Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Birleşmeler başlıyor

Oya BERBEROĞLU

HAFTA başı Ankara'da üst üste mali kriz toplantıları oldu.Pazartesi gecesi, iş dünyasının önde gelenleri apar topar Başbakanlığa gitmişlerdi.Salı gecesi de bazı banka patronları ve yöneticileri Başbakanlık Binası'ndaydı. Piyasa yapıcısı büyük bankalar...

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Yapı Kredi Bankası'nın patronu Mehmet Emin Karamehmet, Garanti Bankası'nın bağlı olduğu Doğuş Gurubu İcra Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Akbank Murahhas Azası Özen Göksel...

Mali krizin patladığı ‘Kara Çarşamba’ diye adlandırılan bankalararası savaşta yer alan iki banka temsil ediliyordu toplantıda.

Üç gün önce bankasına BDDK tarafından el konulan Demirbank'ın o geceye kadarki sahibi Halit Cıngıllıoğlu ise geçen hafta boyunca Ankara'da kamp kurmuştu. Toplantıya çağrılmamıştı. Sektörün en büyük bono ve devlet tahvili porföyüne sahipti. Artık káğıtla çark dönmüyordu.

BDDK Başkanı Zekeriya Temizel'in de bulunduğu salı geceki toplantıda, bankacılara verilen mesaj neydi?

İyi haber alan kaynağıma göre bu bir ‘‘kulak çekme ve telkin’’ toplantısıydı.

Şöyle dedi:

‘‘Aslında kulak çekmekten de öte bir mesajdı. Manipülasyonlar, spekülasyonlar- ayağınızı denk alın, sektörün derlenip toparlanması toplantısıydı. Kibarca telkinler diyelim. Hükümete ciddi şikayetler geldi. Kimse kör değil. Bu kulak çekme operasyonu bir müddet gider. Banka birleştirmelerini bekleyin. Tasfiyeleri de...’’

Kriz işaretini ağustosta verdi

SON aylarda bankacılıkla yatıp bankacılıkla kalkıyoruz, soygunlarla, suistimallerle, malumunuz. Üç haftadır da mali kiriz öne çıktı.

En profesyonel banka yönetecilerinden sayılan, başarılarıyla ödüller kazanan yılların bankacısı bir tanıdığımı aradım önceki akşam. Yıllarca Türkiye'nin en büyük bankalarından birini yönetti. Şimdi de yine büyük bir grubun bankasının başında. Bilgisine, objektifliğine itibar ettiğim biri.

Sorularım üzerine, mali krizin geliş emarelerinin taaa geçtiğimiz ağustos ayında ortaya çıkmaya başladığını (Hazine itfalarının büyük bölümünün piyasada bırakılarak) belirtip, Hükümet'in gecikmiş kararlarından, özelleştirmelere, yabancıların ürkmesi-piyasadan çekilmesine kadar ay ay etap etap örnekleriyle anlattı. Son tahlilde piyasadan döviz çekilmesi, TL hacminin daralması... Özetle ‘‘faizlerin yukarı çıkacağı beklediğimiz bir gelişmeydi’’ diyerek.

Bankalararası rekabetle su yüzüne çıkan mali krizle bazı bankalarda yaşananı, ‘‘Kendim ettim kendim buldum’’ sözüyle özetliyor. ‘‘Özkaynakların çok çok katı- inanılmaz ölçülerde sabit gelirli káğıt portföyüne girilmiş. Sermayeyi alıp götürebelir, götürüyor da. Faiz riskini yönetenlerin bunu bilmeleri lazım. Kur riski, bankacılar çok iyi biliyorlardı, açık pozisyonlarla bu riskleri aldılar’’ diyor.

Her bankada devlet káğıdı bulunduğunu, az ya da çok etkilendiklerini söylüyor.

Peki bundan sonra neler olur?

Yanıtı şu oluyor:

‘‘Bütün zararları devlet üstlendi. Bu maliyetlerden devlet nasıl kurtulacak? Ülkenin kaynakları zaten kıt. Bu ortamda yabancıların da gelip bu bankaları alacağını sanmıyorum. Farklı şekilde olması lazım.’’

Nedir o farklı şey?

‘‘Tasfiye. Diğer ülkelerdeki örneklere baksınlar. Bu piyasa mekanizması içinde tasfiye lazım. Zararın karşılanması değil!’’

Ecevit sadece bir sigara içti

MALİ krizin tüm sektörleri etkisi altına almasıyla beraber işadamları örgütleri arasında telefon zinciri kuruluyor... Zaten oda meclislerinde büyük hassasiyet var, bir an önce Hükümet'le görüşme talepleri yükseliyor.

12 Aralık'ta TOBB Genişletilmiş Yönetim Kurulu toplantısı var. Başbakan Bülent Ecevit bu toplantıya katılacak. ‘‘Ama o güne kadar beklemeyelim acil randevu alalım’’ görüşü ağırlık kazanıyor.

4 Aralık Pazartesi günü işadamları örgütlerinin başkanları arasında telefon trafiği hızlanıyor. Fuat Miras, Erkut Yücaoğlu, Zafer Çağlayan, Mehmet Yıldırım, Hüsamettin Kavi, Sinan Aygün, Okan Oğuz, Eşref Cerrahoğlu...

TOBB Başkanı Fuat Miras hemen Başbakan Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ı arıyor. Özkan, ‘‘Tamam, süratle gelin’’ diyor. Fuat Miras, randevuyu diğer dernek ve oda başkanlarına haber veriyor, apar topar karayoluyla Ankara'ya ulaşıyor. Ve diğer işadamlarıyla buluşup Başbakanlığa gidiyorlar.

Toplantı, Başbakan Ecevit'in odasının karşısındaki heyet kabul salonunda oluyor. Ecevit, işadamlarıyla hem gelişte hem gidişlerinde tek tek tokalaşıyor. Toplantı 1.5 saat sürüyor. Çay servisi yapılıyor. Ecevit ilk sözü Miras'a veriyor. Sonra diğer işadamları konuşuyor. Sigara tiryakisi Başbakan sadece toplantının ortalarına doğru bir sigara içiyor. Görüş beyan etmiyor, not alıyor. Hüsamettin Özkan da öyle, sürekli not alıyor. Ecevit bir şey sorarsa Özkan o zaman konuşuyor...

İşadamları reel sektörün sıkıntılarını anlatıyor, bankalar şikayet ediliyor, devalüasyona izin verilmemesi, IMF'ye kredi için baskı yapılması gereği üzerinde duruluyor. Hükümet uygulamalarına, yapısal reformlara karşı iş dünyasının görüş-eleştiri ve taleplerinde, Hükümet'in de vaadlerinde takvim üzerine takvim açıklamaktan başka değişiklik yok. (O gece kamuoyuna ekonomik istikrar programın süreceği, iş dünyasının desteklediği, devalüasyon olmayacağı, IMF'den kredi geleceği açıklamaları yapılıyor.)

Biliyorsunuz 6 Aralık ve IMF'nin kredi kararlarıyla mali piyasalar biraz yatıştırıldı.

Reel sektör beklemede.

İşçi, çiftçi, esnaf, küçük sanayici, dar ve sabit gelirliler zaten yıllardır, sabreden derviş de muradına ermemiş durumunda.

Hayırlısıyla 3 yıllık istikrar programı, dolayısıyla tek haneli enflasyon için sabredip muradımıza ermek istiyoruz da!

İşte bu ‘da’ çok mühim. Bilmem anlatabiliyor muyum...

X