakılıyor...

BAŞKANLAR

Baron de Hirschfeld (1882)

Mohsin Khan (1883)

S.E.M. de Melidow (1891)

Prince Maurocordata (1899)

Baron de Calice (1902)

Comte du Dudzcele (1906)

Baron de Marschall (1909)

S.E. Mahmoudmoukhtar (1912)

Baron de Kangenheim (1913)

Said Halim paşa (1915)

M. Reşit Paşa (1919)

G.O. Wallenberg (1922)

A. Hamid Tarhan (1935)

Cemil Topuzlu (1936)

Fethi Okyar (1942)

Numan Menemencioğlu (1944)

Necmeddin Sadak (1946)

Saffet Bastimar (1953)

Tevfik Rüştü Aras (1955)

Cavit Ekin (1956)

Dr. Mükerrem Sarol (1958)

Hüsnü Çakır (1960)

Dr. Hamdi Akça (1964)

Dr. Ali Esad Birol (1965)

Sahir Kurutluoğlu (1971)

Raif Dinçkök (1976)

Bülend Ulusu (1994)

Duran Akbulut (1996)

Bizim ‘Koto’ çok hoş adam

ANKARA'da ona artık kısaca ‘Koto’ demeye başladılar.

Görüşmeler sıklaşıp, ilişkiler yoğunlaşınca, üstüne üstlük bir de İtalyan olunca pek samimi olduk... Tabii Carlo Cottarelli'nin sempatik ve hoş bir adam olmasının etkisi de var...

Türkiye ile Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun yaptığı stand-by anlaşması (daha önce de çok oldu) malumunuz. Ama şimdi her iki taraf için de deniz bitti ve enflasyonu düşürme programını fire vermeden uygulamak istiyorlar. IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli de yine Ankara'daydı. Bakanlardan bürokratlara, işadamlarına kadar bir dizi görüşme yaptı. Birkaç aya kadar Ankara'da bürolarını açınca Türk ekonomisini izleme, kararları gözleme durumları rutin hale gelir artık. Hazine bu sefer çok sıkı tembihlemiş. Corla Cottarelli'ye yapılan, ‘‘basınla temas etme, heryerde konuşma, İstanbul'da görüşmelerde bulunma’’ baskısının da anlamı kalmaz...

Bizim taraf aslında çok da haksız değil. Sanki herşeyi IMF dikte ettiriyormuş, onlar öğretmen biz öğrenciymişiz gibi bir hava hasıl oluyor. Bizimkiler alınıyor doğal olarak... Böyle yoğun ilişkilerde alınganlık olmaması mümkün mü? Cottarelli de kırılıyor, bozuluyor, inciniyor...IMF bürosu konusunda hafife alındığını düşünüyor. Ankara'daki bir işadamına yakınmış. Ayrıca ‘‘bu kararları IMF'nin dikte ettirmesi, dayatması diye bir durum yok. Hükümetinizle beraber gereğini yapıyoruz’’ diyormuş.

Carlo Cottarelli ki şimdi ona ‘Koto’ diyor Ankara'dakiler. İstanbul'daki işadamlarına ‘‘Bizim koto şöyle dedi’’ muhebbeti yapıldığında henüz İstanbul'dakiler ‘‘Koto da neymiş’’ diyerek Fransız kalıyorlar...

Halk zaten hep Fransız durumunda...

Ek vergi yok inanın

Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, ilk hoş beşten sonra Cotarleli'ye ‘‘Hep siz soruyorsunuz, bu kez önce ben soracağım’’ demiş ve devam etmiş:

- Birbirimizin işini kolaylaştıralım. (Cottarelli kahkahayı basıyor). Soruyorum sana ek vergiler tekrar gelecek mi? Cottarelli, ‘‘Yok gelmeyecek’’ deyip gülüyor, programımızda yok diyor.

Şimdiye kadar hiç toplanmamış, ağırlıklı olarak kamunun temsil edildiği Ekonomik ve Sosyal Konsey'in özelleştirilmesi gerektiğini söylüyor de söylüyor Çağlayan. Cottarelli çok haklısınız diyor yine gülerek...

İyimser hava devam ediyor ama herkes Nisan’ı bekliyor. Programın gerçek resmini görmek için.

Çağlayan diyor ki, ‘‘IMF Mayıs'ta tekrar gelecek. Tencere dibin kara senin ki benden kara durumları. Yani her şey Mayıs'ta ortaya çıkacak. Hepimiz veriyoruz. Dananın kuyruğu Nisan'da kopar. Şubat enflasyonu biraz daha dşüyük olur. Ama ilk üç ay yüzde 15 olursa herkese hayırlı işler!’’

X